Gönderi

Bir arkadaşım, nişanlısından Trabzon seti istemiş. Ancak nişanlısı, maddi durumu elvermediği için bunu karşılayamayacağını söylemiş. Sonuç olarak artık nişanlı değiller. Bazen bazı ailelerde, özellikle baba evinde eksiklik yaşamış kızlar, karşı taraftan sınırını aşan beklentilerde bulunabiliyor. Bu da bana göre oldukça görgüsüzce bir tutum. Çocuğun durumu yerinde olsa, zaten en iyisini yapmak isterdi, buna eminim. Ama evliliği tamamen maddi beklentiler üzerine kurmaya çalışmak çok yanlış. Ne yazık ki bazı kızlar bu konuda oldukça hoyrat davranabiliyor.
··5 alıntı·
1 +1'leme
·
39,9bin Gösterim
69 Yorum
Çocuğu Allah kurtarmış fakat hep öyle kızlar kıymetli oluyor el üstünde tutuluyor maalesef alçakgönüllü kişilere hep ‘nasılsa’ ile başlayan cümleler kuruluyor.
Bence öyle insanlar asla mutlu olmuyor. Onların kıymetinin bilindiği de doğru değil.
1 yanıtı göster
Çalıştığım kurumda yabancı milletlerden evlenen iki arkadaşım var ve ikisi de çok mutlu. Şöyle ki , İki arkadaşımın eşi de evlenirken hiçbir şey istemedi. sade bir nikâh töreni, kiralanan eşyalı bir ev ! ( Dikkat ediniz lütfen, evde kendisinin değil eşya da ve yeni evli bir çifte yetecek büyüklükte evler 1+1 ve 2+0 şeklinde evler) Ne altın, ne bilezik, ne burma , ne gösterişli saçma merasimler. Ne ev ne araba... Zira gösterişe verecekleri parayı birisi yatırım yapmak üzere, diğeri de balayı için yurtdışı tatiline ayırdı. Çünkü ikisinin de eşleri "eşyanın mutluluk getirmediğini" bilecek olgunlukta. Ne mutlu onlara ki böyle devam edip her daim mutlu olsunlar demekten alamıyorum kendimi. Zira ülkemin genç hanımları (istisnai kişileri tenzih ediyorum lütfen üzerinize alınmayın) maalesef ki gerek sosyal medyada gerekse eş dost akraba vs de görerek bir "desinler" yarışına girmiş durumda. Aynı elbiseden renk renk onlarca. Aynı ayakkabı dan bir sürü. Bunun adı resmen müsrifliktir. Argo tabirle "gösteriş budalası" olmaktır. Uruguaylı eski devlet başkanı Jose Mujica "Dünya'nın en fakir devlet başkanı" ünvanına sahip kişidir kendisi , bir açıklamada şöyle demişti , "ülkemiz fakir fakat insanlarımız gösteriş seviyor. 3.5 milyon nüfusumuz var fakat 27 milyon ayakkabı ithal ediyoruz." Burası Türkiye . Nüfusu ve müsrifliği siz düşünün. Sadece ülkede israf ettiklerimiz ve gereksiz harcamalarımız bile nice ülkeyi kalkındırmaya yeter. Oysa biz gerek bireysel anlamda gerekse toplumsal anlamda borç batağında yüzüyoruz. Elbette bunun bir sürü sebebi var . (Kötü ekonomik koşullar, yönetimsel sıkıntılar, kişilerin maddi okur yazar olmamaları vs vs.) Fakat bir büyük sebepte bence ülkedeki "desinler" diye yapılan gereksiz harcamalardır. Konuyu dağıtmak istemiyorum. Bunun üzerine kitaplar var ve daha fazlası da yazılabilir. Sadece şunu demek istiyorum ; gençlik yıllarımda sevgili Kıraç''ın " razıysan gel" isimli bir parçası vardı. "Bir lokma ekmeğe, bir yudum su içmeye, annemden kalan şu yüzüğe razıysan gel benimle." Diye. O zamanlar böyle birini bulmak zordu. Artık şimdi neredeyse imkansız. Yine de o güzel parçayı buraya not olarak bırakalım sevenler olabilir. Kitapla kalın iyi okumalar. youtu.be/Hq9qU2kY1Hg?si=...
Çok güzel 👍
O kadar haklısınız ki… bende her duyduğumda söylerim “kadın baba evinde gormedigini kocadan bekliyor” erkekler sizin hizmetciniz köleniz değil. Baba evinde gormediginiz lüksü erkekten isteyemezsiniz. Bu tamamiyle çingenelik.!!!!
Olmaması iyi olmuş çocuk adına sevindim Allah kurtarmış
İşin garibi Hoyratça davranan lar kıymete biniyor. Böylelikle kıymet bildiriyor. Çünkü kıymet verdiği şeyle evleniyor ki kıymet veriliyor. Bu tarz ilişkiler karşılıklı kıymetletin birliği ile ilgili bir durum. İki taraftan biri kıymetileri konusunda hassasiyet gösteriyorsa geri çekilebilir. Maddi kıymetler üzerine kurulan herşey maddi veya manevi bir sorunla bitmesi muhtemel..
Reklam
Bu yorum görüntülenemiyor
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.