Çocuklardan mı çalıyorum şimdi de?
6/10
·303 syf.··
2025 87. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2025 21:07
Öncelikle günümüzün "İntermezzo"su olan Sarı Yüz'ü neden okuduğumdan bahsedeyim. Elbette eleştirmek için. :)) Bir süredir öncesinde İntermezzo, Değersiz Bir Hayat gibi kitaplarda yaşadığımız o gereksiz övgüleri bu kitapta da duyduğum için büyük bir isteksizlikle okumaya başladım. Aslında elime sadece incelemek için almıştım ama biraz okuyunca diğerlerine göre akıcı olduğunu fark ettim ve birkaç saatimi bu kitaba ayırmaya karar verdim. Diğer popüler kültür kitapları gibi fazla karakter içermemesi de hoşuma gitti. Böylece daha anlaşılır ve "okunabilir" geldi. Ayrıca diğer "popüler" kitaplardaki duygu sömürüsü bunda fazla yoktu. Elbette vardı ama rahatsız edici seviyede değildi. Yazarın daha çok olay anlatmaya yöneldiğini söyleyebilirim. Yavaş yavaş bu "olayları" da anlatmaya başlayayım. Kitaptaki ana karakterimiz June (Juniper) ne akıllı ne yetenekli ne de kendinin bilincinde bir karakter. En yakın arkadaşı Athena ise onun tam tersi güzel, özgüvenli ve en önemlisi başarılı bir karakter. Bu iki kız üniversite döneminde tanışıyor ve arkadaşlıkları sonrasında da devam ediyor. Athena hem güzel hem özgüvenli bir kişi. June ise yanında kendi tabiriyle "ezik" kalıyor. Bu elbette bir süre çok önemli değil ama Athena iş hayatında da yıldız olunca işler değişiyor. June başarısız bir kitapla sürünürken Athena başarıdan başarıya koşuyor. Bu da peşinden büyük bir kıskançlığı getiriyor. Athena Netflix'le kitabının uyarlaması için anlaşma yaptığı bir gün bu iki arkadaş bunu kutlamaya karar veriyor ve bu kutlama June için alkolün de etkisiyle kıskançlık serüvenine dönüşüyor. Günün ilerleyen saatlerinde Athena evine davet ediyor ve June o ev karşısında tabiri caizse morarıyor. Saatler bir şekilde ilerlerken aniden Athena ölüm tehlikesi yaşıyor ve boğularak hayatını yitiriyor. Yanında June ise ne yapacağını bilemiyor ve arkadaşının hayatını kaybedişini izliyor. Tüm olay burada başlıyor. June evdeki yeni bitmiş bir eser ve notları yanına alıyor. Burada kötü bir niyet var mıydı bilemiyorum ama sonrasında olduğunu söylemeliyim çünkü kitap hiç olmayacak yerlere gidiyor. Taslağı alan June önce büyük bir hevesle bu taslağı düzenlemeye başlıyor. Ölmüş yakın arkadaşının kitabını tamamlamaya çalışıyor ve bu çabası sonlanınca birden şöyle düşünmeye başlıyor: "bu kitabı ben yazdım, ben adam ettim." Ve başarısız yazarlık kariyerini de unutmayarak bunu kendi kitabı gibi basmaya karar veriyor. Sonuçta bu kitabı ondan başka kimse bilmiyordu? Hem ölmüş en yakın arkadaşı da kitabının tamamlanıp basılmasını istemez miydi? (Peki ya başkasının adıyla basılmasını ister miydi?) Kitap bir süre basılma heyecanıyla ardından da yakalanma korkusuyla ilerliyor ve belirsiz bir şekilde sonlanıyor. Kitabın en belirgin yanı June'un tam manasıyla mantıklı düşünemeyen bir karakter oluşuydu. Yaşadığını veya yaşamadığı her şeyin kendi mantıksızlığı yüzünden olduğunu söylesem abartmış olmam. Sürekli Twitter ve Instagram üzerinden linçlenmesi ve bunlara bakmayı bırakmaması, hatta bu yüzden delirme noktasına gelmesi aslında günümüzün en iyi eleştirisi diyebilirim. Hatta linçlenmediği günlerde bilerek kitaba yapılan olumsuz yorumları okumaya başlaması da onun krizden beslendiğinin en iyi örneğiydi. June en belirgin günümüz insanı diyebilirim. Tüm günü Twitter linçlerini okuyup flood yazmakla sürüyor ve bundan keyif alıyor. Ben onun kadar iyi bir örnek olmadığını düşünüyorum. Sürekli "kapatsana şu hesaplarını" desem de kapatmayıp kaosu yaşamaya devam etti ve başına ne geldiyse bu bağımlılığından geldi. Günümüz insanlarının yaşadığı gibi. Kitapla ilgili diğer düşüncelerim şöyle, dediğim gibi bence diğer popüler kültür kitaplarından iyiydi. Metnin akıcı olduğunu düşünüyorum. Yazarın olayları betimlemeyip sadece anlatmakla yetinmesi hoşuma gitmedi. Daha betimleyici yazılabilirdi diye düşünüyorum. Belki de betimlemeyerek June'un düşüncelerinin basitliğini göstermeye çalışmıştır bilmiyorum. Ben basit metinleri okumayı sevmiyorum. Yine de kendini okutan bir metindi. Çok rahatsız etmedi. Sadece son kısmı yazmaktansa ortalarda bir yerde de bitirebilirdi diye düşünüyorum. Ama sonuçta bu Kuang'ın kitabı. Bu eleştiriyi de yapmayalım. :)) Okumasanız bir şey kaybetmezsiniz ama keyifli birkaç saat geçireyim sonra çok düşünmeyeyim derseniz okuyabilirsiniz. Ya da plajda biraz kitaba bakayım derseniz iyi bir tercih olabilir. Hem yormaz hem (emin değilim ama) sıkmaz. Sevgiler Edebiyatla kalın
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,4bin okunma
·
51 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.