Puanım 7.8 gibi bir şey
SPOİLARLI İNCELEME
Ben hep kitapların temasının bir mevsimle bir anla özdeşleştiğini düşünürüm ve bundan dolayı bu kitabı yazın okumama rağmen bence tam bu zamana uygun çerezlik bir kitap değil daha çok sakin kafayla belki bir kahve eşliğinde dışarıda yağmur yağarken okunmalı gibi. Ve belki de modunuz çok da düşük değilken, yalnız hissetmezken okunmalı. Çünkü insan okudukça yalnızlaşıyor sanki. Karakterlerin düşüncelerini derinden hissediyor. Ya da bende böyle oldu. Ben de mi böyleyim? Çok mu sorguluyorum hayatın nasıl olması gerektiğini, insanların düşüncelerini? Ivan mıyım? Peter mı? Margaret mı? Etik olarak nasıl yaşanması gerektiğine, ilişkilerin nasıl olması gerektiğine dair bir doğru var mı? Sürekli kafamda bunlar döndü durdu. İnsanların birbirlerini ne kadar yanlış anladıkları, kendilerini sert bir şekilde yargılamaları, başkalarının onlar hakkında ne düşündüğünün ne kadar önemli olduğu gibi konulara değinen ve hepimizi oldukça düşündüren bir kitaptı bence. Bakınca kimsenin hayatı hakkında söz etmeye hakkımız yok. İnsanlar mutlu oldukları gibi yaşarlar ve öyle yapmalılar da. Toplumsal normlar ve bilinçdışıdan gelen bu toplumsal bilinç de bir noktada bizi düşündüğümüzden daha fazla etkiliyor. Kitapta bir sürü karakter var aslında ve yazar nasıl başardı bilmiyorum ama çoğunun düşünceleriyle bize empati yaptırdı. Peter hep kazanma baskısı içinde hayatını sadece bir yaşına kadar yaşamış hisseden ve ilişkilerinde doğruyu bulamayan ama dışarıdan hep buluyomuş gibi gözüken bir karakter. Onunla kazanma hissini kaybetme ve hep yanlış yapıyomuş gibi hissetmekten kaynaklanan öfkesini paylaştık. Ivan daha sessiz sakin, bir yere kadar acaba asperger sendromu mu var diye düşündüren, her şeyi çok fazla düşünen, içinde çok sorun eden, dışarıdan bakıldığında sosyal açıdan doğru düzgün iletişim kuramayan ama aslında düşünceli ve insanların onu nasıl yargılayacağına fazla takılan biri. Sürekli başkaları tarafından eksik görülmesi, sosyal becerisi düşük olduğu için saf yerine koyulması, yetersizlik hissi, sosyal anksiyete ve okb. Onunla bu noktada beraberdik. Margaret da bence bizim topluma örnek gösterdiğimiz ve yanlış yapmaya hiç fırsatımı olmayan bir erdem, iyilik ve namus timsali olarak görülen o insandı. Ama o da kendini hep eksik ve yanlış görüyordu. Yargılanmaktan o kadar korkuyordu ki hayatındaki güzel anları bile kaygıyla yaşıyordu sürekli geleceği düşünüyordu. Aslında bu şekilde bakınca Peter geçmiş, Ivan şimdi, margaret ise gelecek takıntılı. Hepimizde onların bu takıntısından, bu duygularından biraz var ama hepimiz farklıyız. Aslında saygı duymamız lazım ama çok zorlanıyoruz. Sanki yazar bunu kolaylaştırmak ve bir bakış açısı sağlamak istemiş. O hayatları bize bu karakterler üstünden yaşatarak. Yaşlı biriyle beraber olmuş genç birini gördüğünde o kadar sorgulamamayı, üçlü ilişki tiplerinda daha açık görüşlü olmayı belki… Demem o ki bunlar bu ilişki tipleri bana da mantıklı gelmiyor ama sonuçta bu ilişkileri yaşayan insanlar da düşündüğümüz kadar absürt tipler olmayabiliyor. Biz doğru bulmasak da o insanlar mutluysa karışmaya ve arkadaşlarımızla oturduğumuz o masalara fazladan bir dedikodu malzemesi haline getirmemize gerek yok. Ön yargısız olamıyorum ben şahsen ama bu kitaba bunu yapmamı sağladığı için teşekkür ediyorum. Olaylar biraz yavaş ilerlediğinden puan kırdım ama kitabın dili ilginç ama güzeldi. Başka kitaplarını da listeye ekleyeceğim bir yazar oldu. (Bu arada kitap genel olarak iki kardeş ve onların hayatları üstünden dönüyo sylvia ve naomi de var margaret dışında ama onların ağzından yazıldığını hiç hatırlamıyorum ondan margaretı da ayrı olarak aldım ki margaretın temsil ettiği değerler ve bakış açısı da bana daha yakın geldi. Ondan ayrı bahsetmem gerekiyordu. )