İnsanlık tarihinin en büyük illüzyonlarından biri: mülkiyet. Pierre-Joseph Proudhon, bu kitapta sadece bir ekonomik sistemin değil, bir düşünme biçiminin de temellerine saldırıyor. Ve bunu yaparken öyle büyük cümlelere ihtiyaç duymuyor. Sadece bir soru soruyor: “Mülkiyet nedir?”
Cevap kısa: Hırsızlıktır.
Bu bir kitap değil, bir tokat. Kime mi? Toprağa taparcasına sahip çıkanlara, emeği sömürenlere, “Benim” kelimesini kutsal sananlara…
Proudhon, özel mülkiyetin emeği gasp eden bir araç olduğunu, emeğin karşılığı olan hakkın patronlar ve zenginlerce gasp edildiğini gözümüzün içine sokarak anlatıyor. Kapitalist sistemin kalbine sıkılmış bir kurşun gibi her cümlesi.
Kitap boyunca “Ben buna sahibim” dediğiniz her şeyin aslında size değil, siz ona ait olduğunuzu fark ediyorsunuz. Arsa değil kelepçedir bazen tapu. Araç değil zincirdir kimi zaman sahip olduklarımız.
Bu kitap, düşünce sisteminizin kablolarını kesiyor ve yeni bir devre kuruyor.
Düşünmek cesaret ister, bu kitabı okumak da öyle.
Mülkiyet Nedir?Pierre-Joseph Proudhon