Puan vermedi·132 syf.····Okunma: 22 Temmuz 2025 13:13 Ruhumun paramparça olduğu bir dönemde okudum bu kitabı.
Her şeyin içimde sustuğu, dışarıdaki hiçbir sesin beni yerimden kıpırdatamadığı bir vakitte, Kendime Düşünceler elimdeydi.
Bu kitap acının geçeceğini vaat etmez. Onun yerine acının ne olduğunu anlamana yardım eder. Çünkü acı, bastırıldığında değil dürüstçe görüldüğünde hafifler. Aurelius’un her cümlesi, bir yaraya doğrudan değil çevresinden dokunur. Çünkü bilir bazı yaralara doğrudan dokunmak onları daha çok kanatır. Bu yüzden onun kelimeleri usul usul iner kalbe. Gürültüsüz, gösterişsiz ama derin.
Ben bu kitabı bir felsefe metni gibi değil, bir iç sığınak gibi okudum. Her bölümü kendi dağınıklığımla yeniden yazılmış gibiydi. Sabır, öfke, ölüm, insanın kendini kandırma biçimleri
hiçbiri yabancı değildi bana. Ve tüm bunların içinde en çok şu düşüncesi içimde yankılandı
“İnsanı sarsan şey başına gelen değil onun hakkındaki düşünceleridir”
O an anladım Ben olaylarla değil onlara yüklediğim anlamlarla yıkılmıştım…