Gönderi

Bazı kadınlar vardır, en çok istedikleri şeyden korkarlar..
Puan vermedi·480 syf.··
2025 4. kitabı
"Hatta onları kıskanıyorum bile; çünkü kimden ve nasıl intikam alacaklarını biliyorlar. Oysa ben güçsüzüm." Bazı kadınlar vardır, en çok istedikleri şeyden korkarlar. Bazı kadınlar öyledir ki, kendi mutluluklarını mahveder ve hüzünlerini bizzat kendi elleriyle örerler. Sarah böyle bir kadındı. Ve kitabı okurken belki de pekçok kişinin düştüğü yanılgının aksine bu kadının belki de hayattaki en büyük hayali ve arzusu yalnızlıktan kurtulmaktı. Bunu Charles'a içini döktüğü günki laflarına ve aylardır zihnimde canlanıp duran sahnelerden eleyip ayıkladığım çıkarımlara güvenerek söylüyorum. Çünkü kitabı okuyup bitirdikten sonra, şöyle bir sakince oturup düşündüğüm zaman bazı parçalar adeta gözlerimin önünde birleşmiş ve sonunda Sarah'ın aslında safi bir ruh hastası ya da melankolik değil, yalnızlıktan ruhu deforme olacak kadar bu işkenceye mağruz kalmış bir mağdur olduğunu gördüm. İşte bu yüzden Sarah, kendinin de dediği gibi hayatta onu anlayabilecek tek kişiyi, saf Charles'ını kendi elleriyle reddetti. Sarah yalnızlıktan kurtulmak istese bile yalnızlıktan aldığı yaralar yüzünden ruhu enkaza dönüşmüş biriydi. Tabiatı artık o istemediği şey olmuştu, tersine bürünemezdi. İşte bu yüzden biricik aşkı arkasına bakmadan giderken Sarah, bahçedeki mutlu anne çocuğa bakıp sessizce ağladı. Bu Sarah hakkındaki gerçeği bize son kez sezdirmeye çalışan belirtiydi. Bazı kadınlar yıllarca süren korkunç bir yalnızlığın kurbanıdır, hayatta onları kurtarabilecek en büyük fırsat karşılarına çıkmış olsa bile Sarah'ların yaralı ruhları, yalnızlıkla sakatlanmış doğaları bu fırsatı reddeder. Sarah'ın da dediği gibi, Charles onun hayal bile edemeyeceği kadar güzel bir fırsattı. Ama sonra cümlelerin sonuna "ama"lar eklendi ve Sarah bile kendi boğazındaki düğümün sebebini bulamadı, Sarah bile kendine yaptığı bu sabotajdan kurtulamadı. Charles arkasına bakmadan gitti, yazar bize son anda "Belki Sarah hamile kalsaydı, o zaman tüm bu korkunç düğüm çözülürdü, Sarah bile kendi yalnızlığını yenerek bu yeni yola adım atardı," mesajını verdi, ama Sarah hamile kalmamıştı. Sarah hala yalnızdı ve hep de öyle kalarak devam etti... Fransız Teğmenin Kadını'nı bitireli aylar oldu, ama o zamandan beri aklımdan hep şu söz geçiyor: "Sarah gibi kadınlar..." Bu post bir kitap incelemesi değildi aslında, aylardır kafamın bir noktasında inatla kalıp yanıtını bekleyen bir sorunun sonunda muhakemesi, kendimce cevabıydı. Sarah öyle bir karakter ki, aradan yıllar geçse bile okuyucuya hareketlerini, adımlarını, tercihlerini düşündürtüp baş ağrıları verebilir. Katmanlarla dolu bir kadın. Hayır, inatçı değildi, ya da melankoli bağımlısı. Sadece sakat doğmuş bir hayatın kurbanıydı, ne yaparsa yapsın bataklıktan kurtulamayan kişi... Sarah'ın doğası, yerip yargılamak yerine ona ve içinde bulunduğu çıkmaza üzülmeyi, onun geldiği duruma düşmemeyi dilemeyi gerektiren bir sebeple doludur. Sarah gibi kadınlar işte budur. Fransız Teğmenin Kadını John Fowles
1000Kitap
Fransız Teğmenin KadınıJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 20203,032 okunma
·
87 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.