Merhaba kitap severler bugün size @/semasoykan 'ın kalemi ile tanıştığım çok değerli bir eser ile geldim.
Kitabımız Fikret'in hapishanede yazdığı mektuplardan birisini okumamız ile başlıyor. Ve sonraki sayfalarda Fikret'in, hapishanedeyken yaşarken şahit olduğu o günün siyasi, sosyal sorunlarını da anlattığı mektupları kızı Sabia ile birlikte okuyoruz. Bir yanda da Fikret'in çok yakın dostu olan Mehmet Amca ve Sabia'ın hayatına çalıştığı hastanede giren Nedret Hanım, Fatma ve Tarık üçlüsünün hayatlarına da misafir oluyoruz. Geçmişimizde yaşanan siyasi olaylar ile toplumda görülen ayrılıklar, Köy Enstitülerinin önemi, vefa ve aşk, vicdan ve pişmanlıklar karakterlere o kadar güzel işlenmişki kitabı okurken yaşayan birilerinin hayatını dinliyor gibi hissettim. Her bir karaktere ayrı bağlandım.
Karakterlerimize gelecek olursam öncelikle Fikret Sağlam.. adı gibi sağlam ve dik durmaya çalışan bir adam. Daha küçük bir çocukken aile evinden okuyabilmek için kaçıyor ve Serinsuköy'ünde kahveci Nuri Usta'nın kahvehanesine gidiyor. Burada babasından görmediği ilgi ve şefkati Nuri Ustasından görüyor ve ona sonsuz bir vefa borcu hissediyor. Nuri ustasının yardımları ile Antalya Aksu Köy Enstitüsüne kayıt oluyor. Nuri ustanın kız kardeşi Behiye abla ve kızı Leyla ile tanışıyor tatillerinde ustasına verdiği sözü tutmak için sık sık onların yanına gidiyor, kardeşi gibi gördüğü Leyla'ya okuma yazma öğretiyor. Bu sırada enstitüde güzeller güzeli Sabia'sına aşık oluyor. Onunla yazmayı seviyor ve beraber bissürü hayaller kuruyor. Beraber ögretmen olmayı, beraber dergilerde yazı yazmayı, evlenmeyi, en az bir kız ve bir erkek evlat sahibi olmayı çok istiyorlar. Buraları okurken Sabia'ya ve Fikret'e çok üzüldüm. Fikret'in vicdanı ile kalbi arasında kaldığı o ikilemler çok zordu ama Leyla'nın yaşadıkları da çok zordu, Leyla'nın kızına tutunmasını ve Fikret'i böyle bir vicdan azabı ile başbaşa bırakmamasını isterdim ama hayat toz pembe değil hele de o zamanlar hiç değildi.
🪭 Fikret'in kızı Sabia'ya gelecek olursam, annesi Leyla, Babası Fikret. Adı babasının kavuşamadığı aşkından geliyor. Burada kızsam da sonra gerçekleri okudukça anladım. Sabia, psikiyatri doktoru birisi. Küçükken annesinden yeterince sevgi görememiş, tek ailesi babası ve dostları Mehmet amcası olan yalnız bir kadın. Her şeyin üzerine babasının nedenini bilmediği bir şeyden dolayı hapishaneye düşmesi, onu babasının hayatına karşı daha da meraklandırdı. O günlerde hastaneye gelen ve 203 numaralı odada kalan iki kadın ve birisinin oğlu da Sabia'nın hayatını fazlasıyla etkileyecekti.
.
Nedret Hanım, köy enstitüsünden mezun olmuş, başı dik, gururlu, güzel yeşil gözlere sahip bir kadın. Vatanı için yazmaktan korkmayan gizli ve şifreli yazılar yazarak gerçekleri duyurmaya çalışan birisi. Her seferinde kendisine hayran kaldım. Oğlu Tarık ile siyasi görüşlerinden dolayı anlaşamadıkları ve ortalık çok karışık olduğu için oğlu annesini bir süreliğine psikiyatri servisinde yatırmayı kendine hak görüyor ve böylece onu koruyabileceğini düşünüyor.
.
Nedret Hanım'ın oda arkadaşı Fatma ise, kadınların değer görmediği bir ailede gelin, çocuğu olmadığı için üzerine kuma gelmiş, hırpalanmış yok sayılmış bir kadın. Okuyamamış, kendisini cahil görmüş inatçı birisi. Ama bilgiye ve okumaya bir o kadar aç ki ona sarılmayı cok istedim. Yaşadığı olaylar nihayetinde onu da kimsesiz bırakmış ve kendisini psikiyatri servisinde komşu dediği Nedret Hanım'n yanında bulması ile sonuçlanmış. Birbirlerine komşu demeleri ve başlarda haz almazken sonrasında cok naif bir dostluk kurmalarına bayıldım.
.
Tarık Sarih, gerçek kimliğini gizleyen, güçe ve gücün getirdiği sarhoşlukta kaybolmaya başlayan hayata karşı hırsları ve intikam arzusu olan genç bir avukat. Annesini yatırdığı hastanede Doktor Sabia'dan etkilenen ve onunla iletişim kurarken yaptığı hataları fark eden birisi. Başta Sabia'ya yaptığı şeyden dolayı kendisine güvenmem cok zor oldu ama Mehmet amca ile olan bağı beni çok etkiledi.
Mehmet amca ise hayatın zorluklarını fazlasıyla yaşamış bir sahafcı. Çok sevdiği esini kaybetmiş önce, herkes eşinin katili demiş. Sonra evlenmiş oğlu Mert'e tek başına bakamamış ama yaşanan siyasi sorunlar ekonomiyi de etkilediği için işsiz kalmış, ikinci eşi Aynur, oğlu Kurtuluş'u da yanına alarak kaçmış, öldüler haberi gelmiş kendisine. Büyük oğlu Mert'i de kaybedince kendisini suçlamış, Fikret gibi Keşkelerine sığınmış. Bu keşkeler ikiliyi yayıncılığa itmiş ve Keşke adında gerçekleri yazan bir dergi olmaya başlamışlar.
.
Karakterlerin hepsi birbirinden özeldi birine değinmesem ben de hatrı kalırdı. Karakterlerin hayatlarını okurken bir cok sorunun da cevabını öğreniyoruz. Ben tarih bilgisi fazla olmasa da Köy enstitüsünü seven merak eden birisiydim, ilk defa bu kadar detaylı, derin bir sekilde hakkında okuma yapabildim. Sosyal sorunların, siyasi kavgaların halkı nasıl ayrıştırdığına acı bir geçmişle şahitiz, günümüz de fazlasıyla yaşıyoruz.
.
Tarık ve Nedret Hanımın sırlarını öğrenmek, Fikret'in neden sözünde duymadığını bilmek, Mehmet amca ile Tarık arasındaki bağın ne olduğunu görmek istiyorsanız kitabi kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.