Kitabı bitirir bitirmez hemen yazmak istedim
Serinin ilk üç kitabını büyük bir keyifle okumuştum. Her biri, farklı karakterlerin gözünden bambaşka duygulara ve hikâyelere kapı aralıyor. Ama Keyif Kralı O da, bambaşka bir tat bıraktı.
Yine o tanıdık sürükleyicilik.. İkili ilişkilerdeki o çatışma – özellikle de gururla aşkın bilek güreşi – öyle doğal anlatılmış ki bir yerden sonra sadece karakterleri değil, duygularını da sahipleniyorsunuz. Mizahı da duygusu da tam dozunda.
Ana Huang serinin dördüncü kitabında da istikrarını koruyor. Üslubu tanıdık ama hikâyeyi sıradanlıktan çıkaran küçük dokunuşlar var: İronik replikler, inatlaşmalar ve altında saklı o içtenlik… Belki de bu yüzden kitap su gibi akıp giderken, bir yandan da durup düşündürüyor: “Acaba gerçek hayatta biz de böyle kaçıyor muyuz hissettiklerimizden?”
️Tek eleştirim bi tık uzun tutulmuş kitap hani bi 100 sayfa eksik olabilirdi
Aşkın, inatla karıştığı her satırda kendinizi bulmaya hazırsanız; bu krallıkta sizi çok güldüren, biraz sinirlendiren ama sonunda kalbinize oturan bir hikâye var..