Gönderi

Dokunmanın Gücü Üzerine
Puan vermedi·57 syf.··
2025 31. kitabı
Wilhelm Schmid, dokunmayı yalnızca bedensel bir temas olarak değil, insan olmanın özüyle ilişkili bir varoluş hali olarak ele alır. Bu durumu “Dokunmak fazlasıyla haz dolu olabilir. Eksikliği çekildiğinde o oranda acı verir” ifadeleriyle belirtmektedir. Modern çağın dijital alışkanlıkları, insanları fiziksel temastan uzaklaştırırken, analog dünyanın hazlarına aşina olanların dijital detokslara neden ihtiyaç duymadığını da anlarız. Schmid’e göre dokunmak, yalnızca bir duyumsama değil, aynı zamanda bir bağlılık biçimidir. “Dokunmanın yoğun olduğu bir ilişkide insanlar birbirlerine kalıcı bir biçimde bağlı hissederler” derken bu bağı, sadece fiziksel değil ruhsal bir düzlemde de kurar. Kitabın ilerleyen bölümlerinde, farklı düzlemlerde gerçekleşen dokunuşlara dikkat çekilir: Bedensel dokunuş, sevgililer arasında akan sıcaklık, Ruhsal dokunuş, arkadaşlar ve sevenler arasında hissedilen derin bağ, Zihinsel dokunuş, kitaplar veya fikirler aracılığıyla yaşanan temas, Aşkın dokunuş, manevi ya da dinsel deneyimlerle duyumsanan daha yüksek bir yakınlık halini temsil etmektedir. Bu çok katmanlı yaklaşım, dokunmanın bir insan deneyimi olarak ne kadar zengin ve dönüştürücü olduğunu ortaya koyar. Schmid’in "zihnin menzili" ifadesiyle işaret ettiği şey de budur: Dokunmak, bedende başlayıp zihinde ve ruhta yankılanır. “Sevenler birbirine dokunduğunda dokunmanın gücünü fazlasıyla hissedersiniz. Dokunma alışverişi, sevme sanatının esaslı unsurlarından biridir... Dokunmak güzelleştirir.” Schmid, dokunmanın bir yeniden doğuş olabileceğini bile söyler. Eğer beden ruhsal enerjilerle buluşursa, “bedenin emeği ete can katar.” Bu yaklaşım, sadece bir tensel deneyim değil, varoluşsal bir bütünlük duygusu olarak da kavranabilir. Kitabın ileri bölümlerinde yer alan “gülmek” ve “susmak” üzerine bölümler ise dokunmanın yankılarını başka insani deneyimlerde de sürdürür: Gülmek, bir nevi ruhun titreşimidir, başkalarına içten bir temas yoludur. Susmak ise kişinin kendi derinliğiyle temas kurduğu, dış dünyanın dokunuşlarından bilinçli olarak çekildiği bir alandır. Ve en sonunda Schmid, okumanın bile bir dokunuş olduğunu söyler. Kelimelerin insanın içine dokunduğunu, bazen bir elin tenimize değmesi kadar güçlü etkiler yaratabildiğini vurgular. “Okumanın insana dokunması... Dokunmanın önünde uzanan büyük bir gelecek vardır.” Dinlemesi çok keyifliydi. Satırlar Murat Eken'in sesinde can buluyordu âdeta. Özellikle gülmek ve susmak bölümlerinde kendimden bir parça buldum diyebilirim. Teşekkürler... Dokunmanın Gücü Üzerine
Dokunmanın Gücü ÜzerineWilhelm Schmid · İletişim Yayınları · 20201,104 okunma
·
117 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Özlem
Gönderi Sahibi
Bakış açısına göre değişir diyebiliriz tabi ki neden olmasın..