Br insan kaderini gerçekten ikinci kez yanına çekebilir mi? Kader ikinci kez baştan yazılabilir mi? Her şeyin bittiği noktadan tekrar doğabilir mi? Yeniden aşık olma ve mutlu hissetme fırsatını yakalayabilir mi? Bu soruların cevabını Colleen Hoover'ın kaleme aldığı "itiraf adlı romanında bulacağız. Yazarımız, yine heyecan dozu ve sürükleyiciliği yüksek bir roman hazırlamış okura... Ana karakterleri Auburn ve Owen üzerinden okurlarına seçimleri, aşkı, hazzı, sorumluluğu ve hayatın acımasızlığını sorgulatıyor. Kendini feda edebilmenin çaresizliğini gösteriyor. Kitabımız, Auburn ve Owen'ın ağzından olacak şekilde iki anlatıcılı ve bölümlü ilerliyor. Kitabın adı, aslında kurguya çok iyi uymuş ve ilerleyişi iyi etkiliyor. Kitabın isminin bir mesleğin parçası olabilmesi düşüncesini çok sevdim. Owen karakteri bana daha çok işledi. Auburn ise kitabın ortalarından sonra bazı kararlarında saçmaladı. Hoover yalın bir üslup tercih ediyor. Roman ortalamanın üzeri olsa da bence bu kurgu, mini dizi olarak çok iş yapabilir. Dijital platformlara duyurulur! Dakota Johnson, Auburn rolü için çok yakışır.
Hayatta değer verdiği her şeyi kaybeden ve 15 yaşındayken ilk aşkı ölen Auburn, romanımızın ana kahramanı... 21 yaşındaki genç kız hayatını yeniden inşa etmeyi planlar. Bu başlangıç için arabasını satar ve Dallas'a yerleşir. Burada karşısına çıkan bir stüdyo, itiraflar konseptiyle dikkat çeker. İkinci bir işe ihtiyacı vardır ve stüdyoya girer. Burada ressam Owen Gentry ile tanışır. Owen'ın bir yardımcıya ihtiyacı vardır, yaptığı resimlerinin satışı ve insanlarla ilişkiler için Auburn'ü işe alır. Güzel bir iş gecesinin ardoından bunu kutlarlarken, ikilimiz duygusal açıdan birbirinden etkilenmeye başlar. Owen ertesi gün de Auburn'ü görmek ister; ancak gidemez, tutuklanır. Sonrasında kendi işlerine odaklanır, taşınmak zorundadır ve bunu Auburn'e söyleyemez. Genç kız bir gece sarhoş olduğunda, Owen tüm bu gelişmeleri ona anlatmak zorunda kalır. Aslında bu da bir yalandır çünkü Owen'ın mahkemesi vardır. Bunun öncesinde haftasonunu Auburn ile geçirmek ister. Auburn'ün yaptığı bir itiraf, ikilinin duygusal açıdan daha da yakınlaşmasını sağlar. Bu anlara Trey'in Owen hakkında söylediği tutuklanma itirafı damga vurur.
Owen'ın gerçeği Auburn'ün gerçeğiyle çakıştığındaysa, aşka hazırlanan ikili için artık çok geçtir. Auburn, kendi gerçeği için hiç istemese de Owen'dan uzak durmaya karar verir. Owen tutuklanır, erken salınır. Auburn ise, zorunluluğu için kendini Trey ile hiç istemeyeceği bir durumun içinde bulur. Kalbi halen Owen'da olsa da yaşadığı durum yüzünden ona adım atamaz. Owen da Auburn'e yaşattığı şeyler nedeniyle ve onunla sevgili olamadığı için çok pişmandır. Trey'in kıskançlığından işler çığrından çıktığında, Auburn artık harekete geçmek zorundadır. Aklıyla son kozunu oynar. Gerçeği için, sevdiği adam Owen için ve gelecekleri için son hamlesini yapar. Hep boyun eğdrilmek zorunda kalan Auburn artık oyunu kuran ve karar veren olacaktır. İkinci kaderini kaçırmak istemez.