Puan vermedi·232 syf.··
2025 40. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2025 14:34
Mary Shelley’nin “Frankenstein” romanını az önce sesli kitap olarak tamamladım. Okumaya zaman bulamayacağımı biliyordum ama her şeye rağmen dinlemeye kararlıydım, iyi ki de öyle yapmışım. Roman, olayları iç içe geçmiş mektuplar ve anlatılar aracılığıyla aktaran olağanüstü bir kurguyla ilerliyor. Robert Walton’un mektupları, Victor’un hikâyesi ve yaratığın kendi sesi… Her anlatıcı ayrı bir katman, ayrı bir yankı bıraktı içimde. Bu çok sesli anlatı beni düşündürdü. Aklıma bir kıssa geldi: Kavanoza bir pirinç tanesiyle konulan karınca. Bir yıl sonra kavanozu açan veli, karıncaya sorar: “Neden hepsini yemedin?” Karınca der ki: “Rabbimin bana yetecek rızkı vereceğinden hiç şüphem olmaz. Ama bir insan beni buraya koyduysa, unutabileceğini de bilirim. O yüzden azla yetindim.” Çünkü insan unutur. İnsan vazgeçer. İnsan yüz çevirir. Victor Frankenstein da öyle yaptı. Kendi elleriyle yarattığı, sevgiye açık, gözlemci ve duyarlı bir varlığı… İlgisizlikle, hor görerek, sözünü tutmayarak, yalnız bırakarak bir canavara dönüştürdü. Yaratık ise yalnızca kabul görmek istedi. Doğayı sevdi. İnsanları anlamaya çalıştı. Sevmeyi denedi. Ama her defasında dışlandı. Ve sonunda — “Benim yaratıcım nerede? Neden beni yarattı?” sorusuna cevap bulamayınca karanlığa gömüldü. Bence bu hikâyenin gerçek canavarı yaratık değil, Victor’un kendisiydi. Bilimin büyüsüne kapılıp sorumluluğu unutan, kibriyle yüzleşemeyen, ölüm döşeğinde bile bir gemi dolusu insanı ikna etmeye, manipüle etmeye çalışan zavallı bir adam… Romanın sonunda Robert Walton’un, onun sözlerine aldanmayıp geri dönme kararı alması ve yaratığı dinlemesi, gitmesine izin vermesi içimi rahatlattı.
Duygu ve Düşünce
FrankensteinMary Shelley · İthaki · 201221,8bin okunma
·
33 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.