bubirincelemedeğil, işaretfişeğidir!
işaret fişeklerini bilmeyenimiz hemen hemen yok denecek kadar azdır sanıyorum..
işte bu hemen hepimizin bildiği işaret fişekleri de bildiğimiz gibi farklı amaçlarla atılır..
örneğin;
- dar alanda bulunan aynı orduya mensup birliklerin ya da müttefik orduların birbiri ile çarpışma olasılığı arttığında çarpışmayı önleme adına taraflardan birinin karşısındakine varlığını hissettirme, dikkat çekme için atılır işaret fişekleri..
- saldırıya uğrayan ya da uğraması muhtemel olan birliğin/birliklerin müttefik orduları ya da kendi ordularının ilgili bölümünün/birliğinin kendilerine yardım etmesi yönünde bu orduların ilgili bölümünün/birliğinin dikkatini çekmek için atılır işaret fişekleri..
- savaş uçaklarının düşman tarafından kendilerine atılan ısı güdümlü füzelerin hedefini şaşırtmak için atılır işaret fişekleri..
yani kısaca uyarı, yardım, hedef şaşırtma gibi amaçlar gözetilerek atılır işaret fişekleri..
---------------------------------------------------------------------------------------
okumuş olduğum kitap dönemin osmanlı imparatorluğunun aydın vilayetinde yunan işgali sırasında türklerin yunan işgal ordusu ve yerli işbirlikçiler tarafından uğradıkları zulümleri, katliamları dönemin resmi raporları ile anlatan bir kitap..
aydın vilayeti derken sadece günümüz aydın ili ve ilçelerini düşünmeyelim.. dönemin aydın vilayeti merkezi izmir şehri olan izmir, aydın, manisa, denizli, muğla illerini kapsayan 1918 itibariyle yaklaşık 1.5 milyon nüfusun yaşadığı bir bölge..
işte bu aydın vilayeti içerisinde yer alan şehirler bir bir yunan ordusu tarafından işgal edilir..
izmir (15 mayıs 1919), manisa (25 mayıs 1919), aydın (27 mayıs 1919), muğla (23 temmuz 1919), işgal edilen denizli nisan 1919da büyük ölçüde işgalden kurtarılır..
kitap, bu bölgelerde işgaller sırasında türklerin maruz kaldığı yağma, zulüm, katliamları, bölgede yaşayan vatandaşların, bölgede görev yapan devlet görevlilerinin, hıristiyan din adamlarının, itilaf devletleri askeri yetkililerinin istanbula gönderdiği mektuplar, dilekçeler, raporlar ile, yine bu bölgede yaşayan yukarıda sayılan kişilerin işgalci itilaf devletleri temsilcilerine yazdıkları dilekçeler, sundukları raporlar ile anlatır..
yani kitap 1. derece kaynaklardan oluşmuş bir kitaptır..
kitapta anlatılan yunan işgali sırasında bölge insanının maruz kaldığı vahşetlerden bazıları ise şöyle;
- bornovada yunanlı kumandanın emri üzerine, müslümanların, pazar günleri hıristiyanların kilisedeki ayini bitmeden dükkanlarını açmaları yasaklandı. (s. 25)
- izmir nifte, cinayet ve çeşitli suçlardan 15 yıl ağır ceza istemiyle mahkum edilmiş, hapisten kaçmış olan cassaross, yunan askeri yetkililer tarafından önceki suç ortaklarından oluşan bir grubu lideri olarak düzen ve güvenliği sağlamakla görevlendirildi. bu eşkıyalar tarafından müslümanlara yapılan tacizler kelimelerle anlatılacak gibi değildir. haydutlar, yedi müslümanı tutuklayıp, üç gün boyunca aç ve susuz bıraktılar. karaçam köyündeki evler, yakacak odun toplamakla görevli yunanlı askerler tarafından yıkıldı, keresteleri ateş yakmak üzere götürüldü. (s. 26)
- sivrihisarda, jandarma ve subaylar, üç gün boyunca rum okulunda ve kaymakamın evinde esir tutuldu, daha sonra yayan olarak izmire götürüldü. sonuçsuz kalan silah arama çalışmalarına rağmen yerel halkın büyük bölümü dövüldü ve hapsedildi. sivrihisar eşrafından mehmet bey ve behçet efendi, izmire kadar yol boyunca taciz edildiler ve şu anda izmirde hapis tutuluyorlar. doğan aşiretinin reisi olan behçet efendi, yunan subayların maskarası oldu, kendisine urla sokaklarını süpürterek eğlendiler.
yapılan mezalim ve saldırılar sadece bireylerin can ve mal ve onurlarıyla sınırlı kalmamış, vicdan özgürlüğü de ayaklar altın alınmış, müslümanlar, başlarındaki cellatlar tarafından din ve uyruk değiştirmeye zorlanmışlardır. fasula karakolu polisleri, şevket ve ramazan efendiler, lefter ve dimitri adlarını almak zorunda bırakılmıştı. (s. 26)
- çok sayıda silahsız, savunmasız subay ve resmi görevli, kendilerine eşlik eden yunan askerleri tarafından yabancıların gözleri önünde katledildi. yerli rumlar, bu olay için odun parçaları, demir çubuklar, zincirler ve her çeşit şiddet aletiyle silahlanmışlardı. bir grup subay, yunan müfrezesi eşliğinde gümrük binasının önüne getirildiklerinde, yerli rumlar ve yunan askerleri üzerlerine atılarak onları yumruklamaya başladılar. binbaşı yaveri necati efendi, o gün yanında olan 8-10
yaşlarındaki oğlunun gözleri önünde korkunç işkenceler sonucu katledildi. babasının trajik sonuna şahit olan zavallı çocuk, acıdan deliye dönerek, gözyaşları içinde kendini babasını kanlar içindeki cesedinin üzerine atıp ona sarıldı. bu acıklı sahne, zavallı çocuğa indirilen bir süngü darbesiyle sona erdi. (s. 37)
- izmirde yüksek sosyeteye mensup, şık ve bakımlı rum kadınlar, coşkuyla ve şevkle en ağza alınmayacak hakaretleri etmeleriyle dikkat çektiler. zarif ellerine geçen her şeyi, taşları, top haline getirdikleri çamuru ve kırık kiremit parçalarını türklerin üzerine fırlattılar. hatta bazıları modern yunanlıların saygıdeğer eşleri olduklarını belirtmek istercesine silahlarını ateşlediler. (s. 38)
- izmirde asker ve resmi görevlilerin yanı sıra o gün sokaktaki tüm türk ve müslümanlar, çocuklar da dahil olmak üzere aynı şekilde farklı yerlere götürülerek tutuklanmış ve hapsedilmiştir.
hükümet konağının yanında toplanan sultaninin genç öğrencileri de hapsedilmiş ve aynı kötü muameleye maruz kalmışlardır. bu bahtsız çocuklar acımasızca dövülmüş ve insanlık dışı bir şekilde şehit edilmişlerdir. tüm esir alınanlar tahıl borsasına, un depolarına, boş dükkanlara
ve büyükbaş hayvan ahırlarına kapatılmış, buralarda üç gün boyunca aç susuz bırakılmışlardır. (s. 38)
- izmirde, ismi ve adresi bizde saklı olan bir müslümanın gözüönünde yunan askerleri tarafından karısına tecavüzedilmiştir. hıristiyanların yaşadığı bölgelerdeki müslümanlara ait dükkanlar yağmalanmış, kasaları kırılarak açılıp boşaltılmıştır. hapsedilen yetkililerin ofisleri yağmalanmış, masalarının kilitli çekmeceleri kırılarak açılmış, tüm resmi belgeler imha edilmiştir. hükümetin farklı idari birimlerine ait çelik kasalar patlatılarak açılmış ve içlerindekiler çalınmıştır yunanlılar öylesine açgözlüydüler ki, kalemleri, mürekkep hokkalarını bile çaldılar, derisini almak amacıyla valimizin odasında bulunan maroken sandalyeleri kestiler. tüm telefon teçhizatları harap edildi ve kullanılmaz hale getirildi. (s. 38)
- izmirde, bu kanlı günde, şehrin içinde ve civarında yalnız olarak yakalanan tüm polis ve jandarmalar katledildi. o kötü günden iki hafta sonra bile kıyıya vuran cesetlere rastlamak
mümkündü. dalgaların hükümet konağının karşısında kıyıya attığı, üç polisin birbirlerine zincirlenmiş, parçalanmış cesetlerinin kalıntıları, müslüman halkın büyük tepkisiyle karşılandı. (s. 39)
- bu elim olaylar sırasında şahit olduğum acı olayları, bana ulaşan bilgileri size bildirmemin görevim olduğuna düşündüm. daha önce de söylediğim gibi tüm saldırı ve tacizler, topraklarımızda bulunan binlerce yabancı diplomatik ve askeri yetkilinin gözleri önünde yaşandı. itilaf devletleri temsilcileri olan bu kişiler, atlarının sırtında tüm şehri dolaştılar ve yunanlıların
yaptığı tüm katliamlara, diğer görgü tanıkları gibi şahit oldular. üzülerek söylüyorum ki yaşanan vahşeti engellemek için kıllarını bile kıpırdatmadılar. (s. 39)
- izmirde, yunanlılar, kolordunun farklı birimlerine ait yirmi kasayı yağmalamışlardır. 5.809.728.15 kuruş karşılığı senet, 17.240.093.25 kuruş karşılığı banknot, 17.269.30 kuruş karşılığı bakır para, 16.605 kuruş karşılığı gümüş para, 59.027.20 kuruş karşılığı altın para çalınmıştır. çalınan toplam para 23 milyon 14 2 bin 690 kuruş ve bir çeyrektir ki bu paranın frank olarak karşılığı 5 milyon
250 bindir. (s. 45)
- izmirde, yunan askerleri, izmiri işgal ettikleri gün, kışlaların önünde iki zavallı kadını tartaklayıp öldürdükten sonra 800 türk görevli ve sivili zorla hükümet konağının önüne götürdüler. burada bu insanları gruplara ayırıp yumruklar, hakaretler eşliğinde, 'yaşa venizelos' diye bağırmaya zorlayarak şehirde dolaştırdılar. bağırmayı reddedenler oracıkta katledildi. 4. kolordu komutanı albay süleyman fethi bey de bağırmayı reddedenler arasındaydı. ona, bağırmasını emrettiler ve reddetmesi üzerine limandaki binlerce kişinin gözleri önünde onu süngüleyerek öldürdüler. zorbalar, bu kanlı yürüyüş sırasında, önlerine çıkan perişan haldeki türklerin cüzdanlarını, saatlerini
ve diğer değerli kişisel eşyalarını zorla aldılar. o sırada orada olma şanssızlığını yaşayan bütün türkler, gümrük binasına hapsedildiler. işgalin ilk gününde hiçbir haklı neden olmaksızın tutuklanan türklerin sayısı 26.000di. (s. 46)
- izmirde, işgal günü, kızılay kolluğu takmış bir çavuş ve dört türk askeri de yunanlılar tarafından tutuklananlar arasındaydı. bu kişiler, doğu halı binasından sürüklenerek çıkarılıp süngülenerek
pencerelerde ve sokaklarda toplanmış yüzlerce yabancı uyruklu kişinin gözleri önünde öldürüldüler. çavuş, şehirde tanınmış bir eczacıydı. bu cinayet, ingiliz albay lymping tarafından
ingiliz hükümetine rapor edildi ve albay, şehit eczacının ailesini ziyaret ederek onlara 50 akçe yardımda bulundu. (s. 46)
- yunanlılar, menemende türkleri katlederken, ingiliz albay smith, istanbuldan izmire yolculuk ediyordu. çığlıkları duyunca trenden inip yanında iki ingiliz askerle birlikte ilçe merkezine gitti. oraya, tam olarak, yunanlıların uyguladığı soykırıma bizzat şahit olabildiği bir zamanda vardı. ingiliz albayı gören yunanlılar, uyguladıkları vahşetin nedeninin çıkan isyanı bastırmaya çalışmak olduğunu söylediler. ama kanlar içindeki cesetleri kaymakamlık binasının önünde yatan kaymakam ve dört jandarma dışındaki türklerin hepsi silahsızdı. yunanlılar, bu dört jandarmaya iki bataryayla saldırmışlardı. olaya uluslararası tahkik komisyonu ve komisyonun amerikalı
doktorları el koydu ve 759 türk cesedine karşı, sadece 11 yunanlının hafif yaralı olduğunu gördüklerinde yunanlılar bu orantısızlığın hesabını sormakta tereddüt etmediler. (s. 46)
- izmirin işgal edildiği gün, on beş kadar yunanlı zorba ve asker, ilin eski genel sekreterinin evine zorla girip karısıyla iki kızına tecavüz etti. aynı felaket, eski liman müdürü sinan beyin de başına geldi. eğer mevki sahibi insanlar böyle felaketlere maruz kalıyorsa, sıradan insanların neler yaşadıklarını tahmin etmek hiç zor değil. (s. 47)
- doktor yarbay şükrü bey boynuna taş bağlanarak denize atılan cesedi on iki gün sonra, ingiliz subayın mektubundan daha sonra bulundu. (s. 51)
- izmirin işgali sırasında, limandaysa türk kadınları taciz ediliyor, başlarına örttükleri örtüler zorla çekilip çıkarılıyor, çeşitli hakaretlere maruz kalıyorlardı. yunanlılar, müslümanların peygamberlerine ve dinlerine, ağza alınmayacak küfürler ediyorlardı. sivil müslümanları feslerini çıkarmaya ve yere atıp ayaklarının altında çiğnemeye zorluyor, reddedenleri ya denize atıyor ya da
süngülüyorlardı. gözü dönmüş yunanlılar, görevleri icabı osmanlı fesi takan yaklaşık on beş müttefiklerini de katlettiler. bu kurbanların arasında istasyon şefi bir fransız, iki italyan ve ingiliz uyruklu bir osmanlı vatandaşı da vardı. (s. 54)
- izmirin işgali sırasında, şehrin bir diğer bölgesinde, donanmamızdan bir subay, yunanlı bir devriyenin, yaşlı bir adamı sürüklediğine, bir onbaşının da adamın kafasına silahının kabzasıyla darbeler indirdiğine şahit oldu.
onbaşıya, 'neden bu silahsız, yaşlı adama vuruyorsun?' diye sordu.
'çünkü o tehlikeli biri. evinde silah bulundu.'
'ne tür bir silah?'
sonunda adamın evinde 200 gram saçma, 100 gram barut ve iki adet boş kovan bulunduğu anlaşıldı. (s. 55)
- izmirin işgali sırasında, hapsedilen türklere yiyecek ve içecek verilmiyordu. onları ziyarete giden ingiliz subaylar, bu insanlık dışı muameleyi protesto ettiler. paniğe kapılan yunan asker yetkilileri, türk kadınlarının hapsedilen yakınlarına yiyecek, içecek getirmelerine izin verdiler. elinde sepetiyle bir türk kadın göründüğü anda rum gençler onun üstüne çullanıyor, başlarındaki örtüyü açıyor ve geçmelerine, ancak kağıt bir yunan bayrağı taşımaları şartıyla izin veriyorlardı. (s. 55)
- izmirin işgalinde türklerin tarafını tuttuğuna dair bir şüphe duymamız mümkün olmayan bir ermeninin, periklesin soyundan gelenlerin istismarları konusundaki yorumu şöyle: 'bizler de
tarih boyunca zulüm gören ırklardanız ama türkler bize hiç bir zaman yunanlıların onlara davrandığı gibi davranmadı ve inançlarımıza asla bu şekilde saygısızlık edilmedi.' sözlerimi, bir süvari taburu kumandanının yazdığı raporun son cümlesiyle bitirmek istiyorum. 'yunanlılar, son derece alçakça davrandılar.' (s. 56)
- manisadaki, sayılan 150yi bulan cami ve mescitlerin tümü yunan ordusu tarafından tahrip edilmiştir. kapıları kırarak içeri giren işgalciler, yer döşemelerini sökmüş, halıları çalmış, pencereleri sökmüş ve duvarları harap etmişlerdir. şehirdeki en çok hasar görmüş camiler şunlardır: servilimescit, çatal camii, muradiye camii, ak mescit, ivaz paşa camii, dilşikar hatun camii, kenzi camii, dere mescit, niflizade, hacılar, çarşı camii, alaybey camii, kenzi ve hacı kabak camiinin
külliyeleri. sinan bey medresesi, kırtık asri mezarlığı ve kabristan da harap edilmiş ve kutsallıklarına leke sürülmüştür. (s. 59)
-akhisarda, 7 haziran 1919 gecesi, çiftliğindeki halit paşa ve beş arkadaşı, çevredeki yunan köylerinde yaşayan rum asıllı vatandaşlarımızın desteklediği yunan müfrezesi tarafından öldürüldüler. halit paşanın cansız bedeni ikiye bölünmüş olarak bulundu. gözleri oyulan, parmakları kesilen bahtsız şehidin vücudunda bıçak ve süngüyle açılmış otuz yedi yara vardı. arkadaşlarının da kulakları ve burunları kesilmiş, gözleri oyulmuştu. mülkteki mal, alet ve edevat yağmalandıktan sonra çiftlik ateşe verildi. hunharca katledilen halit paşa ve arkadaşlarının cansız bedenleri kazaya getirilip defnedildi. bu elim olayın yanı sıra, akhisar çayı civarında tarlayagiden15kadınöldürülüpcesetlerinehreatıldı. (s. 60)
- bu zorbalar bergama yönünde ilerledi ve yolları üzerindeki her yeri yakıp yıktılar ve yağmaladılar. Kırıklar, Sağancı, sakköy, kalarga, çamköy, alacalar, tekeli, sindel köyleri taş taş üstünde kalmayacak şekilde yakılıp yıkıldı ve beşikteki bebekler de dahil olmak üzere bütün ahali kılıçtan geçirildi. (s. 62)
- bergama kazasını subaylarının önderliğinde işgal etmiş ve tüm mezalimi onların emirleriyle gerçekleştirmişlerdir. acımasızca icraatlarında, yaş, cinsiyet, hastalık gibi insani değerleri dahi göz önünde bulundurmamışlardır. çoksayıdayunanlı, sadecenamusunukirletmekgayesiylealtmışbeşyaşındakibirkadınadefalarcatecavüzederken, yaşlıkadınınonikiyaşındakitorunudaaynıyazgıyaboyuneğmekzorundakalmıştır. (s. 62)
- ilçenin 183 köyünden, canlarını kurtarabilen korku içindeki 80.000 kişi, tarihte eşi benzeri görülmemiş bu vahşette kurtulabilmek ümidiyle iç bölgelere, dağlara kaçtılar. işte medeni yunan ırkının bergama işgalinin fatura böyledir. (s. 62)
- bergama ahalisinden ismailin eşi ayşe ve bir arkadaşına vahşicetecavüzedildi. selanik göçmeni ikiküçükkız, bergamanın pigmenie adlı bölgesinde tecavüzeuğradı. (s. 63)
- salihler köyünden ali mollanın kızına ve mustafa karısı gülsüme tecavüzedildi. gülsüm, tecavüzedildiktensonraöldürüldü. (s. 64)
-aynı gün doğancı köyünden hacı mehmet ali ve on arkadaşı tutuklanarak, sorgulanmak üzere bergamaya gönderildiler. can güvenlikleri konusunda kendilerine verilen sözlere rağmen bergama yolunda hepsi öldürüldüler. (s. 64)
- yeni cami imamı hafız halitin elli yaşındaki yaşlı annesi, yunanlı askerlerin tacizlerine direndiği için öldürüldü. (s. 64)
- eski soma yargıcı veli efendinin gözleri oyuldu ve günler süren işkencenin ardından öldürüldü. öldürülmeden önce, onaltıyaşındakikızına, gözleriönündetecavüzedildi. bu yapılanların tek nedeni, ingiliz soruşturma subayına, yunan mezalimi konusunda dert yanmış olmasıydı. (s. 65)
- yunan askerleri, mehmet ismail ve oğlu mustafanın ayaklarını kestiler. (s. 65)
- tuğla fabrikasının önünde bulunan nesil köprüsünde, salih ve oğlu halil, birer ağaca bağlanarak kurşuna dizildiler. (s. 65)
- 1- hamzalı köyünden Kasapoğlu Himmet yakılarak öldürüldü.
2- karazeybekli hüseyin, karısı ve iki kızı, yunanlı sipahilerce kınıkta katledildi.
3- türkali süleyman ve ailesi kınıkta vahşice katledildi.
4- bulcuk köyünden kasımın karısına tecavüz edildi, tuzcu hafız halilin kızı kaçırıldı.
5- çanköyde, kimliği belirlenemeyen bir kadın, bacağınıkıranonikikişitarafındantacizedildi. kadın şu anda soma hastanesinde tedavi görmektedir. bölgeyi ziyaret eden ingiliz ve fransız yetkililer, kendisini ziyaret ederek, başına gelenlerle ilgili notlar almışlardır. (s. 66)
- menemende, yunanlılar, işledikleri suçların kanıtlarını yok etmek amacıyla cesetleri imha etmek istemişlerdir. ceset sayısı çok fazla ve zaman kısıtlı olduğundan onlarca cesedi aceleyle kazdıkları hendeklere atmışlar ama üzerlerini tamamen örtecek zaman bulamamışlardır. bu ceset dolu hendekler çoğu gözle görülü durumdadır ve komisyonumuz pek çoğunun yerini not almıştır. (s. 73)
- menemende, işgal kuvvetleri komutanı, daha önce toplanmış olan jandarmalara ait silahları kendilerine verdi ve daha sonra bu silahlar mahkemede suç kanıtı olarak gösterildi. bölgede yaşayan rumların, müslüman halktan toplanan silahlarla silahlandırılması sonucu mezalimin boyutu giderek arttı, gerek devlet görevlileri gerekse müslüman halkın ve mal güvenliği kalmadı ve devlet görevlileri bile görevlerini terk ederek göç etmeye başladılar. katliam, yağma, işkence ve kundaklamalar, engizisyon döneminde yaşanan vahşetin kat be kat üzerindeydi. (s. 76)
- aydının yunan işgali sırasında, karacaörenli hafız mehmet efendinin kızkardeşiveannesinetecavüzedildi. (s. 80)
- 3 haziran 1919, salı günü, yunan ordusu nazilliyi de işgal etti. işgal sırasında türkleri ölümle tehdit ederek, venizelosun resmini selamlayarak yürümeye zorladılar. (s. 80)
- nazilli, 17 gün boyunca işgal altında kaldı. bu süreçte yunanlılar evleri yağmaladılar, kadınların namusunu kirlettiler ve çok sayıda insanı tutukladılar, dövdüler ve yaraladılar. yunan çizmelerinin altındaki topraklarımızda, müslümanların elinden gelen tek şey, korkunç kaderlerine boyun eğmekti. (s. 81)
- 19 haziran günü, sabah saat 1de, yanlarına şehir eşrafından kırk türkü de alarak nazilliyi tahliye ettiler. eller kelepçeli olan türk esirler, kazanın biraz dışında katledildiler. (s. 81)
- 21 haziran günü, ingiliz subay bay hoder, yanında aydın valisi abdurrahman bey, yargıtay başkanı hakkı bey ve aydın eşrafından izzet bey ile birlikte nazilliye geldi. şans eseri italyan jandarma komutanı bay carvissini de kazadaydı. hep birlikte rum mezalimi konusunda soruşturm yaptılar. hıristiyan görgü tanıklarının anlattıklarının yanı sıra geçtikleri yerlerdeki yunan askerleri tarafından paramparça edilmiş türklerin cesetleri, yaşanan vahşeti net bir şekilde gösteriyordu. görüntüler o kadar dayanılmazdı ki bay hoder, belediye binasının önünde büyük bir dinleyici kitlesine, yunanlı komutan ve askerlerince yapılan akıl almaz vahşet karşısında duyduğu öfkeyi dile getirmekten kendini alamadı. (s. 81)
- germencikte elli türkü katlettiler. aydına trenle yolculuk eden altı türkü, büyükbaş hayvanlar gibi boğazladılar ve cesetlerini tren raylarına fırlattılar. Bölgedeki bütün köyleri yaktılar ve köylüleri katlettiler. (s. 81)
- aydında caddelerde, herkesin gözleri önünde köylüleri durdurup tekme tokat dövdüler, süngü darbeleriyle ağır biçimde yaraladılar. yoldan geçen sivilleri yakalayıp günlerce havasız, güneş ışığı
almayan yer altı zindanlarına hapsederek aç susuz bıraktılar. bu mezalime bir de yunan askerleri tarafından silahlandırılan yerli çetelerinin uyguladığı vahşet eklendi. artık güvenlik diye bir şey kalmamıştı. türkler, dükkanlarını kapatıp işlerini bırakarak evlerine kapandılar. yunan komutana bir heyet gönderildi, ama bu da bir şeyi değiştirmedi. bu durumda çaresiz kalan türk nüfus toplu halde göç etmeye başladı. (s. 82)
- yunan askerleri tarafından tutuklanmış olan yargıtay başkanı hakkı bey, başsavcı şevket bey ve aydın eşrafından izzet bey, nazilli ve çevre köylerde yaşanan yunan mezalimine dair toplamış oldukları kanıtları yok etmek isteyen barbarlar tarafından öldürülmüşlerdir. ama acı gerçekleri bilenler sadece onlar değildi, ingiliz subay bay hoder de bütün olan bitenden haberdardı. bölgedeki sayıları 4.400ü bulan kurbanların, 4.000i müslüman, sadece 400ü gayrimüslimdi. yunan işgal ordusunun neden olduğu maddi hasar 12 milyon akçeydi ki bu miktar 250 milyon fransız frankına eşdeğerdir. yaşanan vahşet ve barbarlığı uygar dünya kamuoyunun bilgisine sunuyoruz. (s. 84)
- yunan işgali sırasında aydın ve civar köylerdeki türkler, bombalandılar, süngülendiler, vuruldular. yanan evlerin içine atıldılar ve yanarak can verdiler. gözleri oyuldu, kafaları kırıldı, canlı canlı kuyuya atıldılar. trenle seyahat eden türk yolcular, zorla indirilip katledildiler. kadınlara, genç kızlara, kocalarının, anne-babalarının gözleri önünde tecavüz edildi. erkekler sürüler halinde katledildi. bu mezalim sonucu sökeden aydına kadar olan bölgede yaşayan müslüman nüfusun bir bölümü, varını yoğunu bırakıp açlık ve sefaletle mücadele ederek menderesin güneyindeki italyan bölgesine göç ederken, diğerleri de dağlara sığınmak zorunda kaldı. (s. 86)
- (aydın valisinin istanbula gönderdiği rapordan) yunanlılar tarafından işlenen suçları, yapılan kıyımı anlatabilmek için ciltlerce yazmak gerekir. bu, uygarlıklarıyla övünen şanlı ırk, bundan böyle çocukları katletmeleriyle, kulak, burun, el ve ayak kesmeleriyle, ellerine geçen nesneleri kadınların cinsel organlarına sokup, arkadaşlarına göstererek alaylı kahkahalar atmalarıyla da övünebilirler. (s. 90)
- aydında yunan işgali sırasında yunanlılar tarafından öldürülen müslümanlar, seksen bin beş yüz; akıbetleri hakkında bilgi edinemediklerimiz, bin beş yüz. (s. 92)
- izmirde, 130 yolcu, aziziye istasyonu yakınındaki dağ geçidinde yunan askerleri tarafından zorla trenden indirildikten sonra, askerler önce kadınlara, kocalarının ve anne babalarının gözü önünde tecavüz etti, daha sonra tüm bu yolcuları korkunç işkencelerle katlettiler. yunanlılar, işgal ettikleri bölgelerdeki tüm köy ve kazaları yakıp yıktı, kadınları, çocukları ve yaşlıları, kısacası ellerine geçirdikleri bütün Türkleri öldürdü, diri diri yaktı ve canlı canlı kuyulara attılar. yollarına çıkan bütün talihsizleri, nazilli ve diğer yerlerde tutukladıkları bölge eşrafını, sudan bahanelerle sokakta yürürken tutukladıklarını, hapse atacaklarını söyledikleri herkesi öldürdüler. zorla müslüman halkın evlerine girdiler, genç kız ve kadınlara tecavüz ettiler, erkekleri, çocukları öldürdüler, hatta hükümet görevlileri ve bölge eşrafı bile onların gazabından kurtulamadı. (s. 106)
- aydın şehrini terk eden yunanlılar, sadece bununla da kalmamış, yanarak ölmekten kurtulmak için evlerinden dışarı fırlayan kadın, erkek, çoluk çocuk tüm müslümanları vurmuş, kadınlarıgözlerindenduvaraçivilemiş, gençkızlaraailelerininönündetecavüzedipkatletmiş, kadınlarıngöğüslerini, kollarınıkesipcinselorganlarınasokmuşlardır. (s. 109)
- aydında, dinarlı kızı küçük fatma, canını kurtarmak için evden dışarı fırladığında süngülendi ve alevlerin arasına geri atılarak hayatını kaybetti. (s. 110)
- aydının, debbağ köyündeki mahallemizde vurularak, makineli tüfekle taranarak veya yakılarak
öldürülen insan sayısı 1.483'tür. (s. 111)
- nazilli kazasının yunan birlikleri tarafından işgali sırasında avrupa ülkelerinin adalet anlayışına güvenen halk, herhangi bir direniş göstermeden, olay çıkarmadan işgali kabul etti. ama işgalin ilk
gününden başlamak üzere yunan askerleri müslüman kadınlara saldırdılar ve bu zavallı kadınları çırılçıplak sokaklarda yürümeye zorlayarak alçaklıklarını, en metanetli kişilerin bile isyan edeceği boyuta taşıdılar. müslüman halkı ibadete çağıran müezzine, 'eşek gibi anırma!' diye bağırarak
halkın dini inançlarına saldırıda bulundular. (s. 112)
- denizliden izmire gitmekte olan tren efeste durduruldu ve kadın, erkek 90 yolcuya trenden inmeleri emredildi. orada kocaları, babaları, ağabeylerinin gözleri önünde yaş ayrımı yapılmadan tüm kadın ve kızlara tecavüz edildi, sonra bütün yolcular katledildi. yüzbaşı salih efendi ve kimliği bilinmeyen, trablus doğumlu, yunan otoritelerinin kendisine seyahat teskeresi vermiş olduğu bir kaptan, diğerlerinden daha da vahşice işkencelere maruz kalarak öldürüldüler. (s. 113)
- nazillide yunanla çarpışmadan önce avukat enverbeyinbahçesindendönenkarısıyunanaskerleritacizedildiveçırılçıplaksoyunmakzorundabırakıldı. hizmetçisiasiyeyetecavüzedildi. (s. 113)
- nazillide, iki vergi memuru mustafa ve ali efendiler, elleri bir telle arkalarında bağlı şekilde, kafalarına indirilen kabza darbeleriyle öldürüldüler. (s. 113)
- nazillide, kaza ateşe verildiğinde, altı kız beş erkekten oluşan onbirküçükçocuk, yunanaskerleritarafından ramazan paşa mahallesinde durduruldu ve bir yahudiye ait, köprünün yakınında bulunan alevleriçindekieveatılarakdiridiriyakıldılar. bu olay, görgü tanığı emekli kumandan hüseyin hüsnü efendinin yeminli ifadesiye doğrulanmıştır. (s. 114)
- nazillide, çarşıda, kimliği belirlenemeyen iki kişi süngülendi ve birbirlerine bağlanarak ateşe atıldılar. (s. 114)
- nazillide, 1- çeşitli görgü tanıkları terziler mahallesinde bir kadının göğsünün ve kolunun kesildiğine, göğsünün ağzına, kolununsa cinsel organına sokulduğuna şahit olmuşlardır.
2- 56. tümenden kaptana bahattin efendi, peştemalci çerkez yakınında, bir kadının çırılçıplak, vücudunun sağ tarafı yanmış ve göğüslerinin altında kurşun delikleri bulunan cesedini görmüştür.
3- elleri ve ayakları telgraf telleriyle bağlı, bacakları ve kolları kesilmiş bir adamın cesedi tümen karargahına getirilmiştir.
4- aydında yunanlı komutanın karargah olarak kullandığı binada bir adam canice öldürülmüş, kimliği belirlenemeyen zavallı kurban, bir sandalyeye bağlanmış ve korkunç işkencelerle
kafası kesilmiştir. 57. tümen'den kaptan hüsnü bey, bu elim olaya şahit olmuştur. (s. 115)
- nazillide, ali efendinin oğulları cemal ve ragıp beyler, gözlerioyulduktansonraöldürüldülervecesetleriyakıldı. (s. 116)
-nazillide, doktorismailbey, karısıveikiilebeşyaşlarındakiçocukları, zorlayunankarargahınagötürüldüler. buradaismailbeyinkarısınatecavüzedenyunanaskerleri, ikiçocuğu, annebabalarınıngözleriönündeöldürdüler. salıverilenperişanhaldekiçift, evlerinedönerkennazilliköprüsüyakınındavurularaköldürüldüler. (s. 116)
- nazillide, askerimemurhüseyinefendininkızkardeşinetecavüzedildiveboğazıkesilereköldürüldü. (s. 116)
-nazillide, dükkanönü mahallesinde, bazı rumlar, kilcizade ismail efendinin evine zorla girerek karısına tecavüz ettiler, zavallı kadını ve küçük yaştaki çocuklarını öldürdüler. (s. 117)
- nazillide, emekliyüzbaşıadalıziyabeyveerkekkardeşiöldürüldüler. karısızorlavaftizedilipmariaadıverildiktensonravahşicetecavüzeuğradıvekatledildi. (s. 117)
- nazillide, kemer mahallesinden abdi ve dana mehmet, evlerinden alınıp gözlerioyuldu, burunlarıkesildi, derileriyüzüldü ve Yunan subayların süngüdarbeleriylecanverdiler.
- nazillide, dükkanönünde yunanlılar, manavmehmetinevinibasıpkarısıvekızınatecavüzettiktensonraüçünüdeöldürdüler. (s. 117)
- aydında, aynı mahallede iki yunan askeri, dillere destan bir güzelliğe sahip olan kızını kaçırmak amacıyla urla doğumlu ayşenin evine zorla girmiş, kızın orada olmadığını öğrenin annesini katletmişlerdir. (s. 119)
- aydında, müslüman halkı namaza çağıran müezzinlerin ezan okumasına engel oldular ve feci şekilde dövdüler. yeni ve eski rıza paşa camileri müezzinleri işkence gördüler ve saatleri çalındı. (s. 123)
- aydında, yunan işgal komutanı ve iki emir subayı, çarşıda bazı yunan askerlerinin hamal aliyi öldüresiye dövdüklerini gördüler. bu yunan askerleri, iki emir subayının yanlarına gelip
ellerini sıkmalarıyla ödüllendirildiler. (s. 125)
- umurluda, belediye görevlisi mehmet efendinin kardeşi ali efendi tarlasında çalışırken öldürüldü. yunanlı komutan, cesedin kazaya getirilip gömülmesine izin vermedi. (s. 125)
---------------------------------------------------------------------------------------
bu yukarıda sayılanlara ve daha fazlasına maruz kalan bölge insanlarının çoğu, morada, teselyada, giritte bunların aynılarına maruz kalanlar ya da onların akrabalarıydı..
bu yukarıda sayılanlara ve daha fazlasına maruz kalan bölge insanlarının çoğu, bu yukarıda sayılanlara ve daha fazlasına beş, altı sene önce balkan savaşı sırasında bulundukları bölgelerde maruz kalmıştı..
megali idea denen büyük yunan rüyasının gerçekleşmesi için soykırıma uğramışlar, hayatta kalanları ağırlıklı batı anadoluya yerleşmişlerdi..
yaşadıkları travmayı henüz atlatamadan aynısına bu kez batı anadoluda maruz kalmışlardı..
yukarıda sayılanlara ve daha fazlasına maruz kalan bölge halkı bunları yaşarken vahdettin ingilizlere yaranmaya çalışıyor, damat ferit paris barış konferansında ingiliz dostluğuna güvenerek himmet dileniyor, dilinin ucuyla işgaller sırasında yaşanan sorunları itilaf devletleri temsilcilerini kızdırmamaya çalışarak dile getiriyordu..
yine bu süreçte işgalleri engellemeye çalışmak yerine savaşa sebep olduğu gerekçesiyle ittihatçı avına çıkılıyor ittihatçılar ve itilaf devletlerinin tehlikeli gördüğü kişiler yakalanıp hapsediliyor, yargılanıyordu..
ve yine bu süreçte işgallere karşı sesini yükselten havza ve amasya genelgesini yayınlayan Mustafa Kemal istanbul hükümetince merkeze çağrılıyordu..
devamında işgallere direnmek için bir araya gelen kuvayi milliyeciler istanbul hükümetince asi ilan ediliyor, karşılarına ordu çıkarılıyor, insanların kuvayi milliyeye katılmaya önlenmesi çalışılıyordu..
---------------------------------------------------------------------------------------
konu uzun.. zaten uzattım, daha da uzatmak istemem.. şu an adına inceleme yazdığım bu kitabın konusu üzerine onlarca kitap, makale, tez yazıldı..
her biri birbiri ile eklemlenmiş bu konuları ne kadar anlatırsam o kadar eksik kalır..
yalnız yukarıda bahsettiğim konu özelinde şunu söyleyeyim;
aydın vilayetinde yunan işgalinin başladığı nisan 1919 ile temmuz 1919 arası 150.000den fazla kişi katledilmiştir.. on binlerce kişi yaralanmıştır..
sayı bugün bakıldığında fazla görünmeyebilir ama sayının büyüklüğünü göstermek için öldürülenlerin sayısına şöyle bakalım;
1919 yılında, 1. dünya savaşı sonrası, aydın vilayetinin nüfusu 1.5 milyondur..
yani? yani izmir, aydın, manisa, denizli ve muğlada 1919da, 4 ayda, bölge nüfusunun onda biri katledilmiştir..
bu sayıyı bugüne uyarladığımızda, izmir (5 milyon), aydın (1.2 milyon), manisa (1.5 milyon), denizli (1 milyon) muğla (1 milyon) toplam: 9.7 milyon.. onda biri: 970 bin..
yukarıda saydığım beş şehirde günümüzde 4 ayda 970 bin kişinin öldürüldüğünü düşünün..
sayının büyüklüğünü belirtmek için bir başka örnek daha vereyim;
temmuz 2024 yılında yapılan bir çalışmada israil tarafından yapılan saldırılardan sebep gazzede iki sene içerisinde 186.000 filistinlinin öldürülmüş olabileceği iddia edildi..
( thelancet.com/journals/lancet...(24)01169-3/fulltext#:~:text=to%20the%2037%20396%20deaths,this%20would%20translate%20to%207&text=9%25%20of%20the%20total%20population%20in%20the%20Gaza%20Strip )
2.375.000 kişinin yaşadığı bölgede iki yılda 186.000 ölüm..
1.5 milyon kişinin yaşadığı bölgede 4 ayda 150.000 ölüm..
amacım gazze üzerinden ölüleri ölçüp acıları teraziye koymak değil.. yüz sene önce bu topraklarda yaşanan olayın, türkün maruz kaldığı vahşetin vehametini göstermek..
konuyu daha da uzatmak istemem.. bu yazı için bir inceleme değil, bir işaret fişeği demiştim yazımın başında..
'dar alanda bulunan aynı orduya mensup birliklerin ya da müttefik orduların birbiri ile çarpışma olasılığı arttığında çarpışmayı önleme adına taraflardan birinin karşısındakine varlığını hissettirme, dikkat çekme için atılır işaret fişekleri..'
'bu topraklar üzerinde aynı bayrak, aynı millet adı altında yaşayan bizlerin özellikle son zamanlarda bize politikacılar tarafından dayatılanlar yüzünden ayrışmamız sonrası yaşamamızın muhtemel olduğu çarpışmaya dikkat çekmek, bu çarpışmayı önlemek için atılan bir işaret fişeğidir bu yazım..'
'saldırıya uğrayan ya da uğraması muhtemel olan birliğin/birliklerin müttefik orduları ya da kendi ordularının ilgili bölümünün/birliğinin kendilerine yardım etmesi yönünde bu orduların ilgili bölümünün/birliğinin dikkatini çekmek için atılır işaret fişekleri.. '
'saldırıya uğrasak dahi dönüp geçmişte yaşadıklarımıza bakılınca uğradığımız saldırılar sonrası
tekrar ayağa kalktığımıza, geçmişteki asil, vatansever, fedakar atalarımıza dikkat çekmek için atılmış bir işaret fişeğidir bu yazım..'
'savaş uçaklarının düşman tarafından kendilerine atılan ısı güdümlü füzelerin hedefini şaşırtmak için atılır işaret fişekleri..'
'içeriden dışarıdan ülkeyi bölmek isteyenlerin attığı bölücü, ayrılıkçı sloganlara, söylemlere karşılık geçmişte yaşanılanları bu slogan ve söylemlerle hedefi şaşırıp unutmadığımı/zı göstermek için atılmış bir işaret fişeğidir bu yazım..'
---------------------------------------------------------------------------------------
kitapta bahsedilen elim olaylar hakkında yökteze -----> tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi 'yunan işgali' yazınca onlarca tez çıkıyor..
aynı şekilde dergiparka -----> dergipark.org.tr/tr 'yunan işgali' yazınca da konu ile alakalı onlarca makale çıkıyor..
konu ile ilgili araştırma yapmak isteyenler buralardan yararlanabilir..
son olarak kitapta bahsedilen konu ile alakalı bazı kitapları da şuraya ekleyeyim;
Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken , Kurtuluş Savaşı İle İlgili Yunan Belgeleri , İlk İşgaller İlk Direnişler , Bursa'da İşgal Ve Kurtuluş Süreci , Milli Mücadelede Ege Çevresi I , Milli Mücadelede Ege Çevresi II , İstiklal Savaşında Garp Cephesi Nasıl Kuruldu , Biga Ayaklanması ve Anzavur Olayları , Kuvvacı , Anzavur İsyanı , Yunan İşgali'nde Batı Anadolu - I , Yunan İşgali'nde Batı Anadolu - II , Ege'de Yunan İşgali , Sancılı Yıllar: İzmir 1918-1922 , Yunanlıların Uşak’ı İşgali ve Esaret Sancısı , Diplomasi ve Savaş , Batı Anadolu'da Yunan Mezalimi , Demirci Mehmet Efe - 1 , Kurtuluş Savaşında Gönen , Yunan Mezalimi , Yunan Mezalimi , Yunan Mezalimi İzmir, Aydın, Manisa, Denizli 1919-1923 , Osmanlı Tarihi - IX. Cilt , Barış Yapanlar , İzmir ve Çevresinde Yunan İşgal, ve Rum Mezalimi , İtalyan Arşiv Belgelerinde Anadolu'da Yunan Mezalimi , Gizli Belgelerde Mustafa Kemal, Vahdettin ve Kurtuluş Savaşı , Arşiv Belgelerine Göre Balkanlar'da ve Anadolu'da Yunan Mezalimi 1 , Arşiv Belgelerine Göre Balkanlar'da ve Anadolu'da Yunan Mezalimi 2 , Arşiv Belgelerine Göre Balkanlar'da ve Anadolu'da Yunan Mezalimi 3 , Belgelerle Yunan Barbarlığı , Belgelerle Yunan Mezalimi , Bir İzmir Kabusu: Mütareke ve İşgal Dönemi Üzerine Yazılar , İzmir 1920 - Yunanistan Rehberinden İşgal Altındaki Bir Kentin Öyküsü , Yeni Onbinlerin Gölgesinde Bir Sancak: İzmir , Millî Mücadele'nin Yerel Tarihi 1918-1923 (13 Cilt) 1., 2., 3. cilt.. (pdfleri şurada var: #252517024 ) , Yörük Ali Efe , Yörük Ali Efe , Yörük Ali Efe , 1000kitap.com/yazar/sabahatti... adlı yazarın kitapları..
bu uygulamada bugüne dek -maalesef- az okunan ama uygulama kullanıcılarınca daha fazla okunmasını istediğim konulara dikkat çekmek için ya da içeriğinin bence eksik, sıkıntılı, yanlış olduğunu düşündüğüm kitaplara dikkat çekmek için kitap incelemesi yazmıştım..
bu incelemeyi de bu düşüncemden -maalesef- az okunan ama uygulama kullanıcılarınca daha fazla okunmasını istediğim konulara dikkat çekmek için- hareketle yazıyorum..
bu konular özelinde burada 1 -yazıyla bir- uygulama kullanıcısına bile dokunursam kendimi mutlu hissederim..
kitabın okuyucusuna, okuyucularına şimdiden -içeriğinden dolayı, sanmıyorum ama- mümkünse iyi okumalar dilerim..
ya da
kitabın görece en son güncel okuması tarafımca yapılıp hakkında gerekli yazı da yazıldı. okuyana/okuyacaklara şimdiden hayırlı olsun.