William Shakespeare’in komedilerinden olan bu eser binbir gece masallarına benzer bir vaka kurgusu ve gelişimine sahip. Düşünürün özgün diyalogları ve İnsan kavramına yönelik irdelemeleri ile sahnede bizi bize anlatan bir eser.
Oyunda Leontes adlı bir kral hiçbir neden yokken karısı Hermione´yi kıskanır, karısıyla tüm ilişkisini keser ve bebek yaşındaki Perdita adlı kızının, yabani hayvanlara yem olsun diye ıssız bir yere bırakılmasını emreder. Perdita´yı bir çoban kurtarır ve büyütür. Bebek Perdita’nın yanına bırakılan çıkında onun kim olduğunun alametleri olan bir mektup ve bir miktar altın da bulunmaktadır. Her ne kadar bir çoban tarafından büyütülmüşse de soylu davranışlar sergileyen kız büyüdüğünde yine babasından kaçan Bohemya kralının oğluna gönlünü kaptırmıştır. Kral kılık değiştirerek koyun kırpma törenlerine giderek durumu görür. Çoban kızını kralın oğluna verir ancak kral bunu kendine yediremez ve planı bozar. Planı bozulan kız ve nişanlısı Sicilya krallığına(Kızın babasının kralı olduğu yer) gider. Bohemya kralı arkalarına adam takar mektuplarla, cezalandırmak için.
Durum çıkındaki mektubun olunması ve tanıkların ifadeleriyle açığa kavuşur ki kız kralın öldü sanılan kızıdır. Öldü sanılan anne de (kraliçe) ortaya çıkar, ölmemiş fakat sessizliğe bürümüştür bunca yıldır. Kral çok sevinçlidir. Kızını Bohemya kralının oğluna verir. Mutlu son.
Bir bakıma Yeşilçam filmlerinin kaynağı gibi.
Okunabilir bir eser.
Esas etkisi sahnede izleyince daha iyi farkedilir gibi geldi bana.