Antonius ve Kleopatra William Shakespeare’in en sevdiğim trajedilerinden.
Özeti şöyle:
Doğu bölgesi idarecisi olan Marcus Antonius, Mısır Kraliçesi olan Kleopatra tarafından sanki büyülenmiş ve idarî ve askerî görevlerini unutup zevk ve sefaya dalmıştır. Roma'nın iç sorunları ile ilgilenmemektedir. Karısı Fulvia Batı bölgelerini idarecisi olan Oktaviyus'a karşı isyan etmiş ve sonradan ölmüştü. Durumu düzeltmek için harekete geçen Antonius’la barış kararına varan Sezar, bu barışın devamı için kız kardeşi Octavia’nın evlendirir. Ancak bu durum Kleopatra’yı da rahatsız eder. Kısa bir süre sonra tekrar savaşmaya hazırlanacak olumsuz durumlar gelişir. Antonius karısı Ockavia’yı Sezar’a göndererek savaşı durdurmaya çalışır ancak başaramaz. Kleopatra da savaşa dahil olur. Sezar’a yenilirler. Kleopatra bir mabede sığınmıştır. Antonius da savaşı bırakarak yaralı olduğu halde onun yanına ulaşır. Antonius orada ölür. Kleopatra ise Sezar tarafından ele geçirilir. İyi muamele edilir. Amaç onu Roma’da yürüterek halka göstermek ve siyasi ikbal için kullanmaktır. Kleopatra elde ettiği zehirli yılan ile ölümünü gerçekleştirerek Sezar’ın emeline fırsat vermez. Sezar da bu durumdan çok etkilenir. İkisine de onurlarına uygun bir cenaze töreni yapılmasına ister.
Trajik hata, Sezar’a güvenmek olmuştur.
Hatanın bedeli ise can ile ve Canan ile ödenmiştir.
İşlenen yine insandır, insanın hâlleridir. İktidarda kalma ve devamı için tüm yollara başvurma süregelen bir tema olarak işlenmiştir. Bunun için kullanılacak tüm araçlar mübah görüldüğü tespiti yapılmıştır.
Aşk da insanın hâllerinden biridir. William Shakespeare’in diyalektik tavırlarındaki çıkışlardan biri olan aşk kadın olsun erkek olsun insana nüfuz ettiği zaman diğer tüm tikel kişiliklerimizi gölgede bırakıp hakimiyetini kurar. Burada ise ‘Kale içerden kaybedilmiştir.’
Okunması gereken eserlerinden Shakespeare’in.