Shakespeare trajedilerinden olan eser ile insanın bilinçaltı ile bilinç dünyasının telkinlerinin etkisindeki trajik kahramanın ruhsal dalgalanmalarının davranışlarına yansımasını ama nihayetinde bilinçaltının zaferinin kahramana hazırladığı trajik sonu okuyoruz.
Savaştaki üstün yetenekleriyle konsül olması beklenen, cesareti ve kahramanlığı ile ünlü komutan Coriolanus, devlet yönetimindeki kokuşmaların, güç adacıkları arasındaki iktidar mücadelesinin ve politik olarak bilinçsiz olan halkın bu güç merkezleri arasında ‘bindirilmiş kıtalar’ gibi iktidarda kalmanın maşası olarak kullanıldığından onlara uyum sağlayamaz ve halktan onay almanın hemen öncesindeki törende güdüleriyle hareket ederek kendisini olduğu gibi yansıtmasından dolayı huzursuzluğa ve sınırdışı edilmesine sebep olur ve hainlik ile suçlanarak dışlanır.
Bu yaftalamayı kendisine yediremeyen kahraman trajik bir hata yaparak Roma’nın savaştığı Volks’lara gider ve ordularını yöneterek Roma önlerine kadar gelir ama karısı, annesi ve oğlunun telkinleri ile savaşmaktan vazgeçer ve bir anlaşma yapılmasını sağlar.
Sonuçtan memnun olmayan Volks’ların kralının kendisi bu sefer onu ihanetle suçlar ve ceza almasını sağlamaya çalıştığı bir hengamede suikastçı adamlarının darbeleriyle ölümünü sağlar.
Volks’ların yönetimindeki lordlar ise onun onurlu bir adam olarak gömülmesini temin ederek ona karşı görevlerini yapmaya çalışmışlardır.
Ne denebilir ki kaçtığı şey koştuğu şey olmaya başlamıştır oyun boyunca.
Okunmaya değer bir eser.