·524 syf.····Okunma: 24 Temmuz 2025 01:54 Sayfalarca kolonya okudum, tuzluk okudum, köpek bibloları ve sigara izmaritleri okudum. Sinir oldum okurken de. Ama düşününce çok iyi vermiş takıntılı aşık modelini, diyorum. Bayıldım. Ruhum daraldı, ana kahramanları tokatlamak istedim ama Kemal Bey “Sevdim seni bir kere, başkasını sevemem!” deyip durdu.
Tarih mutsuzları yazar, demişti çok sevdiğim bir dizinin final sahnesinde. Tarih yazmak için “mutsuz son”a gittiği için de aşk olsundu Orhan Pamuk’a. Duygu çok gerçek bir şekilde geçti bana. Ama yazarın sadece duyguyu değil, toplumsal yaşamı hatta bir bütün olarak dönemi verebilmiş olmasına da hayran kaldım. Bir iş adamı Kemal Basmacı üzerinden 70'lerden günümüze Türk burjuvazisinin de bir nevi panoramasını çizmiş Orhan Pamuk. Bu çok büyük bir hüner.
Fikrimce.
Spoi olan kısım:
“Ama Füsun'dan geri kalan eşyaları ne yapabileceğimi, bana en iyi Barcelona'daki Frederic Marès Müzesi'nin en üst katındaki tokalar, küpeler, oyun kâğıtları, anahtarlar, yelpazeler, parfüm şişeleri, mendiller, broşlar, gerdanlıklar, çantalar, bileziklerle dolu duygusal müze öğretmiştir.” diyor Kemal ağzından Pamuk. Kitap ve müze uğruna bu kadar çok müze gezmiş olması, verilen emek “Vay be!” dedirtti.
Birkaç bilgi vereceğim ayrıca:
“Masumiyet Müzesi, İstanbul'da öpüşecek bir yer bulamayan âşıklara sonsuza kadar açık kalacaktır.(s.484)” diyor ve bu gerçek.
475’te Masumiyet Müzesi bileti var.
488’de müzede aynı anda elli kişiden fazla ziyaretçi olmayacağını görüyoruz.
496’da müzeyi bulmak için bir harita yer alıyor, tabii 2008’de maps yok. :))
Biraz içimi burkan son cümle ile bitirmek isterim incelemeyi:
“Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım.”
Okunmalı.