·416 syf.····Okunma: 24 Temmuz 2025 01:28 Psikiyatrist✯✧.*☆—
9/10 , 4/5☆
"Ne sebepten olursa olsun, biri kendinden zayıf olana kötü davrandığı takdirde, bu bana göre işlenen tüm suçların en kötüsüdür."
"Hepimizin öğrendiklerini ilk kez tek başına hayata geçirmek zorunda kalacağı bir an vardır. O zaman, öğretmenin gitme zamanıdır."
"İnsan bazen kendine yalan söylemekte o kadar uzun süre başarılı olur ki sonunda kendi uydurduklarına inanmaya başlar."
"Acı, gerçeğin açıkça sınıflanabileceği çok az duyudan biriydi. Bedensel acı hisseden, şimdi ve burada bulunuyor demekti."
Hepsi bir paranoya mı yoksa gerçek mi? Nasıl ayırt edeceksiniz? Vücudunuzdaki morluklar, ezikler ve aldığınız yaralar hepsinin son derece gerçek olduğunu söylemeye yetmez mi? Kaçırılmanız, size elektroşok verilmesi, terapi küvetlerinden birine boğularak ölmeniz için kapatılmanız. Bunların hepsini uyduruyor olamazsınız, değil mi? Hem evet hem hayır. Bazı gerçeklikleri kendimiz yazarız, kendimizden habersiz. Ellen'in kendine yaptığı da tam olarak buydu. Bir gerçeğin üstünü örtmüş, ondan kaçmış ve en beklenmedik anda onunla yüz yüze gelmek zorunda kalmıştı.
Kitapta gerçeklikle ilgili şu alıntıyı beğenip işaretlemiştim. Buraya da bırakmak istedim. "Gerçek her zaman göründüğü gibi değildir."
Bir gün Ellen'in sevgilisi arkadaşına destek olmak için onunla Avustralya tatiline gitmek ister ama klinikte ki hastaları onu beklemektedir. Ellen, Chris'i ikna eder ve onun yerine bakacağını söyler. Ancak bir ÖİV vakası vardır. Kadın dövülmüştür, çok fazla korkmaktadır ve berbat bir kokuya sahiptir. Ellen o anda yapmaması gereken bir şeyi yapar: Hasta ile yakınlık kurmaya başlar. Onu hayatına dahil eder.
Birkaç gün geçmeden isimsiz hastanın kaybolması Ellen'i düşüncelere iter. Chris dışında kimse hastayı görmemiştir, kayıtları yoktur ve klinikten kaçma planı yapamayacak kadar da hasta şoktadır. Chris'in ve Ellen'in hasta için tuttukları dosya da ortalarda yoktur. Ellen onun kaçırılmış olabileceğini düşünmeye başlar. Kara Adam gelmiş ve onu almıştır. Tam da bu anda ben meseleyi çözmüş bulundum, tahminlerim doğru çıktı. Ancak buradan sonrasını okumak büyük bir keyifti. Yazar en başta olayı verdikten sonra Ellen ile sürece odaklanıp "Ne olacak?" sorusundan daha çok "Neden bunlar oluyor?" sorusuna odaklanmış. Ne olacağını da merak ediyorsunuz ama her şeyin sebebi kadar baskın değildi benim için. Yalan yok, merakı da diri tuttuğunu söylemem lazım. Bir günden daha kısa sürede okumamın nedeni yazarın dinamiği çok güzel işlemiş olması. Bölümlerin kısalığının yine beni kendine çektiğini söylememe gerek yok sanırım.
Yer yer "Acaba?" diye birçok senaryo düşünmüş olsam da ilk aklıma gelenin en doğrusu olduğunu görmüş oldum. Ellen'in kafa karışıklığı, korkusu, kişilik çatışması, sonlara doğru tamamen delirdiği anları okumak güzeldi. Mark'ı sevsem de şu albüm işi... Mark bunu seninle daha sonra konuşacağız. Orada çok sinirimi bozdun. Chris, hikayen böyle bitmemeliydi. Chris'i görememiş olmak ya da bu şekilde görmüş olmak bir tık yaralayıcıydı.
Psikolojik bilgiler öyle güzel verilmiş ve diyaloglar güzel serpiştirilmişti ki yazarın diğer kitaplarını bu yüzden okumak istiyorum. Kendisinin de bir psikoterapist olması en büyük etken diye yorumladım. Ve o çılgın betimlemeler. Ellen'in hayal gücü bazı yerlerde "Ya bunlar nereden aklına geliyor?" diye beni güldürürken bazılarına burun kıvırmış olabilirim.
Bir süre Batman gördükçe aklıma kaçık Kara Adam, yani Harald gelecek. Eğer annene zamanında sorduğunda "altındaki" hakkında kaçamak cevap vermeseydi, ne yapması ve yapmaması gerektiğini anlatsaydı belki de hiçbir şey olmazdı. Eh, dolayısı ile de bu kitap ortaya çıkmazdı.
Gerilim açısından bana istediğimi verdi. Olayı. kurgusunu da beğendim. Eğer işler tahmin ettiğimden daha farklı ve "Vay be!" dedirtecek şekilde olsaydı favorilerim arasına girerdi. Ta sayfa 100'den Ellen'i çözmek istemezdim doğrusu. Arada şüpheye düşürdü yazar, yalan yok. Ama şüpheleri hızla silerken ben ilk teorime daha sıkı tutundum. Yerine gelen şüphelerin temelleri ilki kadar sağlam olamadı.
Her şeye rağmen güzel bir okuma zevki sunduğu için Ellen'e ve Wulf Dorn'a teşekkürler.