Khaled Hosseini'nin Bin Muhteşem Güneş adlı romanı, özellikle Afganistan'ın yakın tarihi, kadınların toplumdaki yeri ve insan dayanıklılığı gibi temalarıyla güçlü bir iz bırakmıştır.
Meryem ve Leyla, farklı geçmişlere sahip iki kadınken, ortak kocaları Rasid'in şiddetiyle aynı çatının altında bir araya gelirler.Meryem'in gayrimeşru doğumu, hayatını baştan itibaren şekillendirir.Leyla ise eğitimli ve umutlu bir ailede büyür, ancak savaş bu umutları yerle bir eder.Önce birbirlerine düşmanca yaklaşsalar da, zamanla kız kardeş gibi bir bağ geliştirirler.
Meryem
Hayatın yükünü sessizce taşıyan, sabırlı ama trajik bir figür.
Kitabın başında pasif, ama sonunda kahramanca bir fedakârlıkla dönüşüm geçirir.
Leyla
Daha eğitimli, dışa dönük, başkaldırmaya eğilimli.
Annelik, aşk ve özgürlük arasında sıkışır.
Rasid (koca figürü)
Şiddet yanlısı, baskıcı, narsist bir karakter.
Kadınların hayatındaki erkek figürlerin ne kadar yıkıcı olabileceğini simgeler.
Roman boyunca Afganistan'ın yakın tarihindeki çalkantılar çok net hissedilir:
• Sovyet işgali
• İç savaş (Mücahit gruplar arası)
• Taliban rejimi
• Amerikan müdahalesi
Anlatım dili oldukça akıcı, sade ve duygusaldır.Yazar iç monologlarla karakterlerin iç dünyasına derinlemesine yer vermiştir.Zaman geçişleri (çocukluktan yetişkinliğe) başarılı şekilde kurgulanmıştır.
Bin Muhteşem Güneş, politik kaosun gölgesinde kalan bireylerin, özellikle de kadınların hikâyesini anlatırken güçlü bir duygu yükü taşır. Hosseini'nin hikâye anlatıcılığı, Afganistan'daki acıları evrensel hale getirir. Her ne kadar bazı anlatı öğeleri basitleştirilmiş veya duygusal olarak yönlendirilmiş olsa da, romanın toplumsal mesajı ve insanî derinliği güçlü bir etki bırakır.