Patroklos'un dediği gibi 'HİKAYELERİMİZ GERÇEĞİ SÖYLEMİYOR'.
Prens Patroklos, Peleus'a küçük yaşta cinayetten sürgün ediliyor ve burada Prens akhilleus ile birlikte büyüyor öyle ki onun sırdaşı ve en yakın dostu oluyor. Akhilleus, annesi tanrıça Thetis tarafından Yunanların en iyisi olacağı yönünde kehanetler alıyor. Bu kehanetlere Troyalı Hektor'un ölümünden sonra Akhilleus'un ölümünün yakın olduğu da dahil.
Troya savaşı başlamak üzere... Ordunun başında tanrıya kurban olarak kızı İfigenya'yı Akhilleus'la evlenme vaadiyle kandırarak herkesin önünde katleden Akha kralı Agamemnon yer alıyor. Yanında da İthaka Prensi Odsyyeus ve Argos kralı Diomedes var.
Akhilleus, Agamemnon ile sorun yaşamakta ve ona kendisi olmadan savaşı kaybedeceklerini söylemekte. Prens haklı; onsuz zafer gelmeyecek ama inadı nedeniyle birçok can gidecek Yunan ordusundan.
10 yıl süren savaşta zaman geçtikçe Troyalılar Yunanlara üstün gelmekte, Akhilleus, onu çok seven Patroklos'un ısrarlarına rağmen savaşa devam etmemekte direniyor. Patroklos büyük cesaretle, savaş alanına Akhilleus'un zırhıyla giriyor ve bir süre idare ediyor ancak Hektor tarafından öldürülüyor. Bencil Akhilleus, Patroklos'un katilini öldürmek üzere gidiyor savaş alanına.
Akhilleus'un tıpkı hikayedeki Briseis'in dediği gibi; Patroklos'un sevgisini hak ettiğini düşünmüyorum. Patroklos masumca çok sevdi prensi. Akhilleus'un önceliği ise kahraman olmak, öldükten sonra da cesur ve Yunanların en iyisi olarak anılmaktı. Agamemnon'a karşı inadıyla sadece Yunan ordusunun nefretini kazandı. Savaşın kazananı gerçekten olmuyor.
Yazarın anlatımını sevdim. Mitoloji sevenlere tavsiye ederim. Hüzünlü ve destansı bir roman. Patroklos'a haksızlık edildiğini çoğu sayfada hissettim. Güç zehirlenmesi yaşayan prensler, krallar ve tanrıların hikayesiydi. Sevdiğim karakterler Patroklos ve Oddyyseus oldu.
Okur olarak, Teselya Prensi Euryplos'un dediği gibi Troyalı'lardan mı yoksa Akhilleus'tan mı daha çok nefret ettiğimi bilmiyorum.
Madeline MillerAkhilleus’un Şarkısı