Antik Yunan kültürünün önemli parçalarından olan tragediaları incelemeye devam ediyoruz.
En önemli tragedia yazarlarından olan Sophokles’in yedi tragedialarından biri olan AİAS’ta yine insanlığın ani yükseliş ve düşüş durumlarının dayanılmaz duygusal yoğunluktaki anlatımı ile karşılaşıyoruz.
Sophokles, bu eserinde; insanın asla elindekilerle yetinmediğinden elindeki mutluluk anlarının da kıymetini takdir edemediğini, gücünü fazla abartan insanı kötü sondan hiçbir şeyin kurtaramayacağını vurgulamakta.
Aias’ın şahsında , güçlü olan insanların aynı ölçüde zeka ve sezgiyle yönetilmediğinde nasıl kötü sonuçlara ve mutsuzluklara sebep olduğunu anlatmış.
Kahraman ve yenilmez AİAS, yavaşça etrafında kıskançlık ve düşmanlık duygularını körüklediği gibi Tanrı’ların gazabını da üstüne çekecek kadar pervasız olduğundan Tanrı’lar ile rakiplerinin ortak hareketi ve tuzaklarıyla ölüme doğru gitmekte ve sonunda hatasını anladığında kendi canına kıymaktadır.
Meşhur savaşçı Akileus öldüğünde kullandığı savaş silahlarının kime verileceği üzerine bir yarışma düzenlenir.
Silahlar Aias’a verilmez ama Aias bunu kendine yedirmez ve hile yapıldığını düşünmeye başlar, gece yatamaz ve ani bir karar ile tüm sişah arkadaşlarını öldürmeye gider ancak Tanrı Poseidon esir alınmış bir koyun sürüsü işe başındaki çobanı ona askerlerin suretinde gösterip cinayeti işlemesini izler. Çadırına dönem Aias, geç saatlerde yaptığının farkına varır, varır ama bunu kendine yediremez ve sonra intihar ederek canına kıyar. Kısa olay örgüsü bu şekilde olan oyunda aslında “İnsan” evrensel anlamda ve tüm dürtüleriyle tanıtılmaya çalışılmıştır.
“İnsan dürtülerinin kurbanıdır.” yargısını pekiştiriyor .