Puan vermedi·447 syf.····Okunma: 26 Temmuz 2025 00:00 Bu tip kitaplara inceleme yapmak aslında borçtur bir yerde ama daha kaliteli okurlar yaparsa belki net yerini bulur, amacına ulaşır. Ben kendi kan grubuma odaklanarak okudum, yeterli olmaz. Aslında aynı anda diğer kitabı da inceledim; Kan grubuna göre beslenme. Net bir şey söyleyemem ama araştırması kolay şeyler bunlar, yani okuduğum bir şey kafama yatmadıysa gidip güvenilir bulduğum bir yerde teyit arayabilirim vs. Ben kendi incelememi yapacağım her zamanki gibi. Benim grubum alerjik reaksiyon gösteren bir grup, özellikle solunum yollarında. Alerji şart değil yani sinüsleri ilgilendiren, mukozalı her şey. O yüzden kitaptan alıp kabul edeceğim şeyler elbetteki var. Limonun mukusu baskıladığı ve süt ürünlerinin ki bu benim için yoğurt demek, mukoza arttırıcı olduğu gerçeği. O yüzden limonlu su içmeye devam yoğurda belki bir deneme molası diyebilirim. Bunun dışında vucudun kendini korumaya aldığını düşündüğüm çok şey oldu. Çok fazla şeye reaksiyon veriyorum ben ve bu git gide artıyor maalesef. Bazı yiyecekleri de direkt sevmediğim için yemiyorum. Yesem yerim yani benim bariz bir şekilde yemediğim bir şey yok çünkü. Ama sevmediğim çoğu şey kan grubuma yasaklı ne hikmetse. Koruma dediğim buydu. Zaten et sevmem elimde olsa hiç yemem o komple yasak gibi bir şey. Otçulum, otun da her çeşidi zararsız ya da yaralı gibi bir şey. Kuruyemiş olayı bile ilginçtir, ben kaju Antep fıstığı hiç aramam, düz leblebi yerim hatta bulursam yarım leblebi yerim, grubuma da bu ikisi çarpı xx yasak. Bir sürü böyle hayret ettiğim şey oldu kısacası. Bir de sindirim sistemini doğrudan etkileyen temel şeylerin başında gelen stres var. Her grubun stresle baş etmesi farklı metotlarla. Benim grubumu sakinleştirici şeyler yapmasının gerekmesi de manidar. Yani başka bir grupta dövüş sporlarına yönlendirirken benim grubumda yürüyüşe ve sakinleştirici şeylere yönlendirmesi hakikaten isabet. Çünkü ateş topu gibi geziyorum ortalarda Allah aklımı korusun. Hem kendime hem etrafıma zararım. Ben haklı değilim kimse de haksız değil, tersine de doğru bir denklem. Aklımı delirmemek için izin alıp evde oturup sakinleşmek istedim ama kafam benimle. O yüzden olamadı. Yani benim durumunda sindirim sistemim sadece yeme içme kaynaklı iflas etmiş durumda değil. Hem daha önce anlayamadığım şeyleri şu an daha iyi anlıyorum, kınamış olamam ama daha önce insanların sıkıntıdan kendilerini yemeye vermelerini hiç anlayamıyordum. İnsan stresten yemekten içmekten kesilebiliyorsa, tersine bir psikolojiye de girebilir artık bunu en azından anlayabiliyorum. Ve diyet denen şeyin zayıflamak için olmadığını da anladım. En azından şu anda benim kafamdaki şey zayıflamak değil. Korkuyorum. Bir gün daha büyük porsiyon yemek yiyebilmekten korkuyorum. Bir gün açlığa direnememekten korkuyorum. Gerçekten korkum bu. Çünkü olabilir. Hiçbir zaman yemekten çok haz alan bir insan olmadım ama artık bunun sadece ağızla ilgili olmadığını biliyorum. Mide tablacı hükmünde O yüzden de sadece beynimin değil bağırsaklarımın da istediği zaman bazı şeylere dur diyebilmesini isterim. Bu bir kitabın çözeceği iş değil biliyorum. Zaten bir müslüman olarak bilinen manalı diyet kelimesini reddediyordum( bunu söylerken de kimseyi kınamak için söylemiyorum. inşallah.), şu anda da sadece korktuğum şeyin başıma gelmesini istemeyeceğimi söylüyorum. Allah israftan uzak etsin.
Kitabın yarısını hızlıca geçtim çünkü adını bilmediğim bir sürü malzemeyle yemek tarifleri vardı. Örneğin tofu her neyse onunla tanışıp yemeğe başlamak, bağırsak sağlığım için iyi olacak gibi duruyor. Bir de soya var, kısmen ne olduğunu biliyorum ama hayatımda olan bir yiyecek değil.
Buraya çok sevdiğim bir duanın parçasını ekliyorum;
Ruhumuzu cesedimize, kalbimizi nefsimize, aklımızı midemize hakim eyle. Lezzeti şükür için isteyen kullarından eyle. Amin....
Diyet kelimesi genel olarak neden kullanılır? Diyet. Aslında bu kelimeden gerçekten dünyanın utanması gerekir. Gazze gibi birçok yerde insanlar açlıktan ölüyor. Birileri de, kimimiz de porsiyon küçültmeye çalışıyor belki. İnsanlık küçülüyor. Biliyorum, belki kitabın konusu değil ama burayı atlayamayız . Bir şeylerin diyetini çok ağır ödeyeceğiz hepimiz . Zalim izzetinde mazlum zilletinde kalıp gidiyorsa, hepimizin payı var. Bazılarımız tabağı bitirmeye çalışıyor, bazılarımız kazanların dibinde kırıntı arıyorsa suçumuz var. Elimde değil. Gönlümde çünkü. Allah fırsat versin bize, Allah elimizden geleni yapma fırsatı versin. Cehennemi dünyaya taşımış insanlar biz de öyle izliyoruz, önümüzde tabakla...
"Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiyat veriyoruz. Acaba asıl mal sahibi olan Allah ne fiyat istiyor?"