Merhabaa, size harika bir kitapla geldim:
Kalpsiz
Alıntılar:
— “Sence en güzel şiir ne? Bana bir şiir mısrası söylesene.”
— “Susmak bence,” dedim. “Şiir burada bitiyor. Ne bir harf eklenebilir üstüne, ne de bir harf azaltılabilir.”
— “Özlemek, ölmekten iki harf fazla be çocuk…”
Yorumum:
Kitap gerçekten çok güzeldi. Bazı yerlerde duygulandım, bazı cümlelerde kendimi buldum. Alıntılar öyle içime işledi ki… Kalbime dokundu.
Konusu:
Düşünsenize… Yıllarca ailenizden şiddet görüyorsunuz. Ve bir gün, babanıza karşı geldiğinizde sizi evden kovuyor. Sokakta yapayalnız kalmışken, tanımadığınız bir adam gelip sizi gecenin bir yarısı alıyor ve evine götürüyor...
Ben, Tuğçe Soykır. Küçüklüğümden beri ailesi tarafından sevilmeyen, şiddet gören bir kızım.
Ama hayatım, Mehmet Kalpsiz ile tanıştığım anda değişti. O varken her şey öyle güzel, öyle mutluydu ki…
Ta ki… O bilinmeyen numaradan gelen mesajı alana kadar:
“Sen Tuğçe Kalpsiz değil, Tuğçe Başaran olacaksın.”
Bu mesajla birlikte dünyam başıma yıkıldı.
Kırmızı rengi çok severdim. Hatta o gün, Mehmet beni yemeğe çıkarırken üzerime kırmızı bir elbise giydirmişti… Ama nereden bilebilirdim ki o gün, kırmızıdan nefret etmeye başlayacağımı?