Kitapta bir karakterin hayallerini gerçekleştirmek için çok çalışması, hayalleri gerçekleşince sosyoekonomik olarak sınıf atlaması ve buna bağlı olarak çevresinin ona olan tutumlarının değişmesinden oluşan bir kitap. Bir yandan Ruth denen kadının Martin Eden başkarakterimizin kitaptaki tabiriyle kendi doğrularıyla sanki hamur gibi şekillendirmeye çalışmasını, Martin'in de Ruth tarafından kendisini şekillendirmesini bir yere kadar izin vermesi ama konu hayallerine ve hayatını nasıl yaşamak istediğine gelince küt vurmasını okudum. Martin'e bu noktada hak verdim. Ruth kendi idealize ettiği adamlara Martini sanki bir kalıp kekmiş gibi davranıyordu ama suç tamamen kendisinin değildi. Ruth, belli bir çevreden belli bir aileden gelmiş ve ailesinin idealleri ile kendi dürtüleri arasında sıkışmış kalmıştı. Martin ise daha üst sosyoekonomik tabakaya uyum sağlamaya çalışıyor, bir yandan kendisinden de ödün vermiyordu. Martin'i belli bir kalıba sokmaya çalışan sadece Ruth bile değildi. Martin'in çevresinde kim varsa herkes onun "iyiliğini" düşünerek hayatın belli adımlarını atmaya zorluyordu. Klasik amerikan rüyası sonucunda ise Martin bi şekilde sabah akşam yemeden içmeden soluk kesilmeden -illa başkarakter kendisini mahvetmesi lazım çalışması için başka türlü olmuyor çünkü ya-hayallerine kavuşup insanların atmasını istediği adımları atınca çevresinin gözünde değeri arttı. Martin hala aynı Martin'di ama bu sefer parası vardı ve ünlüydü. Sonra milletin evinden kovulan Martin o evlere yemeğe davet edildi, red edilen yerler yalvarmalara başladı. Başkarakterimiz ise herkese hakkını verip çekip gitti. Yani para, statü farkı ve aralarındaki aşk, insanların parayı sevmesini okudum, ve son aşırı beklendik bir şekilde bitti.