·456 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Mart 2018 10:47 Hikâye ve konu güzel olsa da hatta beğendiğim hâlde biraz uzatıldığını hissettim. Romanının ilk yarısı biraz durağan geçse de 2.ci yarısı ise tam tersi aldı başını gitti resmen ve cok daha keyifle geçti. Aşıklar Parkı kasabası kadınlarına ilk başta şaşırsam da daha sonradan bayıldım. Kadınlar kasabada kimsenin bekâr kalmaması için o kadar çok uğraşıyorlar ki aklınız şaşar. Aşıklar Parkı kasabası, adından da anlayabilirsiniz belki gerçek aşka, sevgiye, romantizme, orada yaşayan halkın mutlu olmasına en uç noktasına kadar önem veren turistik bir kasaba. Kasabanın kitapçığı Noook Kitapevi'nin sahibi Abigail, dükkânın bulunduğu binayı satın alan doktorla aralarında sürtüşme yaşanır. Çünkü doktor Jacop açmak istediği muayehanesini kitapevini dahil etmeyi düşünür, bu da kitapçının kapanma riski demektir. Kasaba halkının desteğini arkasına alarak babasından kalan kitapevini kurtarmaya çalışan Abigail ie dükkân sahibi arasında ilginç gelişmeler yaşanırken aynı zaman Jacop ve eşi arasında yaşananlar da su üzerine çıkar. Karakterlerden biri varki gerçekten saçını başını yolasım geldi, Kelly'den bahsediyorum tabi ki. Gerçek hayatta iş dünyasında böyle tipler olduğunu tahmin edebiliyorum, ama bu kadar da yeter dedirtiyor. Hani "iş dünyasında duygusallığa yer yoktur"diyenler vardır aynen öyle biri. Duygusallığa yer olmayabilir ama bu kadar insafsız ve vicdansız davranmamızı gerektirmez. Bir konu da daha var gıcık oldum diyebildiğim, Jacob'ın muayenehanesini açarken yetkiyi Kelly'ye devretmesi ve onun çıkardığı sorunlara itiraz etmesi. Arkadaşım kendi işin, kendi dükkânın, üstelik komşu dükkân da senin kiracın, bu kadar mı pısırıklık olur!