Son yıllarda çeviri edebiyatta çok fazla eserin çıkması tercih bakımından biz okurları zorluyor. Bu manada verilen ödüller bu tercihi yaparken bize yardımcı oluyor. Esere verilmesi bakımından Man Booker Ödülleri bu anlamda biz okurlara iyi kitaplar sunabiliyor. Dolunay Kadınları da bu anlamda biz okurlara göz kırpmaktadır. Kişisel olarak kitabı okuma isteğim kitabın ödül almasının yanında Doğu'yu ve Doğu'da yaşamı okuma isteğimden doğdu. Ayrıca birden fazla kuşağın anlatıldığı romanlar da özel tercih nedenlerimden biri. Özellikle anti-demokratik yöntemlerle yönetilen ülkelerde arka planda kalan çocukların, kadınların hikayelerini okumak çok etkileyici oluyor.
Roman, Umman’ın değişen toplumsal yapısını, Meyye, Esma ve Havle isimli üç kız kardeşin yaşamı üzerinden anlatır. Geleneksel değerlerle modernleşme arasında sıkışmış bireylerin hayatına ve ülkenin tarihsel dönüşümüne ışık tutar. Bu anlamda Cumhuriyet sonrası modernleşen Türkiye'yle de benzerlikler kurabilirsiniz. Doğu toplumlarının modernleşmesi bu tip hikayeler ortaya çıkarmaktadır. Benzer bir konuyu Adalet Ağaoğlu'nun Ölmeye Yatmak isimli kitabında da yakın zamanda gördüm.
Umman'ın kölelikle olan yakın geçmişi bugününü de etkilemekte ve bu durumun modern hayat ile çatışması romanda anlatılan temel konulardan biri. Üç kız kardeşin hayatı üzerinden Umman’daki kadının konumu, kölelik geçmişi, sınıfsal yapılar, gelenekler ve özgürlük temaları işleniyor. Meyye, erken yaşta evlendirilen ve acı çeken bir kadındır; Esma geleneksel beklentilere meydan okuyarak eğitimine odaklanır. Havle ise geçmişin anılarıyla boğuşur ve hayata tutunmaya çalışır. Öte yandan değişen erkekliği de yazar çok etkili şekilde vermiş. Meyye'nin eşi Abdullah'ın babası ile mücadelesi, babası gibi olamamasının verdiği eksiklik de güzel aktarılmış. Romanda yer alan birinci kuşak çöllerde Bedevi hayatı yaşarken zamanın giderek değişmesi ve petrolün ülkeyi zengin etmesiyle ikinci ve üçüncü kuşağın alışveriş merkezleri arasında gezmelerine tanık oluruz. Umman'ın tarihini bilmek bu romanı okumada çok destekleyici olabilir lakin bilmesek de ülkelerin tarihleri birbirine yakın olduğundan bilgi eksikliği okuma anlamında olmuyor.
Yazar, zamanı lineer olarak kullanmamış ve zamanda ileri geri gitmeler mevcut. Bu nedenden okumanızı uzun süreye yaymanızı tavsiye etmem. Zamanın lineer ilerlememesinin yanında çok karakter üzerinden bir anlatım da yer alıyor. İç monologların fazlaca olması da karakterleri derinden tanımamıza yardımcı oluyor. Farklı coğrafyalardan farklı insanlarla, onların yaşadığı zorlukları kurgu üzerinden okumak insana büyük bir haz veriyor. Okuyanların da bu hazdan kendisine düşeni almasını dilerim. İyi okumalar.
Dolunay KadınlarıJokha Alharthi