“Dünyadaki hiçbir mesafe kaderin birbirine yakınlaştırdığı insanlara engel olamaz.”
En sevdiğim rastlantılar güzel kitaplara denk gelmekti sanırım:) burada karşılaştığım ve giderek ilgimi çekmesiyle okumak zorunda hissettiğim kitaplardan birisiydi.
Yazarın okuduğum ilk kitabı , şimdiden diğer eserlerini de merak eder oldum.
Kitabını anlatımı son derece yalın ve akıcıydı. Ana karekter olarak Orhan’ın iç dünyası çok güzel yansıtılmıştı bence okurken kendinizi Orhan zannedebilirsiniz:)
Saklıkent! Olayların geçtiği yer.
Orhan için kilit bir yer… hatta diğerleri için dee…
“Kişisel sorunlar manzumesinin en büyüğü ve en sarsıcısı aşktır….”
Kitapta karşılıksız aşk ve aşkın insanı nasıl savunmasızca sürüklediği ele alınmış.
Orhan,Firdevs ve Fırat…
Ama Defne’nin hikayesi de son derece etkileyiciydi. Bir bölümde ana hikayenin önüne geçecekti neredeyse.
Hatta kitabın sonuna doğru çoğu okur Orhan-Defne ikilisini bekliyordu bence:/
Karakterler arası ilişkileri ele alacak olursak birçok sağlıksız bağ örneği de var eserde.
İnsanın nasıl bir çocukluk geçirdiği , nasıl bir ailede yetiştiği, geçmiş yaşantılarının bütün hayatını, ilerde nasıl bir yetişkin olacağını ,kimlerle birlikte olacağına kadar bir çok şeyi nasıl şekillendiriyor buna da şahit oluyoruz. Evet, yaşantı herşeydir…
Orhanın Firdevs’e olan duyguları ilk görüşte aşktı bence. Fakat sadece bir hoşlantıdan ibaret de değildi belki de bunu okudukça daha iyi anlıyoruz.
İnsan kendi kendine benzerine çekilirmiş.
Sadece hoşlandığınızı zannedersiniz ama sizi çeken başka birşeydir belki de…
Bazen acıları insanları bir araya getirirmiş
Umutsuzluk - tutku sandığımız şey…
Bazen karşımızdakinde çok tanıdık bir his buluruz - farkedemeden ona kapılırız…
Okurken başlangıçta Orhanın Firdevs’e ulaşma çabalarıyla her karşılaştığımda saplantılı bir aşık olabileceğini düşünmüştüm..
-öyleydi de de belki. Ama zaten aşk böyle bir şey değil miydi…
Aslında süreçte ona duyduğu hislerin sonun da karşılıksız kalacağını kabullenmek istemiyordu belki de…
Aşk ! Bir bağımlılık ya da hastalık gibi bir şey olabilir mi ? Bence bu iki kavrama da çok uzak değil… çünkü;
“Duygular öne geçince, farkındalık azalır.”
“Sen bir hayale aşıksın Orhan.
Gerçeklik aşkı er geç öldürür. Hayal ise ölümsüzdür, sonsuza dek sürer.
Hayalde herkes için bir umut vardır.”
“Firdevs onun için asla ölmeyecek.”
Defne bunu kendinden biliyordu çünkü…
Firdevs ;
Firdevs de Fırat’a takıntılıydı aynı zamanda. Firdevs’in Fırat’a olan bağlılığı sağlıksız bir bağlanma türü ve ona zarar vermesine rağmen ondan kopamaması da bunu gösteriyor.
Günümüz deyimiyle toksik ilişki...
Ve yine geçmişe- aile yaşantısına dayanması…
Firdevsin çocukluğundaki ebeveynleri ile olan sağlıksız yaşantılarının hayatının şekillenmesindeki etkilerini görüyoruz.
Güvenli ve sağlıklı bir bağ kurmaktan uzak bir insan. En sonuda hem kendini hem hayatındakileri bekleyen hüsran…
En kötüsü de farkındalığına rağmen Fırattan kopamaması , buna cesaretinin olmaması…
Bazen farkındalık da cehennemdir…
Kitapta da dediği gibi Hayatını mahvediyordu ama aklı başındayken yapıyordu bunu…
Daha kötü ya…
Firdevsin de Orhan’a dediği gibi
“Kaderimiz ve kederimiz aynı…
Ne çok benziyoruz, ruhlarımız aynı .”
Karşılıksız aşk çıkmazı…
Ne kadar bir şeylerin farkında olduğumuzu iddia etsek de bazı duyguların insanı sürüklemesinin önüne hiçbir şey geçemez.
Yaşanmadan öğrenilmez…
“Bu dünyada en güçlü olduğumuzu zannettiğimiz şeylerle sınanıyoruz.”
“Aşıklara yer yok! Aşıklar bu dünyada bir yere sığmazlar.”
İyi okumalar. Âşıklara Yer YokTarık Tufan