Puan vermedi·64 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Temmuz 2025 09:24 Bazı kitaplar sadece okunmaz, hissedilir. Martı Jonathan Livingston da tam olarak böyle bir eserdi benim için. Her satırı içime işledi, her cümlesi adeta ruhuma dokundu. Çünkü bu kitap sadece bir martının öyküsünü anlatmıyor; özgürlüğü seçmenin, kendi yolunu bulmanın ve sürüden ayrılma cesaretinin sembolü oluyor.
Jonathan, hayatta “daha fazlası” olduğunu hisseden ama çevresi tarafından “fazla” bulunan herkesin hikâyesi. Tıpkı benim gibi… Bazen yargılandım, bazen yalnızlaştım ama içimdeki ses hep başka bir yol olduğunu fısıldadı. Bu kitap, o sesi yeniden duymamı sağladı.
Richard Bach, bana hayal kurmanın sadece bir ayrıcalık değil, bir hak olduğunu hatırlattı. Uçmak, sadece gökyüzünde değil, kendi içimde de yükselebilmekti. Mükemmelliği ararken hata yapmanın, düşmenin, yeniden denemenin ne kadar kıymetli olduğunu bir martının gözünden öğrendim.
En çok da şu satır içimde kaldı:
“Sen düşündüğünden çok daha fazlasısın. Sınırlarını zihnin çizer.”
Bu kitap, içindeki martıya kulak vermek isteyen herkes için bir çağrı. Ve ben artık uçmaktan korkmuyorum.
Teşekkürler Jonathan… Bana kanatlarımı hatırlattığın için.