hikayemiz martı kitabının baş karakteri martı diğerleri gibi olmayan sürekli kendini geliştirmeye öğrenmeye çalışan sıradanlıktan uzak olan bir karakter. martı kendini geliştirmek kendi sınırlarını
Bazı kitaplar sadece okunmaz, hissedilir. Martı Jonathan Livingston da tam olarak böyle bir eserdi benim için. Her satırı içime işledi, her cümlesi adeta ruhuma dokundu. Çünkü bu kitap sadece bir martının öyküsünü anlatmıyor; özgürlüğü seçmenin, kendi yolunu bulmanın ve sürüden ayrılma cesaretinin sembolü oluyor.
Jonathan, hayatta “daha fazlası” olduğunu hisseden ama çevresi tarafından “fazla” bulunan herkesin hikâyesi. Tıpkı benim gibi… Bazen yargılandım, bazen yalnızlaştım ama içimdeki ses hep başka bir yol olduğunu fısıldadı. Bu kitap, o sesi yeniden duymamı sağladı.
Richard Bach, bana hayal kurmanın sadece bir ayrıcalık değil, bir hak olduğunu hatırlattı. Uçmak, sadece gökyüzünde değil, kendi içimde de yükselebilmekti. Mükemmelliği ararken hata yapmanın, düşmenin, yeniden denemenin ne kadar kıymetli olduğunu bir martının gözünden öğrendim.
En çok da şu satır içimde kaldı:
“Sen düşündüğünden çok daha fazlasısın. Sınırlarını zihnin çizer.”
Bu kitap, içindeki martıya kulak vermek isteyen herkes için bir çağrı. Ve ben artık uçmaktan korkmuyorum.
Teşekkürler Jonathan… Bana kanatlarımı hatırlattığın için.
Jonathan bir martı. Hız tutkunu, kalıplara,geleneklere,hurafelere tabulara karşı, bireysellige ve özgürlüğüne düşkün bir martı. Toplum olarak bize çok uzak bir kavramı anlatmış yazar; bireysellik. Biz insanlar sürümüzden ayrılıp da bir şeyler yapmaya, söylemeye pek korkarız. Çünkü yalnız kalmaktan, dışlanmaktan çok korkarız. Evet, insanı insan yapan yine insandır fakat bizim yeteneklerimizi ortaya koymamıza engel oluyorsa o insanlar onlardan uzaklaşmaktan da geri kalmamalıyız.
Toplumdan tamamen kopmak psikolojik açıdan çok sağlıklı olmayabilir o yuzden toplumla kendimiz aradındaki dengeyi Iyi kurmalıyız.
Sürü psikolojisine uymadıgı için sürgüne gönderilen martı Jonathan'ın hikayesi...
Buna metaforik açıdan bakılırsa insan için de durum aynı... Çoğunluğa uymayan insanın uyumsuz olarak nitelendirildiğini görebiliriz...
Sürü psikolojisine uymadığı için sürgüne gönderilen Martı Jonathan’ın hikayesi..
Bu kitabın benim için yeri çok farklı :) ilkokul Değerli Deniz hocamızın bize okuduğu ilk kitap.Dün gibi o heyecanla okurken anılarım depreşti,geçen onca zaman sonra etkisini dünkü gibi kaybetmedi..
Özgürlükkkkkk diye bağıran bir kitap resmen .Özgüven eksikliği olan varsa ilaç gibi gelir.Okuyun ,okutturun ,hediye edelim ,mutlu olalım
Özgürlüüüüüüüüüük diye bağıran bir kitap. Bence özgüven sorunu yaşayayanlar ilaç niyetine okuyabilir abi. İyi hikaye kısa öyküden uzun anlam. Ben sevdim. Başucu kitabı resmen. Okuyun hediye edin.
Dışarıdan bakınca oldukça keyifli, sade dilli, akıcı, herkesin okurken keyf alacağı bir martının öyküsüyle karşı karşıyayız. Fakat çoğu okuyucunun gözden kaçırdığı nokta şu. Bu kitap bir martının maceraları üzerinden örtük olarak insanlığın son 2000 yıldaki tüm düşünsel, inançsal ve yaşamsal dönüşümlerini anlatıyor. Martının yaşadığı günlük olayları bir alegori olarak kabul ettiğimizde son 2000 yılın kronolojisine cuk oturuyor. Üstelik tüm bunları 7 yaşındaki bir çocuğun anlayabileceği ve ilgiyle okuyup zevk alacağı bir şekilde anlatmış. Sırf bu sebeple bile herkesin mutlaka okuması gereken ve okullarda zorunlu olarak okutulması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çok zamanınızı da almaz zaten. Ben bir saatte bitirdim. Şimdiden iyi okumalar diliyorum. Martı
Aynı gün bitireceğiniz, sizi bir seviye yukarı çıkaracak bir kitap. Roman mükemmele ulaşma için yapılan çabalar ve özgürlüğü çok farklı bir bakış açısıyla anlatıyor.
Kaizen temelli yogist felsefeye dayanan güzel bi kitaptı.
Martı Jonathan Livingston gibi varlığımın sınırlarını aşmak isterken keşfettim kitabı. Kitapla beraber büyüdüm, arzuladım, sustum, düşündüm. Jonathan'da bir parça kendimden buldum. Bir parça da bende olmasını istediğim yönlerimi keşfettim. Sınırlarını zorlamak isteyen herkese tavsiyemdir.
Aman dikkat Übermensch kavramı ile karıştırmayın bu daha çok kişisel tekamülümüzü ele alan bir kitap
Richard Bach (23 Haziran 1936) ABD'li yazar 1955'te Long Beach State College'e başladı. Kurgu ve hayal konusunda birçok eser yazdı. Kitaplarının çoğunu kendi hayatından esinlenerek yazdı. Hava Kuvvetleri'nde pilot olarak çalıştı. Ardından birçok işe girdi. Kitaplarının çoğunda bir şekilde uçmaktan bahsetti.
1970 yılında; yem bulmak için uçmak yerine hızlı ve akrobatik uçmayı seçen bir martının hikâyesini anlatan kitabı, Martı'yı yazdı. Kitap 10.000 sözcükten daha az olmasına rağmen kurgu ve kurgu dışı kitaplar arasında en çok satan oldu. Rüzgarla Uçmak'a kadar en çok satanlarda yer aldı. Rüzgarla Uçmak 1972'de 1.000.000'dan fazla kopya sattı.
Son yıllarda hayranlarıyla ilgilenmeye başladı. 1990'larda bir Amerikan şirketinde hayranlarının maillerine cevap yazmaya başladı.
Bach'ın 6 çocuğu bulunmakta ve Bette adında bir eşi var. Ardından gazeteci olarak işe başladı ve babasız büyümek hakkında bir kitap yazdı.
Bach 1977'de, Martı filmini çektiği sırada, aktris Leslie Parrish ile evlendi.
Bach'ın Sonsuza Uzanan Köprü ve Bir eserlerini etkileyen kişi oldu. 1999'da boşandılar. Martı kitapları arasında en iyi kitap oldu.