"Hades, Persephone için dünyayı yakardı. Demir ise Helen için kendini bile ateşe verirdi."
Herkese selamlar. Bugun size uzun zamandir okumak için can attigim #infernokanto2 yorumu ile geldim. Beklediğime değdi zira cok begendim. Demir Karadağ'a bir kez daha ama bu kez çok daha fena olarak düştüm.
İlk kitapta Helen'in kız kardeşi Alin Inferno'da yarattığı kaosun ardından bu kitapla ortaya çıktı ve Demir ile Helen akillarindaki sorulara cevap bulmak isterken daha çok gizem ve sorulara karıştılar. Alin'in yanında yer alan Ensar'in ise kimliği tam bir muammaydi. Ama Alin ile güzel bir ikili olmuşlardı.
Helen naif ve kibar tarafıyla yine mest ederken, Demir ise obsesif bir şekilde Helen'in yörüngesine girdi. Öylesine bağımlı ve takıntılı bir aşık oldu ki, normalde bu tavırda olan bir karakter dahi olsa boğucu gelirken Demir gibisini dilemeyecek biri olacağını sanmıyorum. Askinin muhtesemligine hayran olup, imrenmemek elde degildi.
Kurgunun ilerleyişini çok sevdim, yazar konuyu öylesine merak edilesi şekilde işlemiş ki bir kez daha hayran kaldım. Yarı distopik bir düzende ele almış ve sonunda olabilecekleri merak içinde bekliyorum. Özellikle de o sondan sonra. Bir de ikili anlatimla Demir'i bu kitapta daha iyi tanıdım. Geçmişinden kalan acıların yetiskinliginde yarattığı travmalar çok acıydı. Küçücük bir çocuğun böylesi kötü muamelelere maruz kaldigini okumak gerçek dünyanın acımasız yüzünü bir kez daha gösterdi.
Kitapta favorim olan öyle çok sahne vardı ki sanırım en sevdiğim Helen ile Demir'in birlikte bir bebeğe bakmak durumunda kaldıkları bölümdü. Canim Demir ya. Kesinlikle bu seriyi okuyun, özellikle de yerli okuyamiyorum diyen varsa fikrini bu seri değiştirecek. Bana güvenin.
Ama sadece yetişkinler lütfen
İnferno: Kanto IIAsena Nişikli