“Her yemeğin bir hikâyesi var çünkü
yemek dediğin şey, açlıktan önce hatırlamaya ilgili.” Kaşığı kaldırdı, tekrar indirdi. “Mesela mercimek çorbası...”
Durdu, Bir an sustu. Sonra konuştu:
“Mercimek çorbası bana hep şunu anlatır: Hayat, tek başını
sert olan şeyleri, sabırla bir araya getirir, Mercimek, tek başına kuru ve katıdır. Soğan keskin, havuç serttir. Su bile tek başına tatsızdır. Ama hepsi aynı tencerede, aynı ateşe dayanır.”
Kızına baktı,
“Hayatta da böyledir,” dedi. “Hepimiz kendi hâlimizdeyken biraz katıyız, köşeliyiz. Biraz kırıcı. Ama aynı hayata düşeriz. Aynı ateşte pişeriz.'