·224 syf.····Okunma: 30 Haziran 2025 08:45 Sinan Akyüz’ün Bosna ile ilgili son kitabı olan Ben Amir, Bosna Savaşı’ndan sonra yaşananları anlatıyor. İnsanlarda bıraktıkları izler. Çocuklarda bıraktığı psikolojik etkiler.. Savaşın ardından, on yaşında gayet mutlu bir hayat süren Amir, arkadaşlarıyla oynarken bir anda evlatlık olduğunu öğrenir. Bu bilgiyle yıkılır. Çünkü istenmeyen bir şekilde dünyaya gelmiştir. Yüzleşmesi ve kabullenmesi on yıl sürer. Yaşadıklarının etkisinden kurtulabilmek için psikoloğa gider. Aldığı terapilerin de etkisiyle onu doğumunda bırakıp giden annesini bulmaya karar verir. Gerçek annesini bulmak istemesi, bununla verdiği savaşı anlatan yazar yaşananların insanlar üzerindeki etkisine değinmiş. Kısa ve öz şekilde en çarpıcı haliyle akıllardan çıkmayacak. Zaten nasıl çıksın? Şu an yaşadığımız dünyada da benzerlerini görmüyor muyuz?
İncir Kuşları ve Meyra’yı ağlayarak okumuştum. Son kitabını da içim ezile ezile okudum. En vurucu cümleleri de şuydu
“Seni,” diye sürdürdü konuşmasını, “doğurdum ama hiç doğurmamış saydım. Hiç benim olmamış gibisin. Çünkü sen benim anlımdaki kara bir lekesin!”
Birden tüylerim diken diken oldu.
“Hayır,” diye haykırdım, “hayır… Ben kara bir leke değilim. Ben bir p*ç değilim. Ben bir lanet değilim. Ben bir şerefsiz değilim. Ben sadece hasarlı biriyim. Ben sadece ruhu yaralı biriyim. Tıpkı senin gibi anne.”