Puan vermedi·639 syf.··
2025 32. kitabı
Canterbury Hikâyeleri, ilk bakışta bir yolculuk anlatısı gibi görünse de aslında insan doğasına, toplumsal yapıya ve dönemin kurumlarına dair çok katmanlı bir eleştiri sunuyor. Şövalyeden keşişe, dul kadından değirmenciye kadar her karakter, Chaucer’ın ince gözlem yeteneğiyle ve yer yer hicivle şekillendirilmiş. Herkesin bir hikâyesi var ve bu hikâyeler, bir bütün olarak 14. yüzyıl İngiltere’sinin sosyal panoramasını veriyor. Ancak işte tam da bu anlatım gücü, okuduğum çeviri nedeniyle bana ulaşmakta zorlandı. YKY’nin Kazım Taşkent baskısındaki çeviri dili maalesef metnin özündeki dinamizmi ve samimiyeti aktaramıyor. Chaucer’ın halk diliyle kurduğu mizahi ve doğal anlatım, çeviride yapay bir Osmanlıca ile gölgelenmiş. Karakterlerin özgün sesleri tek tipleşmiş, aralarındaki fark silinmiş gibi. Hikâyelerin akışı yer yer durağanlaşmış, ironinin keskinliği törpülenmiş. Bu durum, kitabın en güçlü yönü olan “insanı insan yapan zaafları ve çeşitliliği” hissetmemi zorlaştırdı. Tüm bu teknik sıkıntılara rağmen, Canterbury Hikâyeleri edebi olarak hâlâ değerli bir eser. İnsan ilişkilerinin karmaşıklığı, ahlak anlayışının göreceliği ve toplumsal rollere dair o ince mizah, eseri hâlâ güncel ve düşündürücü kılıyor. Ancak doğru çeviriyle okunduğunda çok daha etkileyici olacağına inanıyorum. Belki ileride, daha çağdaş bir dille yeniden çevrilmiş bir edisyonla karşılaşabiliriz. Not: Canterbury Hikayelerinde “Griselda” adlı hikaye “Decameron” adlı kitapta da vardı. Araştırma yaptığımda bu hikaye Boccaccio → Petrarch → Chaucer şeklinde yayılmış olduğunu öğrendim.
Canterbury HikayeleriGeoffrey Chaucer · Yapı Kredi Yayınları · 2018585 okunma
·
172 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.