Peyami Safa’nın “Kadın, Aşk, Aile” üzerine yazdıkları, yalnızca bir edebiyatçının ya da romancının gözlemleri değildir; aynı zamanda bir fikir adamının, kültürel dönüşüm sürecinde çırpınan bir toplumun sancılarını yakından hisseden bir münevverin iç hesaplaşmasıdır.
Kitapta kadına, aşka ve aileye dair düşünceler, Batı ile Doğu arasındaki gerilim hattında şekillenmiş bir zihin dünyasından süzülerek gelir. Onun kelimeleri bazen bir babanın, bazen bir âşığın, bazen de bir fikir adamının sesini taşır. Aile kurumunun çözülmeye yüz tuttuğu modernleşme sürecine karşı dururken, kadın kimliğini yalnızca annelik ya da eşlik üzerinden değerlendirmesi eleştiriye açıktır. Fakat yine de Safa’nın samimiyeti, kaygılarıyla birlikte okunmalıdır.
Bu kitap, bugün hâlâ tartışmalı olan “kadın nasıl olmalıdır?”, “aile nedir?”, “aşk nereye evriliyor?” sorularına 1940’lar, 50’ler Türkiye’sinden sesleniyor. Belki cevaplarının tamamı artık geçerli değildir ama soruları hâlâ geçerliliğini koruyor. O yüzden bu kitap, bir fikir aynası gibi: Bakarken kendini, toplumunu, değerlerini görüyorsunuz. Öneri mahiyetinde iliştiriyorum.