Puan vermedi·71 syf.····Okunma: 26 Temmuz 2025 14:42 Bir kadının yaşamından 24 saat/Stefan Zweig
Bir pansiyonda eşi ve çocuklarıyla konaklayan Bayan Henrietta aynı pansiyondaki genç bir adamla kaçar. Durum anlaşıldığında elbette herkes kendince fikrini beyan eder. Sadece bir kişi yargılamanın doğru olmadığını savunmaktadır. Bundan güç alarak romanın asıl kahramanı Mrs C. yıllar önce 40’lı yaşlarının başındayken yaşadığı ve adeta içine hapsolduğu, senelerce sakladığı, her anını saniyesi saniyesine hatırladığı 24 saatini anlatır. Bu anlatımı okurken yazarın kim olduğunu bilmeseniz kadın bir yazar olduğunu düşünürsünüz. Stefan Zweig bir kadının duygularını nasıl bu şekilde betimleyebildi hayran kaldım doğrusu. (!) Demek ki erkekler isteyince kadını da çok iyi anlayabiliyorlar (!) neyse :)
Kitapta aşkı, tutkuyu, hayal kırıklığını, nankörlüğü, bağımlılığı çok derin cümlelerle okuyorsunuz. Mrs. C Fransa’da bir otelin kumarhanesinde denk geldiği kendisinden yaşça küçük genç bir adamın önce ellerine (eller önemli!) sonra kendisine nasıl aşkla ve tutkuyla bağlandığını çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Adam kumar bağımlısıdır ve Mrs C önce şefkatle onu bu bataklıktan kurtarmayı amaçlamaktadır. Çünkü adam artık dibi görmüştür ve yaşamını sonlandırma niyetinde olduğunu fark eder. Hiç tanımadığı bir insana gösterdiği bu fedakarlık kadınların aşık olunca nasıl gözünün kararabildiğinin ve tabiri caizse nasıl aptallaştığının bir örneği adeta.. Velhasıl sonuç tam da tahmin ettiğimiz gibi olur. Adam bu fedakarlığı hiçe sayar, kadına nankörlük eder ve asla unutamayacağı bir duygudan öbürüne sürüklendiği bir 24 saat yaşatır. Kumar bağımlılığı mıdır adama bunu yaptıran yoksa sonuç her halükarda böyle mi olurdu bilemiyorum. Ama şu düşünceler kitabı bitirince beynimde yankılandı: “Bazı insanlar kötüdür ya.. Herkesi aklamak için bahaneler bulmayalım.”
Sonuç olarak güzel bir psikolojik kitaptı. Okumanızı tavsiye ederim.