·536 syf.····Okunma: 21 Temmuz 2025 21:42 Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir.
(Spoiler içerir!)
Kinyas ve Kayra... Dünyanın en karanlık yüzünde kaybolmuş, yalnız iki genç adam, zihinsel ölüm projesiyle dünyanın sonuna dünyadan önce gitmeye karar verirler. Kayra "Hiçbir şey yok, hiçbir şey yok,hiçbir şey yok" ile bunu başarır lakin Kinyas "Her şey var, her şey var, her şey var" ile başka yola sapar. Günün sonunda akıllara cevabı muallakta kalan sorular bırakır.
"Yaptığı bütün insanlık dışı eylemlerdeki kötülüklere ve aldığı onca cana rağmen, hiçbir bedel ödemeden, bir insanın hayata tutunması, mutluluğa kavuşabilmesi, bireyselde mi yoksa toplumsalda mı ahlaki değerlere uygun olabilir?(Kinyas)"
"Bütün günahlarının bedeli olarak bir insanın kendi canına kıyması intiharı meşru kılar mı?(Kayra)"
" Birçok cana kıymış ve hiçbir bedel ödememiş biri, gün gelir bir kişinin hayatını kurtarırsa yaşamayı, mutlu olmayı, normal bir insan gibi yaşamayı hak edebilir mi?(Kinyas)"
"Adam öldürme gibi büyük suçlara karışmış bir kişi kendi kendini ıslah edebilir mi? Bu ıslah toplum vicdanı açısından yeterli mi?(Kinyas)"
"Öldürülen adamlar karanlık taraftan ise bedel ödeme masum bir insanın canını almak ile eş değer olabilir mi?(Kinyas ve Kayra)"
Sorular çok olsa da işin özü: yazarın genç yaşta yazdığı bu ilk eser. Kitabın sonlarına doğru kaleminin daha sağlam yere bastığı aşikar.
"Farklı olmak için mi farklıydım, yoksa öyle mi doğmuştum -ki konuyu genlerin Tanrı olduğuna inanan biyokimyagerlere bırakıyorum- bilmiyorum; ancak emin olduğum nokta tanıştığım kişilerle aynı durumlar karşısında aynı duyguları hissetmiyor oluşumdu." S.19
"Hiçbir zaman tam anlamıyla düşüncelerimizi söylememize yetecek kelimelerin yeryüzündeki lisanlarda bulunmadığını uzun zaman önce anladım" S.19
"Mutsuzluğuna hiçbir çare aramıyorsun... ve en büyük acının kendininkinin olduğunu düşünüyorsun. Dünyadan haberi olmayan bütün geri zekalılar gibi. Ölmesine çeyrek kalmış, herkesi yaşadığına pişman etmeye çalışan, sağlıklı oldukları için suçluluk duymalarını isteyen hastalıklı, yaşlı bir kadın gibisin" S.36
"Yarar yok bu dünyada. Ölüm varsa yarar yok! Ölüm bütün sihri bozar. Kurtardığın hayatlar da ölür. Aldığın Nobeller de paslanır. Doğduğun evler de yıkılır. Bin yıl yaşa, görürsün!" S.36
" 'İnsanlar' dedim fısıldayarak. 'Taşırlar insanları. Kundaktayken, tabuttayken. Hep taşıyacak birileri olur. Bazıları dostluktan, bazıları cepteki paradan, bazıları da içinde bulundukları sistem bir gün onlara da taşınma sırasının geleceğini söylediği için, taşırlar insanı" S.37
"Yani hiçbir sayı tam değildir. Hepsi tama yaklaşır. Ama varamaz. Demektir ki, 1,99...9'u bize 2 diye yutturmaya çalışan bir dünyanın çocuklarıyız. Ve dünya da aslında tam gibi görünürken, aslında bir irrasyonellik harikası. İşte bunun için hayat yoktur. Olsa dahi o da irrasyoneldir! Yani anlamsızdır. Ne bir başlama nedeni, ne de bir oluş nedeni vardır. Evrende uçuşan kocaman bir irrasyonellik. Tabii ki dünyanın bir anlamı olması gerekmiyor. Belki de onu anlamlandıran üzerinde yaşayan akıl sahibi yaratıklardır. Ama onların da bizi getirdiği nokta ortada!" S.39
"Zaten hepimiz kendimizi sorduğumuz sorulara göre belirleriz. Tercihlerimiz sorularımızdan gelir... 'Nasıl?' sorusunu soranlar gerçek hayatın gerçek uğraşlarını en iyi öğrenenlerdir." S.44
"Nasıl'ı soran bildiklerini kullanarak hayatını kazanır. Kim'i soran tanrısını bulur ve tapar. Neden'i soran ise nedenleri bulur, bir süre savunur sonra unutur. Başka nedenler bulur, onları da savunur ve unutur." S.44
" İnsan tercih eder. Öğrenmek ve mantığını çözmek arasında bir tercih yapar. Öğrenen insan her şeyi ezberler. Şarkı sözlerini, kitap isimlerini, büyük düşünürlerin doğum ve ölüm tarihlerini ezberler. Mantığını çözmeye çalışansa hayatın işleyişini kavramaya uğraşır. İsimlerin, tarihlerin bir önemi kalmaz. Birkaç temel bilgi yeter sanatın, hayatın mantığını çözmek için." S.104
"Ne yapmak istediğini bilmiyorsan, ne yapmamak istediğini düşün!" S.155
"Topraktan nefret ediyorum. Attığım her adımda bugüne kadar içine gömülmüş ve karışmış milyarlarca yaratığı düşünüyorum. Ölümün üstünde yürümeyi sevmiyorum. Ve dünya aklıma sadece bunu getiriyor, içine gömdüğü milyarlarca ölüyle. Birinin burnu, diğerinin ayakları. Bunların üzerine basarak gidiyor milyarlarca insan işine, okuluna. Hepimizin bastığı yerde bir ceset var. Hepimizin altında bir ölü var. İnsanlık gömdüğü yakınlarının üzerinde yürüyor. İnsanlık ölümün üstünde duruyor. Koşuyor, spor yapıyor..." S.163
"Eğer bir insan babasının hıçkırıklarını umursamazsa hiçbir şeyi umursamıyor demektir." S.209
" Sorarlarsa 'Ne iş yaptın bu dünyada?' diye, rahatça verebilirim yanıtını:
Yalnız kaldım. Kalabildim. 6 milyarın arasına doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından..." S.250
" İnsanın tek gerçek özgürlüğü yalnızlığıdır. Ve yalnızlığı küçük düşürense bağımlılıklardır." S.512