Gazzâlî, 1058-1111 arasında yaşamış İranlı İslam âlimi, mutasavvıfı ve müderrisi.
Fars asıllı olduğu sanılan Gazzâlî’nin yazmış olduğu bu hacimli kitapta, çağdaşları olan filozoflardan Farabî ve İbn-i Rüşt ve İbn-i Sina’nın ve bunların şahsında Aristoteles eksenindeki Yunan felsefi geleneğinin islam dini eksenindeki eleştirilerini yaparak kendince tutarsızlıklarını ifşa etmeye çalışmıştır.
Doğrusu islam dünyasında bıraktığı etkisiyle karşılaştırıldığında hiç de hakketmediği bir konuma yerleştirildiği görülüyor.
Gazzâlî’nin felsefi bir açılımının ve yorumunun olmadığı ve sadece mevcut felsefi yorumların islam dinine uymayan yönlerini açıklayıp bunu da kendince “İspat” ettiğini ifade etmiştir.
Eserdeki basitliğin bana göre en başta gelen yönü şu bilimdeki “ispat” kavramının çok basite alınması ve herhangi bir akıl yürütmeyi ispat olarak ele almasıdır.
Yüzyılların metafizik sorunlarını beş dakikada ve bir kaç kelimeyle “ispat etme”ye çalışan kendince bir düşünür sözkonusu ki dayanakları da Akıl, Duygu, Algı, Sezi gibi insani yetiler değil sadece iman ettiği “Dini Esaslar” olduğu için felsefe alanının dışında durmaktadır.
Adeta ağırlığı litreyle ölçmeye çalışan bir insan intibaı uyandırmaktadır.
Doğrusu çok şaşırdım.
Aslında temel tezi şu:”
Tanrı’nın herşeye gücü yettiğine göre ve Tanrı herşeye hakim olduğuna göre , Tanrı her an hükmünü icra ettiğine göre “Olan” şeylere dönük belirli bir yargıda bulunamayız, bir sistemden bahsedemeyiz, nedensellikten bahsedemeyiz, bilimsel bir bilgiden bahsedemeyiz . Yapılması gereken şey sadece gözlemde bulunmak ve sürekli tapınıp şükretmektir. “
Gazzâlî, dini bilgiyi “mutlak doğru” olarak kabul edip felsefe yapmak yerine felsefeyi bu kritere göre değerlendirip “Bu küfürdür, şu küfür değildir...” gibi değerlendirmelerle kitabını doldurmuştur.
Doğrusu bu kitabı benimseyerek okuyan bir dindarın, bilimden ve bilimsel gelişmelerden uzaklaşıp içine kapanması, “öte dünyaya “dönmesi ve bu dünyaya dönük tasarım ve tasavvurlardan ve de insani yetilerinden olabildiğince uzaklaşmaya çalışacağını öngörebiliyorum ki bu yönüyle bu eser ve yazarının islam dünyasına en büyük bilişsel ve zihinsel zararı verdiği kanaati oluştu bende.
Diğer taraftan dinen tapınılan temel bilgileri bazen akıl ile yorumlayarak bu yolu da açtığı için yöntem açısından felsefe geleneğiyle kötü bir niyetle olsa bile olumlu bir gelişme olarak ele alınabilir.
Meraklısı için okunabilecek bir eser ama önce felsefi bir bilgi temeli edindikten sonra okunması gerekiyor bence yoksa mütedeyyin birisine Gazzâlî’nin her söylediği doğru olarak anlaşılmaya müsait yargılarla dolu ki bu en büyük yanlışlık olur. Ayrıca bu, aklı ve metafiği,felsefeyi doğru anlamamak demektir.