Adı:
Filozofların Tutarsızlığı
Baskı tarihi:
Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
521
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758740284
Orijinal adı:
Tehâfütü’l Felâsife
Çeviri:
Hüseyin Sarıoğlu, Mahmut Kaya
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Klasik Yayınları
İslâm düşüncesi literatüründe vahiy ile aydınlanan aklın din-felsefe ilişkisi bağlamında felsefeye yönelttiği eleştiriler yanında probleme getirdiği açılımlarla Doğu ve Batı’da haklı bir şöhrete sahip olan Gazzâlî’nin Tehâfütü’l-felâsife’si klasiklerimiz arasındaki müstesna yerini bugün de korumaktadır. O, bu eserinde Meşşâî metafiziğe ve Yeni-Eflâtuncu sudûr teorisine yönelttiği esaslı eleştirilerle, felsefenin dine alternatif olamayacağını ve hakikati temsil edemeyeceğini göstermeye çalışmıştır.
Tehâfütü’l-felâsife ile başlayan "Tehâfüt geleneği" kelâm ve felsefe tarihinin her döneminde olduğu gibi günümüzde de hâlâ bir cazibe merkezi olmaya devam etmektedir.
Bilen bilir, tehâfüt geleneği İslam düşüncesi ve eserlerinde şah damar gibidir ve her şey aslında bu eserle başlar. Ne Gazzâlî'yi ne de bu eserini incelemek haddime değil. Sadece bu eserin yıkıcı bir etkisi olmadığını, tartışma ortamını sıcak tuttuğunu, eleştirel bakışıyla özellikle sünnî kelamını aşırı uç olarak görülen düşüncelerden arındırdığını bilin.
Biz de diyelim o zaman: "tehâfüt geleneğini sürdürenlere selam olsun."
Gazâlî’nin felsefeye yönelttiği saldırılarının hedefini anlamamıza açıklık getirmektedir. Gazâlî’nin en temel amacı felsefeyi yıkmak değil, felsefenin içindeki dinsel açıdan sakıncalı ifadelerin dine sokulmasının önüne geçmektir. Ancak burada farklı bir durum söz konusudur, yani Gazâlî hedefe varırken diğer felsefe hareketlerinden, özellikle Helen felsefesinden yararlanmakta ve din savunusu konusunda bütün saldırı çeşitlerini kendisi için geçerli birer görüş gibi algılamaktadır. Bunun
yanında Platon ve Aristoteles’e yüklediği anlamla gerçeklik arasında belirli ayrılıklar vardır. Çünkü Gazâlî filozofları materyalistler
(dehriyyûn), tabiatçılar (tabîiyyûn) ve metafizikçiler (ilâhiyyûn) diye üç kısma ayırır ve bunlardan ilk ikisinin zaten dindışı olduğunu, asıl uğraşılması ve üzerinde düşünülmesi gerekenlerin metafizikçiler
olduğunu söylemektedir. Bu filozoflar Sokrates, Platon ve Aristoteles ile onların İslâm dünyasındaki izleyenleri olan Fârâbî ve İbn Sînâ’dır. Bunların felsefelerinin bir kısmı dinsel açıdan yanlış, bir kısmı uydurma ve bir kısmı ise doğrudur. Örneğin, Gazâlî’ye göre
evrenin varlığı hakkında iki tutarlı ve bir çelişkili görüş vardır. Bunlardan biri kelâmcıların da kullandığı yoktan yaratmaya ilişkin kanıttır, ki burada evren sonradan var edildiğine göre sonuçta onu bir var eden olması gerekir. İkincisi de dehrîlerin evrenin zamansal
açıdan öncesiz olduğu hakkındaki görüşleridir, ki burada ise evreni var eden bir gücün bulunduğuna inanmak gerekmez. Her iki görüş de kendi içinde tutarlı olmasına karşın, düşünüre göre, birincisi doğru, ikincisi yanlıştır. Ancak Meşşâîler hem evreni yaratan bir iradeden bahsedip hem de evrenin öncesiz olduğuna inanırlar. Bu ise onların içine düştükleri apaçık bir çelişkidir.
Allah'ın yarattığı şu alemde, inandığı hakkı bırakıp herhangi bir bilgi ve araştırmaya dayanmaksızın bâtılı tasdike koşan kimsenin seviyesinden daha düşük hangi seviye olabilir?
"Yüce Allah alemin yaratıcısıdır, alem de O'nun eseridir." diyerek aldatmaya kalkmayın! Çünkü siz kelimeyi kullanıyorsunuz, fakat onun hakiki anlamını reddediyorsunuz
Yaratıcı olmadan yaratılanın varlığı mümkün oluyorsa, o zaman varsın alem de Allah olmadan yaratılmış sayılsın.
Âlem niçin var olduğundan daha önce var olmadı ? Bu durum, Allah'ın, alemi yaratmaktan aciz ve alemin yaratılmasının da imkansız oluşuna bağlanamaz. Çünkü böyle bir anlayış ezelinin aciz iken kudrete, alemin de imkansız iken imkana kavuşması anlamına gelir ki her ikisi de imkansızdır. Daha önce bir amacı yoktu sonradan ortaya çıktı da denilemez...
En makul yaklaşım O'nun daha önce alemin varlığını dilemediği söylenebilir.
Filozofların, delil getirmede zorlandıkları bir problemle karşılaşınca aldatarak ikna etmek üzere başvurdukları hilelerden biri de şudur: Derler ki: "Metafizik ilmi, eskin zeka sahiplerinin bile anlayamayacağı kadar karmaşık, kapalı ve içinden çıkılmaz bir ilimdir. Bu problemlere cevap verecek bilgiye, ancak öncelikle matematik ve mantık ilimlerini öğrenmekle ulaşılır." Onlara iyimser yaklaşıp küfürlerini taklit eden bir kimse de onların öğretileriyle ilgili bir problemle karşılaşınca der ki: "Filozofların bilgilerinin bunun çözümünü kapsadığından şüphe yoktur; fakat matematik ilimlerini tahsil etmediğim ve mantığı iyi bilmediğim için onu anlamak bana zor gelmektedir."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Filozofların Tutarsızlığı
Baskı tarihi:
Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
521
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758740284
Orijinal adı:
Tehâfütü’l Felâsife
Çeviri:
Hüseyin Sarıoğlu, Mahmut Kaya
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Klasik Yayınları
İslâm düşüncesi literatüründe vahiy ile aydınlanan aklın din-felsefe ilişkisi bağlamında felsefeye yönelttiği eleştiriler yanında probleme getirdiği açılımlarla Doğu ve Batı’da haklı bir şöhrete sahip olan Gazzâlî’nin Tehâfütü’l-felâsife’si klasiklerimiz arasındaki müstesna yerini bugün de korumaktadır. O, bu eserinde Meşşâî metafiziğe ve Yeni-Eflâtuncu sudûr teorisine yönelttiği esaslı eleştirilerle, felsefenin dine alternatif olamayacağını ve hakikati temsil edemeyeceğini göstermeye çalışmıştır.
Tehâfütü’l-felâsife ile başlayan "Tehâfüt geleneği" kelâm ve felsefe tarihinin her döneminde olduğu gibi günümüzde de hâlâ bir cazibe merkezi olmaya devam etmektedir.

Kitabı okuyanlar 23 okur

  • Tubaviyan
  • Gizem Taşdemir
  • Ayşenur MT
  • Egrn
  • Salih Karakaş
  • Ebrar
  • gizem özdmr
  • Kitap evi
  • Salih
  • Masum Gökyüz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (2)
9
%50 (4)
8
%12.5 (1)
7
%12.5 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0