1926-1984 arasında yaşamış, Fransız filozof, sosyal teorist, tarihçi, edebiyat eleştirmeni, antropolog, psikolog ve sosyolog Michel Foucault (Yaygın söyleyişle FUKO)’un bilginin nesneleştirilerek arkeolojik tarzda nasıl incelenmesi gerektiği ile ilgili kaleme aldığı çok soyut kalan bir kitap.
Aktüel olarak bize ulaşan bilgiye yaklaşımında tabakalı yapıları gören, anlam tabakalarındaki farklılaşmaların ilgili dönemin toplum yaşamına ayna tuttuğunu ifade eden ve yansıtan görevini gören bilginin manipülasyona çokça uğradığını ve ideal hâlde bulunmadığını ifade eden düşünüre göre kesinlikle bize ulaşan bilgiye karşı nötr durumda durarak tavır almamız ve tabakalar arasındaki yapı bozukluklarını iyi tespit edip ayıkladıktan sonra yeniden yapılandırmamız gerekmektedir.
Bu durumda bilgi, üretilen bir yapıya kavuşacaktır.
Geleneksel bilgi yaklaşımındaki bilgiye saygı ve neredeyse bağlanılan/tapınılan yapısından kurtararak , bilgiyi bilgi fetişizminden kurtararak onu arkeolojide bir toprak/kayaç kesitinde gördüğümüz tabakalı yapı incelemesinde de görüleceği gibi laboratuvarda incelenebilecek bir nesneye dönüştürerek incelenen nesne, inceleyen insanı da özneleşen insana dönüştürüyor.
Burada karşımıza çok farklı bir problem çıkıyor:Eş zamanlı olarak iktidarlar da bu “Bilgi”yi kendine göre enfekte edip onu özneleşmeye çalışan bireyi kayıt altına alıp nesnekeştirmek için kullanmaktadırlar.
Bu durumda özgür bireyin mi özne olacağı yoksa özgür bireyi nesneleştirmek isteyen iktidarların mı özne olacağı çatışkısı sözkonusu olmaktadır. Gerçi iktidarların bu konuda buldukları çözümler de vardır düşünüre göre: Hapishaneler ve Tımarhaneler toplumda nesneleşmeyi kabul etmeyen bireylerin ikametgahı olacaktır. Okunmaya değer bir kitap.