Kapı ile birlikte Magda Szabo'dan 3 kitap okumuş oldum. Iza'nın Şarkısı ve Katalin Sokağı'nı bitirdiğimde de aynı şeyleri hissetmiştim.Tarif edemediğim, iç sızısı gibi bir şey. Sonlara yaklaştığımda anlatıcı olan yazarın, Emerenc'in kendisine Magduska diye seslendiğini ve ona sadece anne ve babası bu şekilde seslendiği için şaşırdığını anlattığı bir kısım okudum, bu da bana bu kitabın bir otobiyografi olabileceğini düşündürdü. Biraz araştırdım ama buna dair net bir bilgiye ulaşamadım. Ayrıca bu kitap ile kendimde insaniyet bakımından eksik olan hatta hiç bulunmayan şeyleri de keşfetmiş oldum. Mesela evimde bana yardımcı olması için anlaştığım insan benim boş işlerle uğraştığımı, mesleğimin fayda getirmeyen bomboş bir iş olduğunu, yüzüme karşı salak olduğumu anlayışsız olduğumu rahatça söyleyecek, ben eşimle uyurken yattığım odaya şarkı söyleyerek dalacak ve ben sinirlenmek yerine empati kurarak onu anlamaya çalışacağım. Emerenc gibi geçinmesi zor bir insana 20 yıl tahammül edeceğimi hatta en sonunda hastalanıp yatalak olduğunda onu kendi evime alıp bakımıyla ilgilenmeyi düşünecek kadar çok seveceğimi hiç sanmıyorum. İnsan sevmediğimin farkındayım zaten ama buna ek olarak kibir denizinde boğulmak üzereyim galiba. Neyse bundan sonra karşılaştığım buna benzer durumlarda çıldırmadan karşımdakiyle empati kurup neden bu davranışta bulunduğunu anlamaya çalışıp daha insani tepkiler vereceğime dair kendime söz verdim.