Merhabalar herkese... Louise Penny'nin kaleminden Sessiz Kalan isimli kitabının kendimce küçük bir incelemesiyle buradayım. Başmüfettiş Armand Gamache ters giden bir soruşturmanın sıkıntısını atmak üzere Québec şehrine gelir. Ancak burada da vahşi bir ölüm yakasını bırakmaz. Saplantılı bir tarihçinin, Québec'in kurucusu Samuel de Champlain'in kalıntılarını arama serüveni cinayetle son bulmuştur. Başmüfettiş ne kadar uğraşsa da İngiliz ve Fransızlar arasında uzun zamandır için için yanan gerilimi ateşleyebilecek bu davadan kendini uzak tutamaz. Dört yüzyıldır toprağın altında bulunmayı bekleyen bir sır, uğruna cinayet işleyecek denli korkunç bir gizemi barındırıyor olabilir mi?
Kitabı pek fazla beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Ama yine de beğendiğim daha doğrusu heyecan yaptığım bazı kısımlar vardı. Kitabın dili açık anlaşılır ve sadeydi. Ana karakterin içsel hesaplaşmaları etkileyici bir dille yansıtılmış fakat romanda sanki bir şeyler eksikti. Yerine oturmayan ve okurun kafasında soru işaretleri bırakan kısımlar da mevcuttu. Polisiye gerilim romanından ziyade tarihi roman gibiydi. Tarihi sevmeme rağmen yine de beğenemedim. Açıkçası doğru tabir etmem gerekirse bana göre bu romanda ruh yoktu. Bazı romanlar insanı içine çeker sarmalar, bu roman öyle değildi. Çok fazla karakter olması ve olayların bölünmüş bir şekilde anlatılması pek hoşuma gitmedi. Tavsiye edebilir miyim çok kararsızım.
Keyifli okumalar.
Kitaplarla kalın.
Sevgiyle.<3