Louise Penny

Louise Penny

Yazar
6.4/10
33 Kişi
·
65
Okunma
·
6
Beğeni
·
1.774
Gösterim
Adı:
Louise Penny
Unvan:
Kanadalı yazar
Doğum:
Toronto, Ontario, Kanada, 1 Temmuz 1958
LOUISE PENNY, New York Times ve Globe and Mail'in Baş Müfettişlik Armand Gamache romanlarının en çok satan yazarı olan # 1. CWA Hançeri ve Agatha Ödülü'nü (beş kez) içeren çok sayıda ödül kazandı ve Edgar En İyi Romanı ödülü için finalist oldu. O, Montréal'ın güneyinde küçük bir köyde yaşıyor.
Her şeyi açıklamak zorunda kalmadığın biriyle konuşmak çok rahatlatıcıydı.
Louise Penny
Sayfa 324 - Martı
“İşin garip yanı, kadıncağıza fazla para vermemiş ama ona şefkat ve arkadaşlık vermiş. Buna ne değer biçilebilir ki?”
Louise Penny
Sayfa 168 - Martı
...iyi olmayan şeyleri çok iyi bilirdi. Acımasızlığın, ümitsizliğin ve korkunun ne olduğunu bilirdi. Aynı zamanda "iyi" kavramının unutulmuş ve değerli bir kalite olduğunu da bilirdi.
"Ne görüyorsun?" diye sordu Gabri sonunda.
"Ne demek istiyorsun? Ben de senin gördüklerini görüyorum."
"Olamaz. Benim gördüklerim beni mutlu ediyor ama sen mutlu değilsin."
Louise Penny
Sayfa 159 - Martı
... ve de anında ölmüştür.

Cinayet mahallinde Gamache’nin duyduğu en güzel haberdi bu. Ölümle baş edebilirdi, cinayetle bile. Ama acı çekilmesi onu rahatsız ederdi. Böylesini çok görmüştü. Çok feci cinayetler. Bir kararlı ve hızlı vuruş çok rahatlatıcı bir duyguydu. Nerdeyse insanca.
... onu öldüren yaraya baktı.

Feciydi. Çok sert bir şeyle bir kere vurulmuş gibi duruyordu. Ve de çok kızgın biri tarafından olduğu apaçıktı. Sadece öfke böyle bir güç getirirdi yanında. Ancak öyle bir güç sonucunda kafatası parçalanabilirdi.
"Kaos geliyor oğlum. Onu durdurabilecek hiçbir şey yok. Çok geç kaldı ama sonunda burada."
Aralarında çok tehlikeli biri dolaşıyordu. Mutlu, düşünceli hem de nazik görünen biri. Ama bu aldatmacaydı. Bir maske. Gamache, katili bulup da maskesini düşürdüklerinde derisinin de birlikte çıkacağını biliyordu. Çünkü maske adamın kendisi olmuştu. Aldatmaca tamdı.
Louise Penny
Sayfa 158 - Martı
Köy halkı bir sabah uyanır ve köyün en işlek yeri olan Gabri ve Olivier’e ait bistroda bir ceset bulunur. Zaten az bir nüfus taşıyan köy, hiç tanımadıkları bu cesedin nereden ve kim tarafından geldiğini hatta kim tarafında öldürüldüğü ile çalkalanırken Gamache ve ekibi ortaya çıkar.

Armand Gamache, Sherlock Holmes’un 2010+ versiyonu desek hata etmemiş oluruz. Bölümlerde Holmes gibi ince ayrıntılara önem veren ve analitik düşünmeyi gayet iyi kullanan Gamache bu kitapta da davayı anlının akı ile kapattı.

“Taammüden adam öldürmek.”

İşlenen cinayet sebebi bütün cinayetler gibi para, hazine için olmuştur. Dünya üzerinde işlenen cinayetlerin yarısından çoğu bu sebeple işlenmiştir. Ve söylemek gerekirse 2017 senesinde olmayan para birimi “Bitcoin” içinde bir cinayet işlenmişti.

Louise Penny insan duygularını yansıtmada başarılı bir kalem. Bunu romanda olan akıcılık ve olayların birbirine ustaca bağlanmasından da anlayabiliriz. Özellikle bazı tanımlamalar yapması çok hoşuma gitti. Bölümü okuduktan sonra nokta koyup vicdan, açgözlülük, ihanet gibi insan duygularını belirtmesi çok hoştu.

“Kaos geliyor oğlum.” deyince çok aşırı derece de bir gerilim bekliyordum. Ancak çok nadiren gerildim. Gamache’nin ve ekibinin kıvrak zekâsı, Gabri’nin Olivier’e olan bağlılığı, Ruth ve Rosa’nın gülünç halleri gerçekten eğlenceli idi.

Münzevi’nin tahta oymalarından ve yazarın bunu betimleme tarzından bahsetmek istiyorum. Gerçekten o oyma eşyaları yazarın anlatımıyla kanlı canlı gördüm. Bir çevre bu kadar güzel sentezlenip böyle güzel aktarılabilirdi okura. Arada bir de gerilim vermesi ise ayrı bir güzellik katıyordu.

Konu Kanada’nın küçük bir köyünde geçiyordu. Aşağı yukarı bizim Çamlıhemşin tadında bir yer gibi geldi bana. Ama benim asıl merak ettiğim yer ise Britanya Kolumbiyası sınırlarına dâhil olan takımadalardan Gwaii Haanas ilgimi çekti. Tıpkı bizim başından sis eksik olmayan Rize gibi bir yer düşünün ki tek bir farkı var oradan 1000 yıllık kızıl sedir ağaçlarına ev sahipliği yapmış bir ada. Yeşilin dibine vurduğu ve Emily Carr’ın eserlerine ilham kaynağı olan Haida’ların yaşadığı bir dizi adacık.

Sözün özüne gelirsek; ben eğlenceli ve güzel bir kitap okudum diyebilirim. Sizlerde benim gibi polisiye romanlarını seviyorsanız tavsiye ederim. Armand Gamache ile tanıştığınıza pişman olmayacaksınız.

Kısa bir kaç bilgi.

Haida’lar : Haydalar ya da Hayda Kızılderilileri, Kanada'nın Britanya Kolombiyası eyaletinin Haida Gwaii adasında ve Amerika Birleşik Devletlerine bağlı Alaska eyaletinin Galler Prensi Adasında yaşayan şamanist ve Hristiyan Alaska ve Kanada Kızılderilileridir.

Emily Carr : 13 Aralık 1871 - 2 Mart 1945 tarihlerinde Britanya Kolumbiyası’nda yaşamış yazar ve ressam. Yerli halklardan esinlenmiş resimleri ve etkin yazılarıyla toplumda farkındalık yaratmış bir kişilik.

Bir Emily Carr çizimi.

https://upload.wikimedia.org/...29_Odds_and_Ends.jpg
"Kaos geliyor oğlum. Onu durdurabilecek hiçbir şey yok. Çok geç kaldı ama sonunda burada!"

Şşşşş!.. Sessiz olun. Ormandan geçerken, duyduğunuz seslere aldırmayın ve yolunuza devam edin. Adımlarınızı hızlandırın gerekiyorsa koşmaya başlayın!...

13 gün boyunca kitabın gerek karakterleri, gerek geçtiği mekanları, havası, mevsimin yansıttıkları, ağaçların fısıltıları, yaşananlar, cinayet o kadar günlerime işledi ki. Louisse Penny yeni tanıştığım ve bu kitabına hayran kaldığım bir yazar oldu. Olayın kurgusu, birbirine bağlanış şekli, karakterlerin her birinin kendi dünyaları çok güzel anlatılmış.
Kuzey'in taç kısmında bulunan Kanada'nın küçük bir köyü olan Three Pines'ta yaşam sıradan haliyle sürmektedir. Zaten bilindiği gibi ufak yerleşimli yerlerde genelde herkes birbirini tanır ve ahbaptır. Olivier ve Gabri ikilisinin, oraya gelen turistler tarafından da büyük ilgi gören meşhur Bistro'ları var. Herkes onları çok seviyor ve arkadaşlar. Kitapçı Myrna, fırıncı Sarah, şair Ruth, Yaşlı Mundin ve Eş, Roar ailesi, garsonları Havoc ve tabi dedektif Gamache ile becerikli ekibi.

Her şey olağanca sakinlikte ilerlerken, bir sabah Bistro'da yerde ölü bir adamın cesedinin bulunmasıyla, köyün aydınlık yüzüne kara bir gölge düşer. Peki bu adam kim? Neden Bistro'da bulundu? Kim ve neden öldürmüştü? Gamache ve yardımcısı Beauvoir olayı araştırdıkça, işin içinden çıkamazlar. Çünkü köyde öldürülen adamı tanıyan hiç kimse yoktur. Cinayet aleti ve iz sürülebilecek deliller de bulunamaz. Gamache arkadaşı Olivier'nin bu işle ilgisi olmamasını ümit eder.

Anlatım kesinlikle akıcıydı. Diyaloglar olsun, mekanlar olsun özellikle Headley Konağı ve Bistro öyle güzel betimlenmişti ki, oralarda geçen bölümlerde kendimi orada hissettim. Yazarın kadın olması yemeklerinde betimlenmesini ihmal etmemişti. Mevsim olarak sonbaharın seçilmesi enfesti; Yanan şömineler, havanın sıcaktan serine dönmesi, ağaçların, yaprakların değişen kıyafetleri, sıcak içecekler..

Kitapta sürekli bahsedilen bir kaos var. Öyle deyince aklınıza fazlaca şey gelebilir. Benimde aklıma bir sürü şey gelmişti. Zaten polisiye-gerilim tarzını bu yüzden çok seviyorum. Bir ara aklımdan belki paranormallik olabilir diye geçirmiştim. Ama yazar olayları o kadar güzel bağlayıp, aslında hepimizin bildiği gerçeklerle birleştirdi ki, bana da bunları yazmak düştü. Daha fazla yazıp spoiler'a girer diye kaçınıyorum. Sonunda gerçekten adı gibi acımasız bir hikayeyle başbaşa kalıyorsunuz...

Okumak isteyenlere mutlaka öneriyorum. Şimdiden keyifli okumalar.
Three Pines'te de dünyanın her yerinde olduğu gibi bahar tüm ihtişamı ile doğayı canlandırmaya uğraşırken, Kutsal Cuma Yortusundan iki gün sonra, Madeline'nin ani ölümü bu ihtişama gölge düşürmekteydi. Tüm dostları onun kalbine yenik düştüğünü zannederken adli tıp raporları Madeline'nın cinayete kurban gittiğini raporluyordu...

Medyum Jeanne'nin dinlenmek için geldiği köyde Madeline, ev arkadaşı Hazel, Clara, Peter, ünlü şair Ruht ve birkaç arkadaşları daha Hayalet Ev olarak bilinen eski Hadley Evi'nde yapılacak seansta korkuları ile yüzleşmek için orada toplanmaya karar verdiklerinde, bu toplantının onlara neler sunacağından habersizlerdi...

Başmüfettiş Armand Gamache,Madeline'nin cinayet davasını soruştururken yıllar önce hapse attırdığı Pierre Arnot'un özel hayatı ve ailesi ile ilgili basına sızdırdığı haberlerden dolayı zor günler geçirirken çocukluk arkadaşı Michel Brebeuf ile neler yapabileceği hakkında fikir alışverişi yapıyor fakat onun tavrına anlam veremiyordu....

Dostluk ve ihanetin, aşk ve kıskançlığın, ön yargıların yanıltıcılığı ile dolu bu döngüde Başmüfettiş Armand katili çok güvendiği zekası ile alt etmeyi hedeflerken, kendisine kurulan tuzaklardan zarar almadan çıkmayı başarabilmek için ne yapması gerektiğine karar vermekte zorlanıyordu...

Eser, sakin ilerleyen alışılmışın dışında bir polisiye. Çevrisinde mi kaynaklı bilemedim fakat kitabın içine girmeyi başaramadım. Neredeyse her sayfada Fransızca bir cümle çevirmenin notu olarak sayfa altında yer alıyor. Tekrarlar çok fazla bu da okurken sıkılmama sebep oldu...
Yazarların emeklerine sağlık.Kitaplar yazıyorlar bizde onların yazdıkları dünyayı ziyaret ediyoruz.Kendimize göre değerlendiriyoruz.Bu kitabın puanına bakıyorum 8,5 .Ben 1 veriyorum sıkılarak.Ben alacağım kitap da bu siteye bakıyorum ama artık puanlara değil yorumlara bakıyorum.Beğenen veya emekten dolayı yüksek veriyor.beğenmeyen not vermiyor.Madem puanlama var lütfen puanlı yalım ki kitap seçenler yanılmasın.Kitabı okuyan 9 kişi not veren 2 kişi ve 8.5.
#louisepenny nin kalemini seviyorum...Daha önce #cennettebiryilan ve #sogukbirdokunus u okumuş ve çok beğenmiştim....Gamache ye olan hayranlığım da bu kitaplar ile başlamış #sessizkaranliktabirciglik la birlikte artarak devam etmekte....Armand Gamache =modern sherlock ....Gamache den öyle sert bir polisiye ,hız kesmeyen bir aksiyon beklemeyin....O yaşlı bir kurt ve her davayı ilmek ilmek işliyor en küçük detayı uzun uzun düşünüyor....ve çözüme ulaşma şekli çok nazik ve kibar.....tavsiyedir.....
İlk etapta sıkılmadım desem yalan olzur ilk 100 sayfa kadar sürdü ve bir daha en sevdiğim sahafa dahi güvenmiycem diye düşündürdü sorasında konuya,kahramanlara bi adapte oluyorsun biraz daha akıyor bitirebiliyorsun.genelde bu tip gerilimli kitaplar gecesinde biterken bu elimde süründü ki bu da eksi puanları yanında getirir :(
Eskiden ailemle bir araya geldiğimizde katil kim oynardik. Oyunu bilmeyenler için anlatayim hemen. Kaç kişi varsa o kadar kibrit oluyor birisi kirik oluyor kirik kibriti çeken arkadaş katil oluyor ve kimseye belli etmeden göz kirparak herkesi öldürmeye calisiyor. Oyunu oynarken çok keyif alirdim. Gerçekten bi katil var gibi gelirdi aramizda o an (:

Kitaba gelecek olursak işte tam olarak boyle bütün kitap boyunca katili aradik. Suphelendik ve artik sadede gelelim dedim içimden. Gerilim seviyorum ama bu biraz farklı oldu benim için. Durağan ilerliyor, sürekli gerilim yok sadece şüphe ve arayış içinde oluyorsunuz. Pek benlik değilmiş yani anlayacaginiz. Hepinize keyifli okumalar hoş malin
Çok durağan ilerleyen bir polisiye. Kendimi olayların içinde konuşlandıramadım ki bu da canımın sıkılmasına yol açtı. Bitirmiş olmak için bitirdim. Neredeyse her sayfada Fransızca bir cümle çevirmenin notu olarak sayfa altında yer alıyor. Bu kadar çevirmen notuna ihtiyaç var mı yoksa çevirideki beceriksizlikten mi kaynaklı bilemiyorum. Benim için zaman kaybı oldu.
Tavsiye edilebilecek bir roman olduğunu düşünmüyorum. Kitabın başı öylesine sıkıcı ki bırakıp bırakmamak arasında gidip geliyorsunuz.

Çeviri ve dizgi inanılmaz özensiz. Sadece bu unsurlar bile iyi bir kitabı bile okunmaz hale getirebilir. Yayınevlerinin bu konularda daha titiz olması beklenmeli.
Daha kitabın başlarında sıkılmaya başladım. Okudukça belki açılır dedim ama benim beğendiğim bir kitap olmadı.

Yazarın dilini yazım tarzını ve dilini de sevmedim. Gereksiz ayrıntılarla konu uzatılmış. Başka yazarları taklit etmeye çalışmış ve olmamış izlenimine kapıldım.

Yazarın biyografisi

Adı:
Louise Penny
Unvan:
Kanadalı yazar
Doğum:
Toronto, Ontario, Kanada, 1 Temmuz 1958
LOUISE PENNY, New York Times ve Globe and Mail'in Baş Müfettişlik Armand Gamache romanlarının en çok satan yazarı olan # 1. CWA Hançeri ve Agatha Ödülü'nü (beş kez) içeren çok sayıda ödül kazandı ve Edgar En İyi Romanı ödülü için finalist oldu. O, Montréal'ın güneyinde küçük bir köyde yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 65 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 66 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.