·158 syf.····Okunma: 29 Temmuz 2025 14:06 Uzun zamandır okumak istediğim fakat okumayı geciktirdiğim bir kitaptı. Nedenini bilmiyorum fakat her kitabın bir zamanı olduğuna inananlardanım. Kitap birçok şeyden söz ediyor, hepsinden azar azar ama fazlaca anlam yükleyerek. Öncelikle en sevdiğim kısmı, kadın yazarlarımızın erkek karakterler yaratması (ya da yazarımızın da söylediği gibi bulması) benim de üzerine düşündüğüm bir konuydu. Aslında bunun yazarlarımızın suçu olmadığını, içinde bulunduğumuz toplumun birer yansımasına dönüştüğümüzü ve bunu fark etmek için içimize, kadınlığımıza dönmemiz gerektiğini düşünüyorum. Utandırılıyor, susturuluyor ve bize ait olmadığına emin olduğumuz fakat nereden ve kim tarafından gönderildiğini bilmediğimiz suçluluk bir kambur gibi sırtımıza ilişiveriyor.
Suçlu kim bilmiyorum, uzun zamandır da sorgulamayı bıraktım. Belki toplum, belki annelerimiz, belki babalarımız ya da doğurduklarımız.
Virginia Woolf, kendine sıkça yer buluyor kitapta; modern toplumun kadın üzerindeki, hafifleyen ama bilinçaltında kalan örselenmiş tarafında. Toplum belki modernleşiyor, teknoloji eğitim almamış herkesin önüne seriliyor ve belki de çoğumuz değişiyoruz. Fakat neden kadına bakış açısı ilerlemek yerine yerinde sayıyor? Günümüz şartlarında düşündükçe birçok etken bulabiliriz. Siyasal sebepler, eğitimsizlik, ekonomik faktörler… Aynı zamanda kültürel yapımızın, kadına bakış açımıza büyük bir gerileme sağladığı da aşikâr.
Biz kadınlar olarak kendi içimize bakmak için hâlâ bir miktar cesarete ihtiyacımız var. Cinsel özgürlüğümüzü, hamile kalabilme ve doğurabilme özgürlüğümüzü ya da en önemlisi var olabilme özgürlüğümüzü belki isteyerek, belki zorunda kalarak başkalarının ellerine teslim ediyoruz. Belki bu koca adamlardan hâlâ korkuyor, eski günlerimizin acısıyla boğuşup duruyoruz. Bilmiyorum, öğrenmekte olduğum bir serüvenin içinde bana ayna olan her şeye tutunmakla meşgulüm.
Kendimize ait bir odamız olmasa da yazabiliriz diyor Ursula K. Le Guin, yeter ki etrafımızda bizi yargılamayacak, destekleyecek insanlar olsun. Örnek olarak bize Jane Austen ve Küçük Kadınlar’ın yazarı Jo’yu gösteriyor. Bir ev kadını olarak sesleniyor bize yazar ve anneliği de ekliyor. Annelik yapan bir kadının çalışmaması gerektiğini söyleyen birçok insan görüyoruz etrafımızda, belki de yazmamamız gerektiğini. Toplum bunu istemiyor; toplum askerler yetiştirmemizi fakat yazmamamızı, çalışmamamızı yoksa yeterli bir anne olamayacağımızı söylüyor kulağımıza. Hatta son zamanlarda erkekler, kürtajın kaldırılması gerektiğini çokça faşistçe, küstahça, aymazca söyleyebiliyor (bir futbol takımı bunun için kocaman bir pankart dahi açabiliyor). Bizim bedenimiz, kararlarımız üzerinde hâkimiyet sağlayabilecekleri yanılgısına kaptırıyorlar kendilerini. Kaptıramadıkları zamanlarda ya öldürülüyor ya da susturuluyoruz. Değişen bir şey yok, toplumun ana yapısını oluşturan kemik siyasetçiler, yardakçıları alkış tutuyor buna. Alkışların gürültüsünden çıkabilirsek, şöyle etrafımıza baktığımız, kaçmak için çırpındığımız zamanlarda, tam da özgür olmuşken bedenimiz, görüşlerimiz, davranışlarımız yüzünden her türlü ima, taciz ve daha başka kötü bir sürü şey gelebiliyor başımıza.
Yine de yazabilir, anne olabilir, ev hanımı olabiliriz. Bunların hepsi çok normal, özgür olduğumuz müddetçe. Seçimi bizzat kendimiz yaptığımız sürece.
Bu kitabı geciktirmemin sebebi yeterli miktarda kadın yazarlarla haşır neşir olmadığımdandı. Sanırım kadın yazarlar okumadığım gibi, küstahça kadınlığımı da kabul etmiyordum. Herkesin bileceği üzere kendimizden kaçmak imkânsızdır; insan sürekli olarak kendine toslar. Kadınlığımı kabul etmem uzun yıllarımı aldı, korkulu bir serüvendi benim için. Kaldı ki hâlâ tam anlamıyla kabullenmiş saymıyorum onu. Bir gölgem olarak sürekli saklıyor, örseliyor ve reddediyorum. Ne kendime ait bir odam var ne de bir çocuğum. Yine de "Hemen belirteyim, saldırmaz ya da çatışmaz bir insan değil. Yaşı ilerlemiş, öfkeli bir kadınım ve el çantamla bütün o serserilere kök söktürüyorum. Ama ne ben ne başka kimse bunun bir kahramanlık olduğu kanaatindeyiz." alıntısında olduğu gibi bir kahraman değilim.
Ayrıca bilimkurgu üzerine de güzel bir pencere açıyor. Kesinlikle okunması gerektiği taraftarıyım. Çok sevdiğim bir kitap oldu, hemen başucuma iliştirdim. İncelememin sonuna yaklaşırken hâlâ her kitabın bir zamanı olduğunu düşünüyorum. İyi okumalar. Kadınlığınızla, kendinizle, gölgenizle insanca tanışmanız dileğiyle.