Dua edemediğin anlar olur… Ama Allah hep biliyordur.
Bazen dua edecek gücün bile kalmaz… Yorulursun, üzülürsün, kırılırsın. Kalabalıkların içinde görünmez, duaların içinde sessiz kalırsın. Ve o anlarda insan anlar ki, hiçbir kelime o yükü taşıyamaz artık. Sadece içinden geçen bir “Rabbim…” yeterlidir. Allah hiçbir kulunu sonsuza kadar darda bırakmaz. Bir gömlek ne kadar daralırsa, yırtılması o kadar yaklaşır. Bir gece ne kadar karanlık olursa, şafak o kadar yakındır. Ve kul ne kadar naçar kalırsa, perde o kadar ani aralanır. Ama biz insanız… Zayıfız, aciziz, sabırsızız. Her şeyi bilsek bile sabretmeyebiliriz, her şeyi anlasak bile dayanamayabiliriz. Ve işte tam bu noktada devreye giren tek şey vardır: Allah’ın bizi bizden daha iyi biliyor oluşu. O Habîrdir. Bir yaprağın kıpırdamasını dahi izniyle mümkün kılan Rabbimiz, kalbimizin her titremesini, içimizdeki her kırıntıyı elbette bilir. Ne zaman sabrettiğimizi, ne zaman içimize attığımızı, ne zaman “tamam” dediğimiz hâlde, aslında içten içe dağıldığımızı… Ve bil ki… Onun farkında olması, bazen çözümden daha kıymetlidir. Çünkü O biliyorsa, gecikmiş sayılmazsın. Kaybetmiş sayılmazsın. Yıkılmış değilsin. O yüzden bazen sadece şunu hatırlamak yeter: “O biliyor ya… bu da geçer.”
Din
·
73 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.