Puan vermedi·1062 syf.··
2025 34. kitabı
·
55 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2025 19:49
Ben bu kitabı okurken sanki başka bir döneme, başka bir dünyaya ışınlandım. Anna Karenina, sadece bir roman değilmiş gibi… Bazen bir mektup gibi geldi, bazen bir iç döküş, bazen de kocaman bir sessizlik. Tolstoy’un dili çok yoğun, yer yer ağır ama öyle cümleler kuruyor ki, insanın içine işliyor. Kitabı genel olarak çok beğendim ama hani olur ya, sevdiğin birini bile eleştirirsin ya, işte o misal birkaç yönü beni biraz yordu. En başta Anna karakteri beni çok etkiledi. Onun kırılganlığı, cesareti, aynı anda hem güçlü hem de paramparça oluşu... Aleksandroviç'le evliliği o kadar duygusuz ve zoraki geliyordu ki, Anna’nın içinde sıkışmışlığını iliklerime kadar hissettim. Karısı hasta olduğunda bile adamın tepkileri o kadar mekanik ve “toplum ne der” odaklıydı ki, Anna'nın neden başka bir yöne yöneldiğini anlamamak imkânsız. Vronski ile olan ilişkisi ise başta romantik bir kaçış gibi geliyor insana. Ama sonra fark ediyorsun ki, bu aşk da bir yerden sonra bir hapishaneye dönüşüyor. Anna’nın gözlerindeki ışığın yavaş yavaş sönmesini, içindeki huzursuzluğun artmasını okumak çok üzücüydü. Belki de en acıklısı, o kadar sevgiye rağmen aralarında gerçek bir güvenin kurulamamış olmasıydı. Ama işte tam bu noktada Levin ve Kitty giriyor devreye ve bir umut oluyorlar. İtiraf edeyim, onları okurken gerçekten mutlu oldum. Ne bileyim, sanki gerçek hayatta tanıdığım bir çift gibi oldular benim için. Levin’in hayatı sorgulayışı, Kitty’nin sabrı ve ikisinin birlikte büyüyüp gelişmesi… çok güzeldi. Onların ilişkisi, romanın karanlık atmosferi içinde sanki bir pencere açtı; temiz hava gibi. Öyle sahneler vardı ki, yüzümde kocaman bir gülümsemeyle okudum. Tabii kitapta bazen çok detaylı betimlemeler, felsefi tartışmalar, özellikle Levin’in içsel sorgulamaları biraz yorucu geldi bana. Bazen "şimdi ne diyordu?" diye geri dönüp tekrar okumak zorunda kaldım. O bölümlerde biraz kopuyordum açıkçası. Ama yine de bu yoğunluk, romanın derinliğini ve Tolstoy’un düşünce dünyasını yansıtıyor bence. Sonuç olarak Anna Karenina, bana sadece bir aşk hikâyesi değil, insanın iç dünyasıyla, toplumsal kurallarla ve vicdanıyla verdiği bir savaş gibi geldi. Her karakterin derdi ayrı, her ilişkinin rengi farklı. Kitabın sonunda buruk bir tat kaldı içimde ama aynı zamanda Levin ve Kitty sayesinde umut da kaldı. Ve belki de Tolstoy bize tam da bunu anlatmak istedi: Hayat, acıyla güzelliğin yan yana yürüdüğü bir yol. Hoşçakalın:)
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
·
182 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Okumam için bu kadar ikna edici olabilir ☺️
Gülnihal Acış
Gönderi Sahibi
Teşekkürler kuzum🌸❤️