Okuduğumuz romanları benimsememizin en büyük sebebi romandaki ana karakterdir. Kitabın ana karakterinin hissettiklerine, yaşadıklarına, davranışlarına, düşüncelerine ve duygularına şahit oluruz. İster istemez ana karakter veya karakterlerle bağ kurarız. Kimi zaman onlara öfkelenir, kimi zaman ise üzülürüz. İstediklerini elde ettiklerine onlarla birlikte seviniriz. Tasvip etmediğimiz şeyler olsa da o karakterlerle kurduğumuz bağ sağlıklı olursa kitabı da o kadar sevebiliriz.
Bu romanda ise bir ana karakter yok. Sözde ana bir karakter olsa da kitabın merkezi, ortak mekandır. Kitapta çok fazla karakter ve her bir karakterin farklı bir öyküsü var. Bu karakterler birbirleri ile ilişkisi olsa da olmasa da paylaştıkları şey, açılışında bulundukları otel. Kimi karakter bu otelde çalışan, kimisi otelin ortakları, kimisi ise davetli. Bu durum ise kitabın bütünlüğünü bozmakta. Ancak kitabın okunmasına engel değil.
Kurgulanan hikayelerin ve karakterlerin gerçek olma potansiyeli, romanın etkileyiciliğini arttırıyor. Fantastik öğeler rüyalarda kendisini belli ediyor sadece. Bu hikayeleri okurken benzer şeyleri gazetelerde, televizyonlarda veya sosyal medyada da görebiliyoruz zaman zaman. Anlatılan hikayeler ise belli bir tema üzerinde şekillenmiyor, konu çeşitliliği gösteriyor. Fakat yazarın amacı sadece toplum eleştirisi getirmek mi yoksa eleştirilebilecek her şeyi eleştirmek mi bilemiyorum.
Yazarın kurgusu ve üslubu diğer romanlarından daha farklı. Üslup farklı olsa da akıcı bir şekilde okunabiliyor. Ana bir öykü ve karakter bulunmasa da ortak mekan üzerinden yan hikayelerle kurgulanıyor kitap. Bir sonraki hikayede neler yaşanacağını merak ediyoruz. Anlatılan bazı hikayelerin ilginçliği, bazı hikayelerin ise ibret alınası olması kitap üzerindeki ilginin canlı tutulmasına sebep oluyor.
Bu roman herkese hitap edebilecek bir roman değil. Kitapta bütünlüğün olmaması, ana bir karakterin olmaması, hikayelerin birbirleriyle bağlantısının olmaması, sadece mekan üzerinden ilişkilerinden yan karakterlerin ve çok fazla hikayenin bulunması, insanların kitapla bağ kurmasına engel olmakta ve bu durumun okurların kitabı okurken sıkılmasına, kitabı yarım bırakmayı istemelerine sebep olabilir. Yazarın birçok kitabının yanında bu kitabın sönük kalmasının nedeni de bu durum olabilir.