Konstantiniyye Oteli

7,9/10  (606 Oy) · 
1.696 okunma  · 
498 beğeni  · 
15.610 gösterim
Zülfü Livaneli, zengin bir insan panoramasıyla İstanbul'un derinliklerine inerken şehrin büyülü, ama bir o kadar da acımasız atmosferiyle buluşturduğu okuru sıra dışı yolculuğa çıkarıyor.

2014 yılı Aralık ayının son günleri… Yedi yıldızlı Konstantiniyye Oteli'nin açılış günü ve erken bir yılbaşı kutlaması… İstanbul'un seçkin, kalburüstü simaları, Sultanahmet'teki eski Bizans sarayının kalıntıları üzerine yapılan otelde bir araya geliyor. Aralarında kimler yok ki? Politikacılar, belediye başkanları, Amerikan büyükelçisi, Fener Rum patriği, ünlü gazeteciler, gazete patronları, televizyon "yıldızlar"ı, eski ve yeni zenginler, büyük işadamları…

İstanbul'un yüzlerce yıldır yeraltında yatan ölüleri de davete çağrılmadıkları halde arzı endam etmekte sakınca görmeyip bu cümbüşe dahil oluyorlar. Ve elbette, bir otelin olmazsa olmaz çalışanları, garsonları, komileri, güvenlik görevlileri…

Velhasıl Konstantiniyye Oteli, aslında binlerce yıllık koskoca bir şehir olarak çıkıyor karşımıza. Değişen, dönüşen, ama barındırdığı şiddet nedense aynı kalan bir şehir…
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2015
  • Sayfa Sayısı:
    480
  • ISBN:
    9786050926316
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:

İlk okumaya başladığım anda Orhan Pamuk 'un Kafamda Bir Tuhaflık romanı canlandı. Ama ilerledikçe, kendime sormaya başladım. Batı neresi, doğu neresi? Biz nereye aitiz? Sarayda yaşayanlar ile kulübede yaşayanlar arasındaki uçurumun sıfırlandığı yer neresi? Kadın cinayetlerinden, sünnilikten aleviliğe, yobaz dinciliğe, gençliğin uydurduğu edebi olmayan edebiyat özentisine, tarihin arka odalarından gelen mesajlara, aşka , dostluğa ne ararsanız var bu otelin salonunda. Kıvrak bir anlatımla siyasetin siyasetçinin gerçek yüzünü , hakiki okur olarak okuyun anlayın ve anlatın diye haykıran sayfalar. Teşekkürler Livaneli yüreğine sağlık...

ESRA ÖZGÜL 
10 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Livanelinin okudugum ikinci kitabiydi bu.Ilkinde oldugu gibi okuma aralari verip, google da neymis ne degilmis bu ogrendiklerim seklinde ders calisiyormus gibi suruklendim yine :) Fatih Sultan Mehmed'in turbesinin bulundugu Fatih camii nin yerinde fetihten once,Havariyun Kilisesi oldugunu ve Istanbul un kurucusu konstantinin mezarininda burda oldugunu ogrenmenin saskinligiyla Murat Bardakci kitaplarina sardim.Serenad okumasi sonrasinda da Struma olayini daha detayli farkli kitaplardan okumama sebep olmustu.Ezcumle,livaneli kitaplari sonrasinda uzun okuma listeleri olusuyor olmasi,meraklara mucip olan bi dolu sey ogrenme istegine girismemiz bile yazara tesekkur icin yeterli bir sebep.

Konstantiniyye Oteli benzeri kitaplar

Muzaffer Akar 
28 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Zülfü Livaneli ne kadar kaliteli bir yazar ve entellektüel olduğunu bir kez daha bu romanıyla kanıtladı. Değişik bir tarz denenmiş ve bence başarılı olmuş. Kitapta bir çok karakter var hepsi de sanki etrafımızdan tanıdığımız kişiler, bu karakterlerle tarihten ve günümüzden bir çok olay anlatılıyor, Tabi ki siyasi dokundurmalar ve nükteler serpiştirilmiş, şimdiki iktidara dokunduysa tamemen tesadüftür. Aslında Kostantiniye Oteli bir romandan çok fazlası olmuş, Ustanın yazılarını okurken hiç acele etmiyorum, yavaşça, sindirerek ve bazı satırları tekrar, tekrar okuyarak yapılan çok keyifli bir okumaydı.

Soner AYAN 
28 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Zülfü livaneli gerçek bir usta başka söz bulamıyorum. Kitap biraz kalın biter mi derken tekrar başlayasım bile geldi. Gerçekten çok akıcı olmuş eser. Birbiri ile uyumlu hikayeler arasında geçmişle şimdiki zaman arasında gidip gelebiliyorsunuz.

Ayçagül Akar 
25 Kas 2015 · Kitabı okudu · 25 günde · Beğendi · 8/10 puan

Tarz olarak Livaneli’nin okuduğum diğer kitaplarından farklı olduğu için kitaba hemen ısınamadım. Ancak sayfaları çevirdikçe İstanbul’un tarihi ve birbirinden çok farklı yaşanan hayatları içinde kaybolmuş buldum kendimi. Livaneli değindiği hayat hikâyeleri ile toplumun, cehalet, dini sömürü, maddiyat, yolsuzluk, düzenbazlık, rüşvet, çıkarcılık, özenti, sözde entelektüellik, şiddet… gibi etkenlerle nasıl yozlaştırıldığını, çökertildiğini gözler önüne seriyor. Yeri geliyor yakın tarihimizde yer alan güncel olaylara yer veriyor, yeri geliyor iktidara ya da yazarlara göndermeler yapıyor. Livaneli’nin kalemi ve kurgusu o kadar kuvvetli ki, yarattığı her karakter üzerine uzun uzun düşünebilir, İstanbul’un tarihi hakkında bilmediğiniz gerçeklere ulaşabilirsiniz. Yazarı bu gerçekçi toplumsal analizinden dolayı kutluyor ve kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.

Güler Ayata 
05 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

NEKROPOLİS' te ölüler ile konuşan Zehra.. Kontantinapolis' in gelmiş geçmiş tekrarlanan yaşanmış ve yaşanmaya devam eden hayatları arasında giden gelen kesişen yaşanmışlıklar... İnsana dair ne varsa İstanbul' da zaten var. İstanbul'da ki hayatlardan kesitleri ustalıkla birleştiren Livaneli, kendi hayat hikayemizi bize inceden inceye sorgulattırıyor....

Livaneli nin bu kitaptan önce kardesimin hikâyesi adlı eserini okumuş ve hayal kırıklığına uğramıştım.cunku "serenad" ,"Leyla nin evi" ve "mutluluk" kitaplarından sonra biraz basit bulmuştum. Fakat yazar bu eserle tekrar ivme kazanmış gibi görünüyor. Istanbul kim yazarsa yazsın bitmeyecek bir sehir sanırım. Zülfü Livaneli nin şehrin tarihine ilişkin verdiği bilgiler oldukça ilginçti. Yaşadığımız şehre dair ne kadar az şey biliyormuşuz meğer hissine kapilanlardanim.
Eser iskolik bir genç kadın olan Zehra ekseninde başlıyor fakat kimlere uzanmiyor ki? Istanbulun ölüleri ve dirileri konuşuyor. Bazıları aşina oldugumuz belki yaşadığımız hayatlar, bazılarının ise kıyısından bile gecmemis oldugumuz gazetenin ikinci sayfasındaki havalı zengin hayatlar... politikacılar, is adamları, yazarlar, modellikten oyunculuga geçiş yapmış olanlar, teknoloji bağımlısı gençler, din adamları, gezi eylemcileri, yan kesiciler, cihat yapmak isteğiyle isid'e katılanlar, Alevi Sünni aşıklar ve tabi karşı çıkan ebeveynler, eski bizans ve Osmanlı hükümdar lari, taksiciler, hâkimler, kundaktayken iktidar ortagi olmasin diye bogazlanan bebekler, fetihler için önemli roller oynadıklarını yeni öğrendiğim maymunlar, geyikler, hüzünlü şairler, medya soytarilari... bir otelin balo salonunun içindeki ve dışındaki hayatlar, gosterilenler ve aslinda Olanlar, topragin altindakiler ve ustundekiler... konstantiniyye ve nekropolistekiler. ..
Eserin dili oldukça akıcı. Ayrıca yazar Türkiye'nin dünune bugunune ilişkin konularda yazmış. Bilgi eksikligi olanlara bazıları sadece kurgudan ibaret gelebilir. Iyi okumalar...

Yasin Bektaş 
26 Eki 2017 · Kitabı okudu · 22 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitapta birbirinden farklı ve zaman zaman ortak noktalarda yaşamış kişilerin hikayeleri mevcut. Genel olarak lüks bir otel açılışı için yapılan hazırlıklar, aksaklıklar, masalardaki kişilerin hayata bakışları ve belki de çevresindekileri kişilerin kendilerinden çok aşağıda sıradan bir böcek gibi görmeleri var.

Kitapta bahsedilen Bizans kalıntıları üzerine kurulan otel, ne tesadüftür ki bugün haberlere konusu olan Beşiktaş'taki metro kazısında bulunan 3500 yıllık olduğu söylenen Türklere ait mezarlar bulunması İstanbul'un hâlen tam olarak keşfedilmediğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Kitapta zaman zaman iktidara dolaylı yoldan hicivler olması yaşananları farklı pencereden görmemizi sağlıyor. Eserde birçok konu hakkında bilgi sahibi de olmamız iyi düşünülerek yazıldığını gösteriyor. Bazı bölümlerdeki yürek yakan hikayeler de cabası. Mutlaka okuyun derim. Herkese iyi okumalar.

Fatma kılınçarslan 
05 Haz 2017 · Kitabı okudu · 26 günde · Beğendi · 8/10 puan

"İstanbul'dan insan manzaraları" kitabı en güzel özetleyen cümle bana kalırsa. Kitapta bir çok karakterin duygu ve düşüncelerine yetiştirilme tarzına, kısacası yaptığı bir hareketi neden yapıyor sorusuna çok güzel bir cevap alıyorsunuz. Günümüzdeki yaşantılara güzel bir ayna tutulmuş kitapta.

Pelin 
11 Haz 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Bu kadar çok bilginin bu kadar anlamlı bağlantılar kurularak anlatılması keskin zekalı bir yazarın ürünü olabilirdi ancak. Yazarın diğer kitapları gibi yine akıcı ve kendisini okutan bir kitaptı.
Zaman değişiyor ancak İstanbul'da yaşayan insanların yaşam uğraşları hep aynı kalıyor, bu kitap da işte bunu görmemizi sağlıyor... Bir otel açılışında bir masadan diğer bir masaya konuk olurken karşılaştığınız insanlar sizlere çok tanıdık gelecek. Kimi zaman ölülerin sohbetlerine şahit olacak kimi zaman insanların farklı dünyalarını izleyeceksiniz...
Son olarak, en ilgimi çeken ve gülerek takip ettiğim karakter "üstat" karakteri oldu...

Kitaptan 353 Alıntı

Muzaffer Akar 
20 May 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

...Ankara Üniversitesi'nde ders vermiş olan Ernst Reuter ne demişti bilmiyor musunuz? "Türkiye'de önemli insanlar değersizdir, değerliler ise önemsiz"

Konstantiniyye Oteli, Zülfü LivaneliKonstantiniyye Oteli, Zülfü Livaneli
Çiğdem Aksoy Kahraman 
21 Tem 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Ülkenin düzeni buydu;
Aleviler can verirdi, onları öldürenler ise Meclis'e girerdi.

Konstantiniyye Oteli, Zülfü Livaneli (Sayfa 313)Konstantiniyye Oteli, Zülfü Livaneli (Sayfa 313)

''Sevda, beklemediğin anda başına gelen bir hışım, bir kasırga, bir yıldırım. Her an başına gelebilir, ölümcül bir kaza gibi.''

Konstantiniyye Oteli, Zülfü LivaneliKonstantiniyye Oteli, Zülfü Livaneli
Gül yalçın 
 20 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Kadın aşktan ölmez ama ondan yoksun kalınca solar."

Konstantiniyye Oteli, Zülfü Livaneli (Sayfa 121 - Lou Salome)Konstantiniyye Oteli, Zülfü Livaneli (Sayfa 121 - Lou Salome)
Fatma kılınçarslan 
14 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Lou Salome'nin şöyle bir sözünü okumuştu:"Kadın aşktan ölmez ama ondan yoksun kalınca solar."

Konstantiniyye Oteli, Zülfü Livaneli (Sayfa 121)Konstantiniyye Oteli, Zülfü Livaneli (Sayfa 121)
Yasin Bektaş 
14 Eki 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Yargılanmak istemiyorsan, yargılama

Konstantiniyye Oteli, Zülfü Livaneli (Sayfa 134 - Doğan Kitap)Konstantiniyye Oteli, Zülfü Livaneli (Sayfa 134 - Doğan Kitap)
Muzaffer Akar 
20 May 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

G: Ya annen?
KY: Onu da hiç sorma ağbey, yaşayan ölü oldu garibim. Her gün kabristana gidip ağıt yakıyor, kar yağdığında "Kuzum üşümesin, o çok üşür" diyerek mezarın üstündeki karları kürüyor.
G:Ne diyor ağıtlarında?
KY: Ne bileyim, çok şey söylüyor. Misal, diyor ki, "Benim oğlum can verirken/Çiçekler çığrışıp açtı."

Konstantiniyye Oteli, Zülfü LivaneliKonstantiniyye Oteli, Zülfü Livaneli
mavera 
07 Tem 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yaşam isteği içimden sökülüp alınmış gibi; fazla ışığa dayanamıyorum, gürültüye, yüksek müziğe hiç gelemiyorum, çevremde gördüğüm her şey solmuş, özü çekilmiş, günler bulaşık suyu gibi akıp gidiyor; bana ne oluyor anlamıyorum..

Konstantiniyye Oteli, Zülfü Livaneli (Sayfa 361)Konstantiniyye Oteli, Zülfü Livaneli (Sayfa 361)
36 /

Kitapla ilgili 1 Haber

Zülfü Livaneli: Kafamdaki hikayeleri bitiremedim
Zülfü Livaneli: Kafamdaki hikayeleri bitiremedim Bursa Nilüfer İlçesi Belediyesi Kütüphane Müdürlüğü ‘Edebi Kazılar’ söyleşisine Zülfü Livaneli katıldı. Livaneli 'İçimdeki ezgiyi paylaştım ama kafamdaki hikayeleri bitiremedim' dedi.