Konstantiniyye Oteli

·
Okunma
·
Beğeni
·
24.238
Gösterim
Adı:
Konstantiniyye Oteli
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050926316
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Zülfü Livaneli, zengin bir insan panoramasıyla İstanbul'un derinliklerine inerken şehrin büyülü, ama bir o kadar da acımasız atmosferiyle buluşturduğu okuru sıra dışı yolculuğa çıkarıyor.

2014 yılı Aralık ayının son günleri… Yedi yıldızlı Konstantiniyye Oteli'nin açılış günü ve erken bir yılbaşı kutlaması… İstanbul'un seçkin, kalburüstü simaları, Sultanahmet'teki eski Bizans sarayının kalıntıları üzerine yapılan otelde bir araya geliyor. Aralarında kimler yok ki? Politikacılar, belediye başkanları, Amerikan büyükelçisi, Fener Rum patriği, ünlü gazeteciler, gazete patronları, televizyon "yıldızlar"ı, eski ve yeni zenginler, büyük işadamları…

İstanbul'un yüzlerce yıldır yeraltında yatan ölüleri de davete çağrılmadıkları halde arzı endam etmekte sakınca görmeyip bu cümbüşe dahil oluyorlar. Ve elbette, bir otelin olmazsa olmaz çalışanları, garsonları, komileri, güvenlik görevlileri…

Velhasıl Konstantiniyye Oteli, aslında binlerce yıllık koskoca bir şehir olarak çıkıyor karşımıza. Değişen, dönüşen, ama barındırdığı şiddet nedense aynı kalan bir şehir…
480 syf.
İlk okumaya başladığım anda Orhan Pamuk 'un Kafamda Bir Tuhaflık romanı canlandı. Ama ilerledikçe, kendime sormaya başladım. Batı neresi, doğu neresi? Biz nereye aitiz? Sarayda yaşayanlar ile kulübede yaşayanlar arasındaki uçurumun sıfırlandığı yer neresi? Kadın cinayetlerinden, sünnilikten aleviliğe, yobaz dinciliğe, gençliğin uydurduğu edebi olmayan edebiyat özentisine, tarihin arka odalarından gelen mesajlara, aşka , dostluğa ne ararsanız var bu otelin salonunda. Kıvrak bir anlatımla siyasetin siyasetçinin gerçek yüzünü , hakiki okur olarak okuyun anlayın ve anlatın diye haykıran sayfalar. Teşekkürler Livaneli yüreğine sağlık...
480 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Tesadüf eseri karşıma çıkan bir roman Konstantiniyye Oteli. Bir otobüs firmasında unutularak ve sahibinden ses çıkmamasıyla birlikte elime geçti. Nedense unutulmuş kitaplardan yana şansım yaver gidiyor bugüne kadar beğenmediğim çok az unutulmuş kitap olmuştur.
Livaneli ile tanışma kitabım olması da ayrı bir önem arz ediyor benim için.

Roman tam anlamıyla bir Türkiye tablosu. Zenginin çok zengin , fakirin ise çok fakir olduğu ülkemizde, bu iki değneğin ucundaki insanların bir ipteki cambazlıklarını gözlerimizin önüne seriyor yazar. Bu cambazlık gösterisi kimi zaman gözünüzden yaş getirecek kadar hüzünlü , kimi zaman da insanlardan nefret edeceğiniz kadar iğrenç ve ön önemlisi de gerçek.

Bir otel açılışının ana konu olduğu kitapta otele gelen davetliler ve çalışanlar üzerinde şekilleniyor kitap. Bir de otelin yeraltı Nekropolis \Konstantinopolis yani İstanbul’un altında yatan ölüler. Otelin açılışı bu üç grubun içine ve onların hikayelerine doğru yolculuk yapmamızı sağlıyor.

1. Grup :
Paranın hüküm sürdüğü topraklarımızda , “Kroyum ama para bende!” tiplerinden tutun da paranın içinde yüzerken, bilgisizlik havuzunda boğulan tipler, kurnazlık ile zekayı birbirine karıştıranlar, her şeyi bildiğini sanıp hiçbir şey bilmeyenler, tek değerli bilginin dedikodu olduğuna inananlar, para için her türlü yıkama yağlama yapanlar, ameliyatsız güzel görünmeyeceğine inanan kadınlar, eşlerini aldatan çiftler daha neler neler zenginler çetesini ayakta tutmakta.

2. Grup:
Çoğu İstanbul’a taşı toprağı altın diyerek göç etmiş, kimi umduğunu bulmuş kimi bulamamış. İçlerinde dinine hastalık derecesinden bağlı olup İşid’e katılan da var , çocuklarını ve karısını aşırı kıskançlığın beyinde yarattığı hastalıkla düşüncelerle balkondan atan da var. Bir teneke barakada yaşayıp annesi geçinmek için başka erkekle birlikte olmak zorunda kalmasın diye araba hırsızlığı yapan çocuklar da var. Ya da tecavüzcüsünün boynunu kesip köy meydanına atan ardından tecavüzcüsünden hamile kaldığı için çocuğu yüzlerce kez öldürmeyi denemiş ama başaramamış bir kadın ve onun hapishanede büyüyen çocuğu Garip de var. Türkiye bu, biter mi fakirin fukaranın trajik öyküsü?

3. Grup:
Mezarda kıyamet gününü bekleyen ruhlardan oluşuyor bu grup. Milyonlarca yıl öncesinden günümüze kadar bir sürü insan , hayvan , hatta organ var burada. Hepsi kendi dertlerini kitabın bir bölümünde aktarıyor. Abisi tarafından boğdurulmuş 19 şehzadenin üzgün ruhları, başı kesik olup Ayasofya’nın kapısı arayan at, gözleri oyulan insanlar, Resneli Niyazi’nin Hürriyet Geyiği’nin nasıl katledildiği, hadım edilmiş bir adamın organının , sahibini arayışı, Osmanlı donanmasında kullanılan maymunlara edilen tecavüzler…

İşte bu grupların hepsi o gece otelin açılışında gözlerimizin önüne serildi. Ülkemiz gözlerimizin önüne serildi. Paranın insanı insan yapmadığı , bilginin ne kadar bol ve bizim ülkemizde ne kadar az insanın ona sahip olduğu gözlerimizin önüne serildi. İstanbul üzerinden tüm insanlığın karakterinin anlatıldığı romanda ne kadar çirkin , aç, bir tür olduğumuz adeta yeniden kanıtlandı.

İsa doğdu, peygamberler geldi geçti, kutsal kitaplar bırakıldı. Peki ne değişti ? İnsanlar hala birbirlerini öldürmüyorlar mı ? Komşusu açlıktan ölürken , partilerde , yemeklerde hunharca , kusana kadar yiyip, içmiyorlar mı ? Çocuklar ölmüyor mu ?

İnsan bu dünyaya geldiğinden beri hiçbir şey değişmedi. Hala kötülükle beslenen bir tür olarak yükselmeye , besin zincirinin tepesine geçmeye devam ediyor. Livaneli bunu Türkiye üzerinden aktarmış , bazı tarihi olaylara Gezi’ye ve Roboski’ye yer vermeyi de unutmamış. Hiç değilse medya yerine romanların önemli olayları tarihe aktaracağını bilerek hareket etmesi bile bu romanı benim gözümde güzel kılar. Tam anlamıyla bir karakter ve dünya analizidir. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
480 syf.
·7/10
Livanelinin okudugum ikinci kitabiydi bu.Ilkinde oldugu gibi okuma aralari verip, google da neymis ne degilmis bu ogrendiklerim seklinde ders calisiyormus gibi suruklendim yine :) Fatih Sultan Mehmed'in turbesinin bulundugu Fatih camii nin yerinde fetihten once,Havariyun Kilisesi oldugunu ve Istanbul un kurucusu konstantinin mezarininda burda oldugunu ogrenmenin saskinligiyla Murat Bardakci kitaplarina sardim.Serenad okumasi sonrasinda da Struma olayini daha detayli farkli kitaplardan okumama sebep olmustu.Ezcumle,livaneli kitaplari sonrasinda uzun okuma listeleri olusuyor olmasi,meraklara mucip olan bi dolu sey ogrenme istegine girismemiz bile yazara tesekkur icin yeterli bir sebep.
480 syf.
·Beğendi·10/10
Zülfü Livaneli ne kadar kaliteli bir yazar ve entellektüel olduğunu bir kez daha bu romanıyla kanıtladı. Değişik bir tarz denenmiş ve bence başarılı olmuş. Kitapta bir çok karakter var hepsi de sanki etrafımızdan tanıdığımız kişiler, bu karakterlerle tarihten ve günümüzden bir çok olay anlatılıyor, Tabi ki siyasi dokundurmalar ve nükteler serpiştirilmiş, şimdiki iktidara dokunduysa tamemen tesadüftür. Aslında Kostantiniye Oteli bir romandan çok fazlası olmuş, Ustanın yazılarını okurken hiç acele etmiyorum, yavaşça, sindirerek ve bazı satırları tekrar, tekrar okuyarak yapılan çok keyifli bir okumaydı.
480 syf.
·Beğendi·8/10
Zülfü livaneli gerçek bir usta başka söz bulamıyorum. Kitap biraz kalın biter mi derken tekrar başlayasım bile geldi. Gerçekten çok akıcı olmuş eser. Birbiri ile uyumlu hikayeler arasında geçmişle şimdiki zaman arasında gidip gelebiliyorsunuz.
480 syf.
·Beğendi·9/10
NEKROPOLİS' te ölüler ile konuşan Zehra.. Kontantinapolis' in gelmiş geçmiş tekrarlanan yaşanmış ve yaşanmaya devam eden hayatları arasında giden gelen kesişen yaşanmışlıklar... İnsana dair ne varsa İstanbul' da zaten var. İstanbul'da ki hayatlardan kesitleri ustalıkla birleştiren Livaneli, kendi hayat hikayemizi bize inceden inceye sorgulattırıyor....
480 syf.
·25 günde·Beğendi·8/10
Tarz olarak Livaneli’nin okuduğum diğer kitaplarından farklı olduğu için kitaba hemen ısınamadım. Ancak sayfaları çevirdikçe İstanbul’un tarihi ve birbirinden çok farklı yaşanan hayatları içinde kaybolmuş buldum kendimi. Livaneli değindiği hayat hikâyeleri ile toplumun, cehalet, dini sömürü, maddiyat, yolsuzluk, düzenbazlık, rüşvet, çıkarcılık, özenti, sözde entelektüellik, şiddet… gibi etkenlerle nasıl yozlaştırıldığını, çökertildiğini gözler önüne seriyor. Yeri geliyor yakın tarihimizde yer alan güncel olaylara yer veriyor, yeri geliyor iktidara ya da yazarlara göndermeler yapıyor. Livaneli’nin kalemi ve kurgusu o kadar kuvvetli ki, yarattığı her karakter üzerine uzun uzun düşünebilir, İstanbul’un tarihi hakkında bilmediğiniz gerçeklere ulaşabilirsiniz. Yazarı bu gerçekçi toplumsal analizinden dolayı kutluyor ve kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.
480 syf.
Kesinlikle okunulması gerekli bir Livaneli romanı..en az diğer kitapları kadar güzel yalın bir anlatım ve kişilik analizleri ,birbirinden bağımsız ama ortak payda da birleşen,farklı devirdeki insanları,bir ressamın portresini yaptığında ,fırça darbeleriyle ortaya çıkan şahaserinin oluşumunu izler gibi beynimize,aklımıza ve kalbimize işlemiş...
480 syf.
Zülfü Livaneli ,zengin bir insan panaromasıyla İstanbul'un derinliklerine inerken şehrin büyülü ama bir o kadar da acımasız atmosferiyle okuru sıradışı bir yolculuğa çıkarıyor. (Alıntı)
480 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Bir Livaneli klasiği... Harika bir kitap. Bir romanda bu kadar çok hikaye anlatıp, bu hikayeleri de birbirine oldukça güzel sentezleyebilen başka bir yazar var mı bilmiyorum. İstanbul'un geçmişi ve bugünü arasındaki değişmeyen gerçekler, bir otel açılışında toplanan konuklar ve çalışanlar arasındaki uçurumlar ve ilkel duygularındaki benzerlikler.... Hele ki o akıcı, sade, insanı sıkmayan anlatımıyla çok güzel bir kitap.
480 syf.
·13 günde·9/10
Yine bir Livaneli klasiği. Yine efsane bir roman. Her ne kadar kitabın girişinde 'Bu romanda anlatılan kişiler kurgu ürünüdür. Benzer kişilerle benzerlikleri ancak rastlantı olabilir' dese de Bir roman düşünün ki içinde Tayyip Erdoğan'dan tutun da Mustafa Kemal'e, İlker Ortaylı, Can Dündar, Yahya Kemal, Nazım Hikmet hatta Nihat Doğan ı görebileceginiz ve güncel bir çok olaya vurgu yapılan bir kitap. Roboski katliamı, gezi parkı olayları ve İstanbul tarihine farklı bir bakış. O kadar farklı bir roman ve içeriğin o kadar zengin ki kitap üzerine on kitap daha yazılır. Eleştirdiğim bir kaç nokta var ama onları burada ifade etmeyeceğim. Çok güzel bir kitap. Roman olmanın da ötesinde sağlam bir bilinç kazandırıyor. Tüm övgülere rağmen Livaneli'nin tüm kitapları bir kenara Serenad bir kenara. Yerini tartışmam.
...Ankara Üniversitesi'nde ders vermiş olan Ernst Reuter ne demişti bilmiyor musunuz? "Türkiye'de önemli insanlar değersizdir, değerliler ise önemsiz"
Gerçek her zaman iyi midir? Daha doğrusu gerçeği açığa çıkarmak her zaman iyi sonuç verir mi, yoksa yasayabilmeleri icin, insanların sahte dünyalarına göz yummak daha mı doğru?
Zülfü Livaneli
Sayfa 174 - Doğan Kitap
.. akşamları erken yattığını, yalnız yaşadığını, elindeki kitapları en fazla iki günde bitirdiğini, pek fazla eşi dostu olmadığını,içine kapalı, sönük, hüzünlü bir adam olduğunu biliyordu.
Zülfü Livaneli
Sayfa 349 - DK 1. Baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Konstantiniyye Oteli
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050926316
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Zülfü Livaneli, zengin bir insan panoramasıyla İstanbul'un derinliklerine inerken şehrin büyülü, ama bir o kadar da acımasız atmosferiyle buluşturduğu okuru sıra dışı yolculuğa çıkarıyor.

2014 yılı Aralık ayının son günleri… Yedi yıldızlı Konstantiniyye Oteli'nin açılış günü ve erken bir yılbaşı kutlaması… İstanbul'un seçkin, kalburüstü simaları, Sultanahmet'teki eski Bizans sarayının kalıntıları üzerine yapılan otelde bir araya geliyor. Aralarında kimler yok ki? Politikacılar, belediye başkanları, Amerikan büyükelçisi, Fener Rum patriği, ünlü gazeteciler, gazete patronları, televizyon "yıldızlar"ı, eski ve yeni zenginler, büyük işadamları…

İstanbul'un yüzlerce yıldır yeraltında yatan ölüleri de davete çağrılmadıkları halde arzı endam etmekte sakınca görmeyip bu cümbüşe dahil oluyorlar. Ve elbette, bir otelin olmazsa olmaz çalışanları, garsonları, komileri, güvenlik görevlileri…

Velhasıl Konstantiniyye Oteli, aslında binlerce yıllık koskoca bir şehir olarak çıkıyor karşımıza. Değişen, dönüşen, ama barındırdığı şiddet nedense aynı kalan bir şehir…

Kitabı okuyanlar 4.385 okur

  • Berna Cebba
  • Esra Çaydaş
  • Betül Acar
  • Sema Çakıcı
  • Ezgi
  • İrem Tetik
  • Ayse M.
  • Beyza
  • Pini
  • Busra

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.8
14-17 Yaş
%4.1
18-24 Yaş
%11.8
25-34 Yaş
%28.9
35-44 Yaş
%32.8
45-54 Yaş
%11.7
55-64 Yaş
%1.5
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%75.5
Erkek
%24.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.2 (327)
9
%19.9 (258)
8
%22.1 (287)
7
%15.2 (198)
6
%8.9 (116)
5
%4.4 (57)
4
%1.8 (23)
3
%1 (13)
2
%0.8 (10)
1
%0.8 (10)

Kitabın sıralamaları