Puan vermedi·293 syf.····Okunma: 29 Temmuz 2025 20:06 Öncelikle incelemem tamamen kendi yorumlarım ve anladıklarımdır.
Kİtabın içeriğinden bahsetmeden önce yazar hakkında birkaç anekdot eklemenin uygun olduğunu düşünüyorum. Joanne Greenberg (mahlası Hannah Green) yahudi kökenli bir yazardır. Şizofreni tanısı ile bir süre tedavi görmüştür. Bu kitap bir bakıma toplumun önyargılarını kırmak için yazılmış otobiyografi olarak görebiliriz. Peki ne anlatmaktadır?
Ana karakterimiz Deborah Blau 16 yaşındadır. Şizofreni hastasıdır. Gerçeklik algısını kaybederek, bir savunma mekanizması olarak (kaçış stratejisi) YR Krallığını kurmuştur. Bu krallık başta kendisini yalnız, anlaşılmayan ve mutsuz olduğu alanlarda ortaya çıkıp bir koruma kalkanı oluştururken zamanla cezalandırıcı, yargılayıcı ve tamamen gerçeklikten uzaklaştırılan bir alana dönüştürülmüştür. İki dünya arasındaki bilgilerin birbirine geçmesini engelleyen sansür (yr krallığında bulunan koruyucu gibi düşünebilirsiniz) tamamen dünya ile iletişim kurarken engellemeye çalışan, "onlardan biri değilsin" diyerek kendisinin zehirli bir varlık olduğunu, dokunduğu insanlara zehir bulaştıracağına ayriyeten yanında olan insanları mutsuz edeceğini düşündüğü bir evren. Annesi (Esther) bu durumun henüz düzeyini kavrayamadıkları için son çare hastaneye yatırılması için babası ile olan savaşını kazandı.
Burada 3 yıl gibi bir süre geçirirken onunla görüşmelerini Dr. Fried yürütmüştür. Başta kendini açmakta zorlanan Deborah zamanla gizli bilgilerini doktora açıklamaya başladığı ve deboraha güven veren serüveninde çok fazla iniş çıkışlar yaşamıştır. Bu alanda Dr. Fried ona ılımlı yaklaşmış ve kendi krallığını yıkması için baskıcı bir yol izlememiştir. Bu anlamda birçok açıdan ilerleme gösteren Deborah tüm terapi sürecinde önemle öğrendiği ve bizlere de güzel bir notu var "var gücümle" yani yıkılmayacak bir tabu, değiştirilmeyecek bir düşüncenin var olmadığını var gücümüzle elimizden geleni yapmamız gerektiğini vurguluyor.
Biraz daha derinsel anlamlarına bakalım;
Yaşadığı bu süreç hem yahudi karşıtlığının hem de ailesinin baskılarıyla ilişkilidir.
YR onun bastırdığı travmaları (korkuları, öfkesi) ve çarpıtmalarını içerir. Freud'un id ve süperegosu bir çatışma halindedir.
Benlik algısı parçalara bölünmüş ve değersizdir.
Dünya ise düşmandır. Acımasız ve tehlikeli alan. Burada duyduğu suçluluk ve utanç YR'de ya yok olur ya da değiştirilir.
Dr. Fried ise bir köprüdür. Kurduğu hayali dünya ile gerçeklik arasındaki farkı düşünceyi sorgulama yöntemi ile düşündürür ve ayırt etmesi için yardımcı olur.
Ailesi ise beklentilerinden kaynaklı gerçek Deborah'ı yönlendirmeleri duygusal mesafeye neden olmuştur.
Kitabın dili ağır değil fakat anlamlandırmak için özenle okunmasında fayda vardır. Çünkü diğer dünyayı ve dilini anlamak için tekrar üzerinden geçilebiliyor. Bana göre kitap kesinlikle okunması gereken yapıtlar arasında. Bazı akıl hastalıklarına ve bu durumu yaşayan insanlara yaklaşımımızı değiştirmesi açısından güzel bir kitap. Dışlanmanın çok belirtici bir örneği. Umarım severek okursunuz.
Herkese iyi okumalar dilerim :)