Puan vermedi·336 syf.··
2025 65. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2025 15:33
Normalde polisiye türüyle pek aram yoktur. Ama bu kitap, ilk sayfasından itibaren kendine çeken o tuhaf havasıyla beni içine almayı başardı. Özellikle Başkomiser Perihan Uygur meselesi, üzerinde durulması gereken bambaşka bir konu bence. Çünkü… Polisiye denilince akla hep erkek karakterler gelir ya hani; erkek dedektifler, erkek katiller, erkek mafya babaları, erkek polisler, erkek kabadayılar… Ama Kumarbaz’ın dünyasında kadınlar başrolde. Ve bu sadece bir “kadın temsili” meselesi değil. Kadınların detaycılığı, inadı, bir şeyin peşine takıldığında asla geri dönmeyen yapısı… Kuralları, kanunları bile gerektiğinde hiçe sayan o “bildiğini okuma” hâli… Bu kitapta o kadar güzel işlenmiş ki, yer yer sesini bastırsan da arkadan hep o kadın sesi çarpıyor yüzüne. Perihan Uygur, tam anlamıyla o klasik “babacan” figürün yerini alıyor. Ama bunu anaç bir yerden yapmıyor. Gücünü kadınlığından değil, kararlılığından alıyor. Ve bu, bence en sevdiğim şey oldu. Şimdi bu kadar “kadın, kadın, kadın” dedik diye aklınıza cinsiyetçi bir kitap gelmesin. Tam aksine, burada bahsedilen kadınlık; cinsiyetçilikten fersah fersah ötede, bir duruş, bir ağırlık meselesi. Ayla karakterini okumaksa apayrı bir keyifti. Ayağında kalın botları, yüzünde umursamaz bir ifade, kimseye eyvallahı olmayan o tavır… Perihan’ın yanında hem tamamlayıcı, hem dengeleyici bir figür gibi duruyor. O kadar gerçek, o kadar tanıdık. Kumarbaz romanında beni en çok etkileyen şeylerden biri, polisiye izlerken ya da okurken en sevdiğim o anlatı tekniğinin çok iyi kullanılmasıydı: Aynı anda birden fazla olayın çözülmeye çalışılması… Ve bu olayların, fark etmeden birbiriyle örülüp, sonunda tek bir düğümde buluşması. Roman ilerledikçe birçok farklı olayın, karakterin, izleklerin nasıl iç içe geçtiğini görmek gerçekten diri tutuyor insanı. Okur olarak her zaman tetiktesiniz. Yazarın dilini de ayrıca çok sevdim. O klasik, bayat, yukarıdan bakan anlatıcılardan değil. Yani öyle “ben ne büyük roman yazıyorum” diye okuru dışlayan, tanrılaşan bir anlatım yok. Gerçekliğe yaslanan, gündelik dilin içinde derinleşen bir tarzı var. Ne olduğunuzu unutmuyorsunuz okurken: Bir okuyucu olduğunuzu, bir tanık olduğunuzu, bazen de bir suç ortağı… Ve evet, roman çok güncel. Ama sadece bugüne hitap etmiyor, kalıcı da olacak gibi duruyor. Çünkü sadece bugünün değil, yarının da dertlerine dair şeyler söylüyor. Kumar ve özellikle sanal kumarın çocukların okul önlerine kadar inmesi, kadına ve çocuğa yönelik şiddet, insan kaçakçılığı gibi ağır ama gerçek konuları ele alıyor. Ama bunu didaktik bir yerden değil, sağlam bir kurgu ve gerçeklik duygusuyla yapıyor. Hem bugünü anlatıyor, hem yarın hatırlansın istiyor. Ve bence bu yüzden bu roman sadece okunmaz; hissedilir. Ne desem eksik kalacak gibi ama şunu söylemeden geçemem: Kumarbaz sadece olay örgüsüyle değil, taşıdığı katmanlarla da beni içine çeken bir kitap oldu. Her sayfasında başka bir ses, başka bir düşünce, başka bir yüzle karşılaştım. Ve evet, okurken gerçekten zevk aldım.
KumarbazTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2025301 okunma
·
181 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.