Tahmini Okuma Süresi:
9 sa. 31 dk.
Sayfa Sayısı:
336
Basım Tarihi:
Mayıs 2025
Yayınevi:
Doğan Kitap
ISBN:
9786255941671
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·336 syf.··
2025 34. kitabı
Sevgili yazarımız vesilesiyle Perihan Uygur ile tanışmam Peri’nin Ölümü kitabıyla olmuştu. Hatırlatmakta fayda var; Perihan Uygur serisi Mezun Cinayetleri ile başlayıp Peri’nin Ölümü ile devam ediyor. Tehlikeli Şarkılar ise serinin üçüncü kitabı. Daha önceki yorumlarımda da söylediğim gibi kitapları atlamadan sıralı okursanız ana karakterimizin ve yardımcısı Ayla’nın huyunu suyunu iyice bir öğrenmiş olursunuz, zira kendilerini belirli periyotlarla özlüyorsunuz. Her zaman olduğu gibi Kumarbaz’da da olaylar ilk sayfadan ışık hızıyla başlıyor. Bacılar Bölüğü bu kez iki kola ayrılıp iki farklı suç mahallinde soruşturma yürütüyor. Başkomiser Perihan ve Savcı Yelda KKTC’nde eski bir milletvekilinin cinayetini araştırırken, Ayla ve yardımcısı Hasret Tarlabaşı’nda işlenen bir suçun dosyasına talip oluyor. Birbirinden tamamen bağımsız olan bu iki vakanın soruşturmaları derinleştikçe ortaya hiç tahmin edemedikleri bir tablo çıkıyor. Bu kez kitapta işlenen suçların ardında alıştığımız tarzda psikolojik unsurlar değil, toplumun yozlaşmış değerleriyle ilgili sorunlar var. Fail ya da faillerin motivasyonunu karanlık suç çetelerinin çıkar çatışmaları belirliyor. Kurguda baskın olarak yolsuzluk, kumar baronları, suç örgütleri, çete savaşları, insan kaçakçılığı gibi konular ele alınmış. Hal böyle olunca elbette ortaya siyasi içerikli bir polisiye çıkıyor. Yazar her ne kadar bazı olayları kopuk aile dinamikleri, güven ve soy bağıyla ilişkilendirse de işin politik yönünün ön planda tutulması bana ağır geldi açıkçası. Diğer kitapları severek okumuştum ama bunu Perihan başkomiserin hatırına bitirdim diyebilirim. Ardı arkası kesilmeyen tuhaf ölümler de tadımı kaçıran bir başka etken. Bir ara baktım ki karakterlerin yarısı ölmüş, haliyle kurgu bir noktadan sonra sarmala dönmüş. Öte
KumarbazTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2025301 okunma
10/10
·336 syf.··
2025 120. kitabı
Tuna Kiremitçi, yine yapmış yapacağını… Polisiye sevenlerin gönlünde taht kuran Başkomiser Perihan Uygur, serinin dördüncü kitabı olan Kumarbaz ile bu kez Girne’nin sıcak rüzgârına, kumarhane ışıklarına ve karanlık sırlarına adım atıyor. Kuzey Kıbrıs’ın ünlü otellerinden birinde, eski bir milletvekili ve iş insanı olan Sadık Alpsoykan ölü bulunuyor. İlk bakışta bir kalp krizi denip geçilecek gibi görünen bu ölüm, aslında yılların kirli bağlantılarını, siyasetin görünmeyen yüzünü ve insanın zaaflarını ortaya döken bir düğümün ucu.Perihan Uygur’un yanına Ankara’dan gelen Cumhuriyet Başsavcısı Yelda Kansu eklenince, hikâye yalnızca bir cinayeti çözmekten çıkıyor; iki güçlü kadının zekâsı, dirayeti ve inadıyla hem Girne sokaklarında hem de İstanbul’un Tarlabaşı’nda nefes kesen bir kovalamacaya dönüşüyor. Kiremitçi, Kıbrıs’ın tatlı telaşını, deniz kokusunu ve ışıklı gece hayatını öyle canlı resmediyor ki, adeta masanın bir ucunda zar atanları izliyor, diğer ucunda fısıldaşan gizli anlaşmalara kulak misafiri oluyorsunuz.Bu roman güç, çıkar ve adalet kavramlarının gerçek hayatta nasıl iç içe geçtiğini, bazen de nasıl birbirini boğduğunu gösteren keskin bir ayna. Üstelik karakterlerin arasında gezinen ince mizah ve insani sıcaklık, sayfaları daha da akıcı kılıyor.Kumarbaz, hem katili kim merakıyla hem de bunu gerçekten yapanlar var mı sorgusuyla elinizden bırakamayacağınız bir kitap. Okudukça anlıyorsunuz ki, bazen asıl oyun rulet masasının başında değil, kapalı kapılar ardında oynanıyor. Kumarbaz – Perihan Uygur serisinin nefes kesen dördüncü kitabı: Gerçek oyun, masada değil, perde arkasında oynanıyor.
KumarbazTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2025301 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2025 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2025 16:17
Şimdi ben kitabı beğendim mi yoksa beğenmedim mi bilemiyorum. Tuna Kiremitçi'yi seviyorum. Kalemine diyecek lafım da olamaz lâkin polisiye roman yazarken kişi tanıtımları konunun bütünlüğünü dağıtmasaydı çok daha başarılı olabilirdi. Kitap Perihan Uygur'un ilk göreve başladığı cinayet bilgisiyle anlatıma başlıyor ama bu ne bir ileri gidiş ne de geriye dönüşle bağlanıyor. Havada kalan bir bölüm. Konu heyecanlı, merakla okutuyor fakat bu sefer de cinayetin ortasında karakterin kişi tanıtımına giriyor. Çoğunda bu tanıtımlar romana etki etmeyip konudan kopmayı sağlıyor üstelik. Toplam yedi cinayet ve merak uyandıyor. Ve fakat ben bir polisiye roman okumak istediğimde Perihan Uygur okumak istemeyeceğim muhtemelen
KumarbazTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2025301 okunma
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
Tuna Kiremitçi, Perihan Uygur polisiye serisinin devamı olan Kumarbaz romanında bu kez bizi Kuzey Kıbrıs'ın karanlık atmosferine ve İstanbul’un tekinsiz arka sokaklarına götürüyor. Eski milletvekili ve zengin iş insanı (aynı zamanda bir kumarbaz) Alp Soykan’ın Girne’de ölü bulunmasıyla başlayan hikâye, yalnızca bir cinayetin peşine düşenlerin değil; aynı zamanda güç ilişkileri, devlet içi hesaplaşmalar ve bireysel kırılmaların da izini süren bir yapboz gibi ilerliyor. Hikâyenin merkezinde yer alan Başkomiser Perihan Uygur ve Savcı Yelda Kansu, güçlü ve kararlı kadın karakterleriyle dikkat çekiyor. İstanbul Tarlabaşı’nda meydana gelen bir başka cinayet de Komiser Ayla'nın dosyasına düşüyor. Soruşturma ilerledikçe yeni cinayetler ve beklenmedik intiharlar olayları daha da içinden çıkılmaz hâle getiriyor. Ayla ve Perihan’ın yolları tuhaf ve sarsıcı bir şekilde yeniden kesişiyor… Kiremitçi, polisiye türünün alışılmış sertliğini kendi tarzına özgü yalın ve içten diliyle yumuşatmayı başarıyor. Her karakterin kendine özgü bir yarası, her diyaloğun altında saklı bir anlam var. Kurgu zekice örülmüş; karakterlerin derinliği, anlatımın sadeliğiyle birleşince ortaya temposu yüksek ama aynı zamanda duygusal derinliği olan bir polisiye çıkıyor. Başkomiser Perihan Uygur, benim için artık sevdiğim polisiye karakterler arasında. Erkek egemen bir dünyada,roman baş karakterlerinin bile erkek olduğu bir düzende; sadece olayları çözen değil, aynı zamanda bu yapıya sessiz bir başkaldırı getiren bir figür olması onu daha da özel kılıyor. Yazarın, Perihan karakterini Perran Kutman’dan esinlenerek oluşturduğunu ve ismini bile oradan aldığını daha önceki söyleşilerinde duymuş ve bu detayı çok sevmiştim. Karaktere olan sempatim de bu nedenle daha da pekişti. Özellikle Alp Soykan’ın cesedinin
Polisiye / Gerilim
KumarbazTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2025301 okunma
6/10
·336 syf.··
2026 31. kitabı
~yorum Başkomiser Perihan Uygur serisinin 4'üncü kitabı. Rutin ve durgun ilerleyen bir seriydi. Diğerlerine göre bunu beğendim diyemem. Bazı yerlerinde gereksiz hareketlere gözlerimi devirerek, bazı yerlerinde de keyifle okudum. Abartı ölümler ve kısır döngü olaylar tadını kaçırmış kitabın. Olay uzasın diye uzatılmış konular sıkıyor çoğu zaman. Siyasi olaylara bağlaması da pek ilgimi çekmedi. Kısacası sıkı polisiye okuru iseniz basit gelecektir.
KumarbazTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2025301 okunma
8/10
·336 syf.·
2025 326. kitabı
Perihan Uygur serisinin 4. Kitabını da okumus oldum. Açıkcası Tuna bey gittikçe kalemini düzeltiyor ama hala aksakliklar var. Sadık Alp'ın KKTC'de ölümüyle başlıyor eski milletvekili hatırlı kişi ama kumarbaz Başkomser Perihan cinayeti çözmek için gidiyor hem de yaninda Cumhuriyet Savcisi Yelda ile. Diğer cinayette Tarlabaşında oluyor eski bir tetikçi öldürülüyor. Ona da Ayla ve Hasret bakıyor. Genelde olduğu gibi ilerliyor ama araya Sadik beyin son günü olduğunu bilseydi,Hollywood aktristi ve Yelda'nin maceralari vs giriyor keske girmeseydi. Bir de o ne son öyle. O kısım biraz zorlama hissettirdi kitabın devami geleceği de belli hadi bakalim insallah daha da iyi olur.
2025 Okuma Raporları
KumarbazTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2025301 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2025 65. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2025 15:33
Normalde polisiye türüyle pek aram yoktur. Ama bu kitap, ilk sayfasından itibaren kendine çeken o tuhaf havasıyla beni içine almayı başardı. Özellikle Başkomiser Perihan Uygur meselesi, üzerinde durulması gereken bambaşka bir konu bence. Çünkü… Polisiye denilince akla hep erkek karakterler gelir ya hani; erkek dedektifler, erkek katiller, erkek mafya babaları, erkek polisler, erkek kabadayılar… Ama Kumarbaz’ın dünyasında kadınlar başrolde. Ve bu sadece bir “kadın temsili” meselesi değil. Kadınların detaycılığı, inadı, bir şeyin peşine takıldığında asla geri dönmeyen yapısı… Kuralları, kanunları bile gerektiğinde hiçe sayan o “bildiğini okuma” hâli… Bu kitapta o kadar güzel işlenmiş ki, yer yer sesini bastırsan da arkadan hep o kadın sesi çarpıyor yüzüne. Perihan Uygur, tam anlamıyla o klasik “babacan” figürün yerini alıyor. Ama bunu anaç bir yerden yapmıyor. Gücünü kadınlığından değil, kararlılığından alıyor. Ve bu, bence en sevdiğim şey oldu. Şimdi bu kadar “kadın, kadın, kadın” dedik diye aklınıza cinsiyetçi bir kitap gelmesin. Tam aksine, burada bahsedilen kadınlık; cinsiyetçilikten fersah fersah ötede, bir duruş, bir ağırlık meselesi. Ayla karakterini okumaksa apayrı bir keyifti. Ayağında kalın botları, yüzünde umursamaz bir ifade, kimseye eyvallahı olmayan o tavır… Perihan’ın yanında hem tamamlayıcı, hem dengeleyici bir figür gibi duruyor. O kadar gerçek, o kadar tanıdık. Kumarbaz romanında beni en çok etkileyen şeylerden biri, polisiye izlerken ya da okurken en sevdiğim o anlatı tekniğinin çok iyi kullanılmasıydı: Aynı anda birden fazla olayın çözülmeye çalışılması… Ve bu olayların, fark etmeden birbiriyle örülüp, sonunda tek bir düğümde buluşması. Roman ilerledikçe birçok farklı olayın, karakterin, izleklerin nasıl iç içe geçtiğini görmek gerçekten diri
KumarbazTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2025301 okunma
Puan vermedi
#kumarbaz Bir Başkomiser Perihan Uygur Polisiyesi... Yazarın Mezun Cinayetleri, Perinin Ölümü, Tehlikeli Şarkılar ve serinin son kitabı Kumarbaz kitapları bulunmaktadır. Seri olduğunu bilmeden direk bu Kumarbaz kitabını okudum. Seriyi ilk kitaptan okumaya başlasaydım karakterleri daha iyi taniyabilirdim Başkomiser Perihan ve Ankara'dan görevlendirilen Başsavcı Yelda Kıbrıs'a giderler... Kumar oynamaya giden Eski TBMM vekili Sadık Alpsoykan öldürülür. Her ay düzenli kumar oynamaya gidermiş. Başkomiser Perihan Kıbrıs'ta bu vakayı araştırırken İstanbul'da cinayetler işlenir. Perihan ın ekibi bu cinayetleri işleyenlerin peşine düşer. Bu cinayetlerin birbirleriyle bağlantısı var mı ? Eski milletvekili neden öldürüldü? Cinayetleri işleyenlerin amacı nedir ? Soruların cevapları ve devamı kitapta
KumarbazTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2025301 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2025 78. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2025 10:51
##okudumbitti YAZAR: TUNA KİREMİTÇİ YAYIN: DOĞAN KİTAP Herkese selam bugün sizlere Tuna Kiremitçi'nin kaleminden çıkan kumarbaz kitabıyla geldim. Kitabın her bir sayfası aksiyon doluydu ve sonunda her polisiye kitabın olduğu gibi katil ters köşe yaptığı beklemediğim kişi çıktı diyebilirim. Neyse çok uzatmadan konusuna gelecek olursak. Bir ceset, iki şehir ve çözülmeye direnen karanlık bir sır... Kıbrıs Girne’de, virane bir binanın içinde bir ceset bulunur. Maktul, bir zamanların ünlü iş insanı ve eski milletvekili Sadık Alpsoykan’dır. Hayatı boyunca tüm mal varlığını tüketmeye kararlı olan Sadık Alpsoykan için Kıbrıs ve kumarhaneleri, sık sık ziyaret ettiği yerlerdendir — ki ölüm de onu orada bulmuştur. Maktulün Türk vatandaşı ve tanınmış bir isim olması; Kıbrıs’ın yardım çağrısı, İstanbul Emniyeti ile Ankara’yı harekete geçirmiştir. Başkomiser Perihan Uygur ile Cumhuriyet Başsavcısı Yelda Kansu, Girne’ye gönderilir. Onlar Girne’de araştırmalarını sürdürürken, Perihan’ın yardımcıları Ayla ile Hasret de İstanbul’da ipuçlarının peşindedir. Bu sırada İstanbul Tarlabaşı’nda da bir cinayet işlenir ve Perihan’ın yardımcıları hemen olayın başına geçer. Olaylar derinleştikçe, iki cinayet arasında bir bağlantı olup olmadığı sorusu zihinleri kurcalamaya başlar. Girne’deki cinayet ise, ellerindeki gücü kullanan ve yasa dışı işlerle uğraşan kişiler tarafından örtbas edilmeye çalışılır. Ama Başkomiser Perihan Uygur, fazlasıyla dahil olduğu bu cinayet dosyasını çözmeden bırakacak biri değildir. Kumarbaz, sizi Girne ve İstanbul arasında geçen tempolu, merak uyandıran, ters köşelerle dolu bir polisiye hikâyeye davet ediyor. Paranın, gücün ve adaletin iç içe geçtiği bu roman; hem gerilim hem kurgu severlerin favorisi olmaya aday! Sizce iki cinayet arasında bağ olabilir
KumarbazTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2025301 okunma
Puan vermedi·336 syf.·
2025 45. kitabı
1993 yılında Pendik'teki bir izbede cinayete kurban gitmiş Saraybosnalı bir şahıs bulunur. Olay yerine gelen Gafur başkomiserin yardımcısı Perihan'ın ilk cinayet soruşturmasıdır. Şimdilerde aradan 30 yıl geçmiş, Gafur başkomiser emeklilik sonrası vefat etmiş, Perihan ise başkomiser olmuştur. Eski milletvekili Sadık Alpsoykan her yıl olduğu gibi o yıl da KKTC'ye kumar oynamaya gitmiş, fakat bir cinayete kurban edilmiştir. Olay için çok görevlendirilen Perihan Başkomiser ile Savcı Yelda'nın yoluna yeni cinayetler çıkarken, 87 yaşındaki Alpsoykan'ın ölümü olağan sayılmak ve dosya kapatılmak istenmektedir. Perihan Başkomiser ise olaylara şüphe ile yaklaşmaktadır. Tuna Kiremitçi'nin kalemiyle ve 'Perihan Uygur Polisiye' serisiyle ilk kez tanıştım. Açıkçası suçlunun kim olduğunu son sayfaya kadar tahmin edemedim. Kurgu da güzeldi, sonuna kadar heyecanla götürdü beni. Sadece tek bir yerde, takıldığım bir minik mantık hatası oldu. Onun dışında güzel bir okuma oldu benim için.
Roman
KumarbazTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2025301 okunma

Yazar Hakkında

Tuna KiremitçiYazar · 21 kitap
İlk şiirleri, Galatasaray Lisesi yıllarında Varlık dergisinde yayımlandı. Kendisine "Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü"nü kazandıran "Ayabakanlar" adlı kitabı 1994 yılında okuyucuyla buluştu. 1997’de Bosnalı şair İzzet Sarayliç’le "Erguvan Balkan Şiir Ödülü"nü paylaştı. Bunu 1998 tarihli ikinci şiir kitabı olan "Akademi" izledi. Tuna Kiremitçi'nin 2002’de çıkan ilk romanı "Git Kendini Çok Sevdirmeden" büyük yankı uyandırdı ve o yılın önemli edebiyat olaylarından biri kabul edildi. 2003'te ikinci romanı "Bu İşte Bir Yalnızlık Var" ve şiirlerini derlediği "Bazı Şiirler Bazı Şarkılar" yayımlandı. 2005 yılında yayımlanan "Yolda Üç Kişi" adlı romanı da geniş bir okuyucu kitlesiyle buluşmuş ve beğeni kazanmıştır. Daha sonra da 2007 tarihli "Dualar Kalıcıdır", 2009'da "Küçüğe Bir Dondurma", 2011'de "Selanik'te Sonbahar" ve 2012'de "Gönül Meselesi" romanları yayımlanmıştır. Genellikle sıradan insanların trajedilerini, günümüz toplumundaki kadın-erkek ilişkilerinin açmazlarını ve yaşlanmanın melankolisini hüzünlü, yer yer de gülümseten bir anlatımla işlediği romanları, Profesör Gürsel Aytaç tarafından Türk edebiyatında "romantik ironi" örnekleri olarak değerlendirilmiştir (Hürriyet Gösteri; Temmuz-Ağustos 2005). Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde sinema eğitimi gören, kısa filmleri çeşitli festivallerde ödüller alan Tuna Kiremitçi, 2009 yılında ilk uzun metrajlı filmi "Adını Sen Koy"un çekimlerini tamamlamıştır. Ayrıca, 1990'lı yıllarda Kumdan Kaleler topluluğuyla Etnik Rock çalışmaları yapmış, besteci ve solist olarak bir albüme ("Denize Doğru"; 1996) imza atmıştır. 2010 yılında polisin yabancı uyruklu kadınları pazarlayan bir fuhuş mafyasına yaptığı operasyonda ismine mafyanın müşterileri arasında rastlamış, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na ifade vermeye çağrılmıştır. Romanları 10 dile (Fransızca, Almanca, Bulgarca, Yunanca, Romence, Estonca, Portekizce, Boşnakça, Arapça, Çince) çevrilen Kiremitçi, bir oğul babasıdır. Bir dönem Cumhuriyet gazetesinde yazmıştır. 11 Haziran 2010 tarihi itibarı ile Hürriyet gazetesinin Kelebek ekinde yazmaya başlamışsa da 2012 yılında görevine son verilmiş, gazetenin kadrosundan çıkarılmıştır.