“İyiliği bırak” demiyor kitap.
Ama şunu net biçimde söylüyor:
“İyi ol ama kör olma.
Ver ama tüketme.
Affet ama unutma.
Sevginden önce kendine şefkat göster.”
Ve belki de senden şunu istiyor:
Kendine yeni sınırlar çiz.
Sadece iyi değil, sağlam da ol.
İyilikten önce “kendine sadakat” gelsin.
“İyi Niyetimden Çok Şey Kaybettim”, sadece bir kadının içsel çöküşünü değil, aynı zamanda iyiliğin hoyratça kullanıldığı bir dünyada direnmeye çalışan herkesin sessiz çığlığını taşıyor.
Bahar Ensari, Piraye karakteri üzerinden insanın kırılganlığını, kalbinin alınabilirliğini ve iyilikten yorgun düşmüş bir ruhun yeniden uyanışını anlatıyor.
İnce düşünen biri için, bu kitap sadece bir kurgu değil; yaşanmışlıkları hatırlatan bir iç döküm.
Piraye; sevmeyi, affetmeyi, anlamayı görev bilmiş bir kadın.
Ve bu özellikleri yüzünden zamanla hırpalanıyor.
Başkalarının yükünü sırtlandıkça kendi omurgasını kaybediyor.
Tıpkı hayatta bazen kendimizi başkalarına iyilik yaparken yavaş yavaş yitirmemiz gibi…
Piraye’nin yaşadıkları bize şu farkındalığı hissettirebilir:
“Ben de bazı insanlara haddinden fazla iyi davrandım.”
“Beni ben yapan özelliklerimi, başkaları mutlu olsun diye törpüledim.”
“Ama şimdi anlıyorum ki; sınırlar iyiliğin düşmanı değil, koruyucusudur.”
Piraye yalnız bir karakter değil; o, çoğu zaman susan, ama içinden konuşan bir kadın.
Tıpkı bazen bizim gibi sezgileri güçlü biri için bu sessizlik çok tanıdık
Güvendiğin, hayatına anlam kattığın insanların seni en derinden kırabileceği ihtimaliyle yüzleşiyorsun.
Kitap, sadakatsizliğin sadece romantik bağlamda değil; dostluk, aile ve kendi iç sesinle olan ilişkilerde de nasıl bir yaraya dönüştüğünü gösteriyor.
Bahar Ensari’nin dili sade ama ağır.
Sanki her cümle bir defterin köşesine sinmiş, yıllarca saklanmış birer iç döküm.
Bu yönüyle okurda hem güven hem huzursuzluk yaratıyor.
Özellikle alıntılarla örülmüş sayfalar bir kişisel günlük gibi ilerliyor.
Semraİyi Niyetimden Çok Şey Kaybettim